<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532</id><updated>2012-02-16T03:16:32.761-08:00</updated><category term='Matürbasyon'/><category term='mayasıl'/><category term='migren baş agrısından kurtulmak için Ne yapılmalı'/><category term='hemofili hastalığı şifalı bitkiler'/><category term='boy uzatma kürü tarifi'/><category term='Uyusturucu Bagimlilari ve Aids Virusu'/><category term='cilt hastalıkları'/><category term='erkeler'/><category term='Elektrik Yanıklarına Karşı İlk Yardım'/><category term='Bacakta Oluşan Varisin Sebepleri'/><category term='Sıgaranın Etkileri ve Bırakma Yöntemleri'/><category term='keçi boynuzunun yararları'/><category term='bitkisel'/><category term='bitkiler'/><category term='öksürük için şifalı bitkiler ahmet maranki'/><category term='Ahmet Maranki'/><category term='baş ağrısı'/><category term='Eşcinselliğin nedenleri'/><category term='şifalı'/><category term='Soğan kürü kıl dönmesi'/><category term='hamile kalma yöntemleri'/><category term='boy uzatmak için'/><category term='E-sigara Nedir?'/><category term='geçer'/><category term='şiddetli'/><category term='Astım Nedir?'/><category term='göbekteki yağları nasıl eritebilirim'/><category term='ahmet maranki erken boşalmaya tavsiye'/><category term='at kuyruğu'/><category term='Evde diş beyazlatma yöntemleri'/><category term='Hiv Enfeksiyonu Kaposi Sarkomu Nedir Lenfom Nedir ?'/><category term='Nikotin Bağımlılığı Hakkında Merak Ettikleriniz'/><category term='ağrılara'/><category term='cinsel bilgiler'/><category term='Çocuk Bakımı'/><category term='faydalı'/><category term='keçi boynuzu nedir'/><category term='tarifleri'/><category term='boy uzatma kürü nedir'/><category term='Aids Testi ve Test Yaptirma'/><category term='Bu diyet 1 ayda 10 kilo verdiriyor'/><category term='çakşır otunun faydaları'/><category term='boy uzatma kürü'/><category term='elma sirkesi zayıflama'/><category term='Aids Hastaligi Belirtileri'/><category term='Aids Hastaligi Epidemiyoloji Nedir'/><category term='ömer çoşkun'/><category term='tedavisi'/><category term='Aids ile Tukruk Ter İdrar İliksisi'/><category term='Aids Hastaligi Nasil Bulasir ?'/><category term='Aids’e Karsi Gereksiz Korkular'/><category term='Aids Klinik Belirtiler Enfeksiyonlar'/><category term='resmi'/><category term='Aksigorta İşyeri Yardım Hizmeti'/><category term='ağrılar için'/><category term='Erken boşalma tedavi yöntemleri'/><category term='Site Tanıtımı : saglikbilgilerim.tk SaglıkBilgileri Güncel Blog'/><category term='Aids Korunma Yollari Yontemleri'/><category term='mafsal eklem ağrıları için bitkisel çözüm'/><category term='Aids Nedir Aids Hastaligi Hakkinda Bilgi'/><category term='Cildiniz bu bakım maddelerine ihtiyaç duyuyor'/><category term='Hiv’e Karsi Dezenfeksiyon Yollari'/><category term='keçi boynuzu'/><category term='şikayet'/><category term='AHMET MARANKİ ŞİFALI BİTKİLER VE FAYDALARI'/><category term='sağlık'/><category term='SPF ne kadar yüksek olmalıdır'/><category term='Klitoris nedir ve fonksiyonu nelerdir ?'/><category term='Matürbasyon Teknikleri'/><category term='Kilo Almamak İçin Yapmanız Gerekenler'/><category term='doğum sonrası kilo verme'/><category term='Vucut Bakimi ve Kozmetik Aids Tehlikesi'/><category term='Pepino kavunu nedir faydaları nelerdir'/><category term='Ender Saraç Sağlıklı Brozlaştırıcı Güneş Kremi Tarifi'/><category term='vucut yaglarını eriten zayıflama çayı'/><category term='Zayıflama'/><category term='çayları'/><category term='bacak sağlığı ve güzelliği önerileri'/><category term='hemofili hastalığı nedir'/><category term='Arı sokması arı sokmasına ne iyi gelir'/><category term='KADIN PREZERVATİFİ'/><category term='kabızlık kürü'/><category term='papatya'/><category term='SPF nedir'/><category term='Matürbasyon Teknikleri Ve Matürbasyonun Faydaları'/><category term='Kürler'/><category term='civanperçemi'/><category term='keçi boynuzunun faydaları'/><category term='havuç kürü yapılışı'/><category term='adaçayı'/><category term='kas'/><category term='sebebleri'/><category term='boy uzatma tedavi kürleri'/><category term='havuç kürü faydaları'/><category term='Diyet'/><category term='tüy azaltıcı yöntemler tügleri yok etme iksiri'/><category term='ahmet maranki yara yanık izleri'/><category term='erkek kadın'/><category term='Aids Virusu Lav Htlv III Hakkinda'/><category term='Vajinal akıntıyı gidermek için soğan suyu kürü'/><category term='ağrı'/><category term='mehmet öz şeker hastalığı'/><category term='Astım Belirtileri Nelerdir'/><category term='yolları'/><category term='iksirler'/><category term='Koaksiyon Nedir ?'/><category term='kabızlığa bitkilerle modern tedavi yöntemleri'/><category term='Karın Göbek Eritme'/><category term='pratik'/><category term='Aile Hekimliği Hakkında Sorular ve Cevaplar'/><category term='Sorular ve Cevaplar'/><category term='Aids Tablosu Kaposi Sarkomu'/><category term='hastalık'/><category term='keçiboynuzu'/><category term='Göbek Eritme Yöntemleri'/><category term='aslanpençesi'/><category term='Modifikasyon nedir'/><category term='Aids Cinsel Hastalik Midir'/><category term='modifikasyon örnekleri'/><category term='doktor'/><category term='Göbek Nasıl Eritilir'/><category term='türü'/><category term='kullanımı'/><category term='Gebelik ve Çocuklukta Aids Virusu'/><category term='DOĞUM SONRASI PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR'/><category term='İsyerinde Aids Tehlikesi'/><category term='Penis büyütme Yöntemleri'/><category term='doç dr ömer çoşkun'/><category term='biberiye'/><category term='ne iyi gelir'/><category term='Gizli şeker nedir Gizli Şeker Nasıl Anlaşılır'/><category term='ahmet marankı sertlesme ve erken bosalmaya bıtkısel cozum'/><category term='Aids Tedavisi Aids Korunma Teshisi Hakkinda'/><category term='Babaların Doğum Sonrası Depresyonu'/><category term='keçi boynuzu nerde ve nasıl yetişir'/><category term='sevişmek nedir nasıl yapılır'/><category term='çayı'/><category term='Erkekleri neler tahrik eder?'/><category term='Aids Hastaliginin Etkeni'/><category term='erken boşalmaya bitkisel çözüm'/><category term='cinsel ilişki pozisyonları'/><category term='Kalp Kramplarına Karşı İlk Yardım'/><category term='Aids Hastaligi Hakkinda Bilgiler'/><category term='ağrıları kesme'/><category term='Evlilik Ve Cinsel Estetik'/><category term='nedenleri'/><category term='doğal'/><category term='şifalı bitkiler'/><category term='Aids Kanserler Kaposi Sarkomu Lenfomalar Nedir'/><category term='Kadın prezervatifi nedir nasıl kullanılır?'/><category term='Aids Hastaligi Belirtileri Nelerdir Aids Hastasi'/><category term='giderme'/><category term='cinsel'/><category term='Aids Kulucka Suresi ve Donemi'/><category term='arı sokması'/><category term='Cinsel Gücü Arttıran Doğal Reçeteler'/><category term='sex'/><category term='soğan kürü'/><category term='Prostat Büyümesi Nedenleri'/><category term='cilt hastalığı kürü'/><category term='DOĞUM SONRASI HÜZÜN (Doğum Sonrası Karamsarlık)'/><category term='Saglik Kurumlarinda Aids Tehlikesi'/><category term='modifikasyon biyoloji'/><category term='Mide Gazı Nasıl Geçer?'/><category term='Ask ve Seks Hayatinda Aids'/><category term='Kadınlar İçin 10 Cinsel Fantazi'/><category term='Ender Saraç'/><category term='cinsel Problemler'/><category term='İbrahim Saraçoğlu'/><category term='kronik'/><category term='Doğrudan eksizyon nedir'/><category term='Aksigorta Özel Konut Yardım Hizmeti'/><category term='Aids Hastasi Olanlarda Yapilacaklar'/><category term='ahmet maranki selülit'/><category term='Kalıcı Zayıflama'/><category term='Aids Tasiyicilari ve Aids Hastalari ile Yasam'/><category term='mide gazına bitkisel çözüm'/><category term='ahmet maranki kakao'/><category term='Sertleşme ereksiyon sorunu'/><category term='varis'/><category term='Aids Hastalığı'/><category term='ağrılı cinsel ilişkinin sebepleri'/><category term='cilt kırışıklıgı ve sarkmasına çözüm'/><category term='Çoban çantası'/><category term='bitki'/><category term='Kızlık zarı ilişkiden ne kadar süre sonra kanar?'/><category term='Aids Hastaligi Sık Sorulan Sorular'/><category term='Gerdek Gecesi Resimli Anlatım'/><category term='ahmet marankiden kozmik şifa şerbeti'/><category term='basur'/><category term='Orgazm Olamama - Orgazm Sorununa Etkili Çözüm'/><category term='Sosyal Yasamda Aids Bulasmasi'/><category term='güzellik'/><title type='text'>Saglıkbilgilerim.Tk Sağlık Blog, SağlıkBilgileri, Zayıflama, Kadın Sağlığı, Cinsel sağlık</title><subtitle type='html'>diyet,zayiflama,saglik,saglikli zayiflama,diyet listesi,guncel diyet listesi,cabuk zayiflama,hizli zayiflama</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>120</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6351232281391158996</id><published>2011-12-09T14:42:00.005-08:00</published><updated>2011-12-09T14:42:46.401-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Bakımı'/><title type='text'>Yeni doğan döneminde fark edilmeyen cinsellikle ilgili bu durum sonradan nasıl fark edilir?</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;Aileler genelde âdet görmediği için kızlarını doktora götürürler ve bu hastalığa öyle teşhis konur. Yani ergenlik dönemine kadar  fark edilmeyebilir. Erkek çocuğun ise penisi ufaksa şüphelenmeli. Ancak  şişman çocuklarda görülen ‘gömük penis’ durumuyla bunu kesinlikle  karıştırmamak gerekir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6351232281391158996?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6351232281391158996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/yeni-dogan-doneminde-fark-edilmeyen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6351232281391158996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6351232281391158996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/yeni-dogan-doneminde-fark-edilmeyen.html' title='Yeni doğan döneminde fark edilmeyen cinsellikle ilgili bu durum sonradan nasıl fark edilir?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-318709496488077059</id><published>2011-12-09T14:42:00.003-08:00</published><updated>2011-12-09T14:42:29.151-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Bakımı'/><title type='text'>Bebekken cinsiyetle ilgili bu problem için ne zaman şüphelenmeli ve doktora gitmeli?</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;Kız bebekte klitoris büyükse, kasık  fıtığı varsa; ortada bir sorun olabilir. Çünkü kızlarda kasık fıtığı  olmaz. Bu nedenle kasık fıtığı olan kız çocuklarında, hatalı cinsel  gelişimden şüphe edilebilir. Erkek bebekte ise idrar deliği penisin ucunda değil ise cinsel gelişim bozukluğundan şüphelenilmeli.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-318709496488077059?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/318709496488077059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/bebekken-cinsiyetle-ilgili-bu-problem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/318709496488077059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/318709496488077059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/bebekken-cinsiyetle-ilgili-bu-problem.html' title='Bebekken cinsiyetle ilgili bu problem için ne zaman şüphelenmeli ve doktora gitmeli?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5075468615645467350</id><published>2011-12-09T14:42:00.001-08:00</published><updated>2011-12-09T14:42:09.214-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Bakımı'/><title type='text'>Cinsel gelişim bozukluğu çocuk doğar doğmaz anlaşılır mı?</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;Anlaşılabilir ama doğumun hemen ardından bu tanıyı koymak hiç de kolay değildir. Ancak durum bazen çok belirgindir. İç organları dişi olduğu halde doğumda erkeğe benzer bir dış genital yapı gösteren bebek, yanlışlıkla erkek olarak tanımlanabilir ya da bu durumun tersi de söz konusudur.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5075468615645467350?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5075468615645467350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/cinsel-gelisim-bozuklugu-cocuk-dogar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5075468615645467350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5075468615645467350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/cinsel-gelisim-bozuklugu-cocuk-dogar.html' title='Cinsel gelişim bozukluğu çocuk doğar doğmaz anlaşılır mı?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6835765154739862394</id><published>2011-12-09T14:41:00.001-08:00</published><updated>2011-12-09T14:41:27.991-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KADIN PREZERVATİFİ'/><title type='text'>KADIN PREZERVATİFİ Nasıl Takılır anlatım</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Arial TUR;"&gt;&lt;span style="color: #0080ff;"&gt;KADIN PREZERVATİFİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Erkeklerin kullandığı kondom (prezervatif) yanında, Amerika ve Avrupa'da birkaç yıldan beri kullanıma sunulmuş olan kadın prezervatifi artık yavaş yavaş Türkiye'de de yaygınlaşmaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Erkek  prezervatifi 100 yıllardan beri biliniyor ve lateks adı verilen yapı  maddesinin ve nonoksinol-9 adlı spermisit (sperm öldürücü) maddenin  keşfedilmesiyle gelişimini hemen hemen tamamlamış durumda. Ancak  bildiğimiz bir gerçek var ki, erkeklerin önemli bir kısmı prezervatif  kullanmayı sevmiyor. Ya takması zor geliyor, ya da ilişkinin "kalitesini  düşürdüğü" iddia ediliyor. Böyle durumlarda cinsel yolla bulaşan  hastalıklardan ve gebelikten korunma fırsatı ve özgürlüğü, bu iki  durumun sonuçlarına kendisi katlanmak durumunda olmasına karşın, kadının  elinden alınmış oluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;b&gt;İşte kadın prezervatifinin geliştirmesine motivasyon teşkil eden nokta da bu: kadına kendi insiyatifi altında koruma sağlamak.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;a href="http://www.ezberim.com/saglik-soru-cevap/" target="_blank"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://www.gebelik.org/dosyalar/resim5/realit_1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;b&gt;Kadın  prezervatifi 17 cm. uzunluğunda, yumuşak ve ince bir poliüretan  tabakasından yapılmış, vajinanın içini tümüyle kaplayan, tek tarafı  kapalı silindir bir kılıf. &lt;/b&gt;Poliüretanın özelliği nedeniyle vajinanın  içine yerleştirildiğinde kısa zamanda vajina duvarlarına sıkı bir  şekilde tutunuyor ve vücut ısısı ile uyum  sağlıyor. Kılıfın açık olan ucunun etrafını saran ve bir tane de kapalı  olan ucun içinde serbest olarak bulunan bükülebilir iki halkası var.  Kapalı olan kısımdaki halka serviksi (rahimağzını) sararken, açık uçtaki  halka kadının dış genital sisteminde kalıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;a href="http://www.ezberim.com/" target="_blank"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://www.gebelik.org/dosyalar/resim5/realit_3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;b&gt;Böylece  dış genital kısmın en ucundan tüm vajinanın iç yüzeyini kaplayarak  yukarı doğru uzanan prezervatif, serviksi de tümüyle kaplayarak, cinsel  yolla bulaşan hastalıklardan ve spermlerden olabilecek maksimum korumayı  sağlıyor. Özellikle dış genital kısmın da "örtülmüş" olması HPV'ye  (genital siğil hastalığı yapan virüs) karşı korunmada kadıın için önemli  bir avantaj olarak görülebilir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Tüm kadın prezervatifleri tek kullanımlık olarak standart boyda üretiliyor ve kayganlaştırıcı madde olarak silikon kullanılıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;b&gt;Kadın bu prezervatifi ilişkiden saatlerce öncesinde (üreten firmaya göre 8 saat öncesine kadar) takabiliyor. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Poliüretan yapı olarak erkek  prezervatifinin yapı maddesi olan lateksten yaklaşık iki kat daha kalın  ve laboratuar deneylerinde virüslere geçirgenliği çok daha düşük  bulunmuş bir madde. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;b&gt;Kullanım  güvenliğine bakıldığında veriler, gebelik oluşma olasılığının özellikle  ilk kullanımlarda erkek prezervatifindekinen biraz daha yüksek olduğunu  gösteriyor. Ancak teorik olarak kullanım tecrübesi arttıkça, bu  prezervatif türünün de yaklaşık olarak erkek prezervatifi kadar koruyucu  olması gerekir.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;span style="color: #0080ff;"&gt;&lt;b&gt;Avantajları:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;En önemli avantajı cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma inisiyatifinin kadın kontrolünde olması. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;b&gt;Erkekte  var olan AIDS virüsünün cinsel ilişkiyle kadına bulaşma olasılığının  kadından erkeğe bulaşma olasılığına göre 15 kat daha yüksek olduğu ve  kadınlarda AIDS'in arttığı gözönünde bulundurulduğunda bunun ne kadar  önemli bir avantaj olduğu daha iyi anlaşılır.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Poliüretandan yapılmış olması, erkek prezervatiflerinde bulunan lateks maddesine allerjik olan kadınlar (ve erkekler) için önemli bir avantaj teşkil ediyor).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Üreten firma bu prezervatifin kadının adetli olduğu dönemlerde de kullanılabileceğini belirtiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Bunun dışında yine üreten firmanın prospektüsünde yeralan bilgiye göre kadın prezervatifi "ilişki kalitesini" çok az etkiliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Üretici firma bu prezervatifi kadının saatlerce öncesinden takabilmesinin büyük bir avantaj olduğunu vurguluyor. Bu sayede erkek prezervatifinde olduğu gibi prezervatifi takmak için ilişkiyi bölmeye gerek kalmıyor. Bunun özellikle ileri  yaşlardaki erkekleri için önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Zira  yaş ilerledikçe ereksiyon (penisin sertleşmesi) süresi uzuyor ve  ereksiyon sağlandıktan sonra ileri yaş erkeklerin "dikkatinin başka bir  noktaya odaklanması" ereksiyonu olumsuz etkiliyebiliyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;span style="color: #0080ff;"&gt;&lt;b&gt;Erkek prezervatifine göre dezavantajları:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;En büyük dezavantajı kadının bu prezervatifi takmakta zorlanması. Bu prezervatifi kullanmak için kadının kendi anatomisini iyi bilmesi gerekiyor. Doğru bir yerleştirme de tecrübe gerektiriyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Diğer bir dezavantajı da fiyatının erkek prezervatifine göre nispeten daha pahalı olması. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;&lt;b&gt;Bu  dezavantajları nedeniyle kadın prezervatifi erkek prezervatifi gibi  geniş kitlelerce ulaşılabilecek bir korunma yöntemi olmayacak gibi  görünüyor.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;eşi prezervatif kullanmayı reddeden bir kadın  için kadın prezervatifi korunma özgürlüğünü ona bırakan çağdaş bir  yöntem olarak aile planlaması yöntemleri arasında hakettiği yeri almış  durumda. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial Tur;"&gt;Femidom® adı altında Sağlık Bakanlığı izniyle ithal edilen ve şu an giderek daha fazla sayıda eczanede satılan kadın prezervatifi ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için 0212 / 219 57 87 numaralı telefondan K. Tuğrul Ağralı ile iritibata geçebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6835765154739862394?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6835765154739862394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/kadin-prezervatifi-nasl-taklr-anlatm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6835765154739862394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6835765154739862394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/kadin-prezervatifi-nasl-taklr-anlatm.html' title='KADIN PREZERVATİFİ Nasıl Takılır anlatım'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2451387064607816741</id><published>2011-12-09T14:40:00.001-08:00</published><updated>2011-12-09T14:40:05.623-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın prezervatifi nedir nasıl kullanılır?'/><title type='text'>Kadın prezervatifi nedir nasıl kullanılır?</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt; &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;Kadın prezervatifi nedir nasıl kullanılır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="contextual"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;&lt;b&gt;Ben 30 yaşında bir kadınım. Sevgilimle aktif bir cinsel hayatım var ama doğum kontrol hapı kullanmak istemiyorum. Sevgilim de kadın prezervatifi diye bir şeyin olduğunu söylüyor. Bu prezervatifler nasıl kullanılır? T.U./Tekirdağ&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın prezervatifi; cinsel ilişki  öncesinde vajinanın içine yerleştirilen bir doğum kontrol yöntemidir.  Yumuşak poliüretan plastikten yapılmış uzun bir tüp ya da kılıf  şeklindedir; bir tarafı kapalı, bir tarafı açıktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ALIŞTIKTAN SONRA RAHAT... &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Penis ve vajinal kanal arasında bir bariyer oluşturarak gebeliği önlemeye yardımcı olur. Erkek  prezervatifi gibi doğru bir şekilde kullanıldığında, hem gebeliği  önlemede hem de cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı oldukça  etkilidir. Bazı erkekler, cinsel ilişkiden aldıkları zevki azalttığını  öne sürerek prezervatif kullanmak istemezler. Kadın prezervatifi böyle  düşünen erkeklerin partnerleri için uygun bir seçenek olabilir. İlk başta kullanmak zor gibi görünse de, alıştıktan sonra çok rahattır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma;"&gt;CİNSEL TIP DERNEĞİ BAŞKANI DR. CEM KEÇE&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2451387064607816741?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2451387064607816741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/kadn-prezervatifi-nedir-nasl-kullanlr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2451387064607816741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2451387064607816741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/kadn-prezervatifi-nedir-nasl-kullanlr.html' title='Kadın prezervatifi nedir nasıl kullanılır?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5722447383125476906</id><published>2011-12-09T14:39:00.001-08:00</published><updated>2011-12-09T14:39:23.755-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızlık zarı ilişkiden ne kadar süre sonra kanar?'/><title type='text'>Kızlık zarı ilişkiden ne kadar süre sonra kanar?</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;&lt;b&gt;Kadın kasılırsa kanama oluşur&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Acaba  kızlık zarı ilişkiye girdikten ne kadar süre sonra kanamaya başlar?  Yani hemen mi kan gelir yoksa ilişkiden sonra biraz zaman geçer mi?  T.İ./Nevşehir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.ezberim.com/saglik-soru-cevap/" target="_blank"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://img190.imageshack.us/img190/1509/f61ba4fcc5314c659d6f5f1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Kızlık zarı doğuştan deliktir ve o delikten her ay adet kanı akar. Eğer ilk beraberlikte kadın rahatsa, kendini kasmazsa ve vajinası yeterince ıslanmışsa ilişki çok rahat gerçekleşir ve kanama da olmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sadece bir damladır &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eğer kadın kendini kasarsa ve vajinası kuruyken penis girerse zorlanmaya  bağlı kanama olabilir. Hemen meydana gelen bu kanama da peçete ile  vajinaya bastırıldığında görünen bir damlalık bir kandır. Bu kan sadece  kızlık zarından değil kasılmış vajinanın tahriş olmasından &lt;br /&gt;dolayı da ortaya çıkar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5722447383125476906?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5722447383125476906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/kzlk-zar-iliskiden-ne-kadar-sure-sonra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5722447383125476906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5722447383125476906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/kzlk-zar-iliskiden-ne-kadar-sure-sonra.html' title='Kızlık zarı ilişkiden ne kadar süre sonra kanar?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7844635355004177518</id><published>2011-12-09T14:36:00.003-08:00</published><updated>2011-12-09T14:36:30.090-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinselliğin nedenleri'/><title type='text'>Eşcinselliğin nedenleri</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Eşcinselliğin nedenleri&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor ve acı dolu bir süreç sonunda oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğin uzun yıllar, bir kimlik bozukluğu, hastalık veya sapıklık olarak&lt;br /&gt;algılandığına dikkat çeken CİSED Genel  Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; "1974 yılında Amerikan  Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD)  eşcinselliğin sapıklık/sapkınlık olmadığı kararını almışlar ve bu  kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlar, ancak anormal bir  davranış olmadığını söylememişlerdir. Yani "eşcinsellik normal dışı bir  davranıştır, sapkınlık değildir" demişlerdir. Bu nedenle eşcinsellik  halkta, politikacılar arasında ve bilim çevrelerinde hala  tartışılmaktadır. Çünkü cinsel sapkınlık; cinsel açıdan sağlıklı olmama ve dolayısıyla normal olandan sapma durumudur, yani küçük çocuklara karşı hissedilen cinsel istek, her tür fetişizm, kişinin birlikte olduğu kişinin idrarını içmesi yahut dışkısını yemesi ve tüm bunların cinsel haz uğruna yapılması vb. durumların genel ismidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhsal bozukluk veya anormal davranış ise, göreceli kavramlardır. Zira  öncelikle normalin tarif edilmesi gerekir. Yaşadığı toplumdaki kişilerin  çoğunluğunun değer yargılarını benimseyen ve toplumun geneline uygun  davranan birey normal, aykırı hareket eden birey ise anormal olarak  adlandırılabilir. Bu açıdan bakıldığında eşcinsellik anormal bir  davranış olarak görülebilir. Ancak ruhsal bozukluk olup olmadığını  belirleyen en önemli etken ise; kişinin kendini nasıl hissettiğidir.  Eşcinsellerin kendilerini suçlu, huzursuz, yalnız, depresif, sıkıntılı  ve gergin hissetmeleri sık rastlanan bir durumdur. Yani ruhuna ve  benliğine aykırı olduğu halde eşcinsel eylemlerini sürdürmek zorunda  kalmak veya dürtüyü kontrol edememek  kişide ruhsal sıkıntı yaratabilir. Ayrıca eşcinsellik; özgür bir  tercihin değil, çocuklukta yaşanan travmaların bir sonucudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıdan baktığımızda da, eşcinsellik ruhsal bir bozukluktur, bir cinsel eğilim&lt;br /&gt;bozukluğudur, bir cinsel kimlik bozukluğudur." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"AKLA DAR BLUE JEAN GİYEN ERKEKLER GELİYOR"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellik kavramının birçok farklı eğilimi veya tanımı içinde barındırabildiğini&lt;br /&gt;ifade eden CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe;  "Türkiye'de eşcinsel denince, çoğu kişinin aklına ağır makyajlı  şarkıcılar, travestiler, kırıtarak yürüyen ve kadınsı giyinip konuşan,  dar blucinli genç erkekler  geliyor. Tabi bu durum bir kavram karmaşasını da beraberinde getiriyor:  "Travesti ve eşcinselin farkı nedir?" vb. Eşcinsellikle transseksüellik  aynı değildir, farklı kavramlardır. Eşcinsel; kendi cinsine ilgi duyan  kişidir. Biseksüel; her iki cinse de ilgi duyan kişidir. Heteroseksüel;  karşı cinse ilgi duyan kişidir. Lezbiyen; eşcinsel kadındır. Gay ise;  eşcinsel erkektir. Travesti; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olan  ve karşı cinsin giysilerini giymekten hoşlanan kişidir. Transseksüel  ise; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olmayıp karşı cinse geçmek  isteyen ya da geçmiş kişidir. Homofobi; eşcinsellere yönelik kaygı,  korkuya da nefret olarak tanımlanabilir. Efemine ise; türkçede kadınsı  anlamındaki kullanılan bir sıfattır ve bir erkeğe ait kadınsı  nitelikleri betimlemek için kullanılır. Yani efemine olmak eşcinsellik  değildir." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;EŞCİNSELLİĞİN NEDENLERİ NEDİR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğin çoğunlukla zor ve acı dolu bir sürecin sonunda oluşan bir durum olduğunu ifade eden Dr. Cem Keçe;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eşcinselliğin nedenlerini anlamamız çok önemlidir. Çünkü önemli olan&lt;br /&gt;yaygınlaşmasının önlenmesidir. Eşcinselliğin nedenleri şunlardır: Rol  modellerin yanlış alınması, hormonsal bozukluklar, çocukluk döneminde  şiddete maruz kalmak, tacize ve tecavüze uğramak, çocuklukta karşı  cinsle ilgili yaşanmış kötü bir deneyim, ciddi aile sorunları, aşırı  otoriter bir babanın varlığı, baba veya figürlerinin çocuğun hayatında  olmaması, aşırı duygusal veya içine kapalı bir yapıya sahip olunması,  erken boşalma, iktidarsızlık, vajinismus veya disparoni gibi cinsel  işlev bozuklukları nedeniyle yaşanan başarısız ve aşırı sorunlu cinsel  deneyimler, genetik yatkınlık, yanlış yetiştirilme yani erkek çocukların  kız gibi, kız çocuklarında erkek gibi yetiştirilmesi, ebeveynler başta  olmak üzere yakın çevrede eşcinsel eğilimleri olan kişi veya kişilerin  modellenmesi ve örnek alınması, kızların daha yumuşak tavırları olan  erkekleri, erkeklerin ise daha erkeksi tavırları olan kızları aralarına  alma eğilimleri, yazılı ve görsel medyanın eşcinselliği özendirici  yayınları, vb. Eşcinsellik ailenin baskısına bir tepki sonucu da meydana  gelebilir. Yaptığımız çalışmalarda ve literatür bilgilerinde, sağlıklı  ve mutlu bir aile ortamında yetişmiş ve  herhangi bir travmaya maruz kalmamış ama eşcinsel bir yaşantı süren bir  kişiye hiç rastlamadım. Çünkü eğer bir kişide eşcinsel bir yönelim  varsa; mutlaka sağlıksız bir aile yapısı, sorunlu bir&lt;br /&gt;çocukluk ve cinsel travma mutlaka vardır." dedi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7844635355004177518?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7844635355004177518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/escinselligin-nedenleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7844635355004177518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7844635355004177518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/escinselligin-nedenleri.html' title='Eşcinselliğin nedenleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-3345741264597889318</id><published>2011-12-09T14:36:00.001-08:00</published><updated>2011-12-09T14:36:15.420-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sorular ve Cevaplar'/><title type='text'>Eşcinsellik teşhisi nasıl konur ve tedavisi var mıdır</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;&lt;b&gt;Yalancı eşcinsellik tedavi edilebiliyor&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;20  yaşında bir gencim. Benim sorunum hemcinslerime ilgi duymak...  Eşcinsellik teşhisi nasıl konur ve tedavisi var mıdır bilgilenmek  istiyorum. D.T./Ankara..&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellik; bir cinsel yönelim bozukluğudur, kişinin yaşadıklarını ve  duygularını anlatmasıyla ve ayrıntılı cinsel öykü alınmasıyla bir cinsel  terapist tarafından tanısı konulabilir. Daha çok ergenlik veya erken  erişkinlik dönemlerinde fark edilen eşcinselliğin çeşitli tipleri  vardır. Eşcinsel eğilim; dürtü, duygu ve davranışlarından acı çeken,  bunaltı duyan, benliğe yabancı eşcinselliği olan kişilere 'yalancı  eşcinsel' denir. Eşcinselliğin, karşı cinse ilgi duyulması durumuna  dönüşme isteği ile ilgili bazı analitik cinsel terapiler mevcuttur. Bu  nedenle yalancı eşcinseller tedavi olabilirler. Ancak esas olan eşcinsel  kişinin değişime olan inancı ve istediğidir. Bu konuda görüşeceğiniz ve  kendinizi açıklıkla anlatacağınız bir cinsel terapist ihtiyacınız  olacak tedaviyi uygulayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-3345741264597889318?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/3345741264597889318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/escinsellik-teshisi-nasl-konur-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3345741264597889318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3345741264597889318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/escinsellik-teshisi-nasl-konur-ve.html' title='Eşcinsellik teşhisi nasıl konur ve tedavisi var mıdır'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1999083245724221215</id><published>2011-12-09T14:35:00.002-08:00</published><updated>2011-12-09T14:35:42.240-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sorular ve Cevaplar'/><title type='text'>Bunlar gebelik belirtisi olabilir mi?</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;&lt;b&gt;İki ay önce ilk kez mastürbasyon yaptım. Sonra  göbeğimin altında şişkinlik oluştu. Göğüslerim çok büyüdü, kilo aldım.  Bunlar gebelik belirtisi olabilir mi? H.Y./Samsun &lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mastürbasyon; partneri olmayan kadın veya  erkeğin, cinsel arzularını gidermeleri için kendi kendilerini tatmin  etme yoludur ve bireysel bir eylemdir. Gebelik oluşumu içinse mutlaka  bir kadın ve bir erkeğe ihtiyaç vardır! &lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;KAYGILARINIZ YERSİZ &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik oluşabilmesi için kadın yumurtası ile erkek sperminin uygun  koşullarda, uygun ortamda birleşmesi yani spermin yumurtayı döllemesi  ve bunun ardından döllenmiş yumurtanın kadın rahmine düşerek rahim  içinde gelişimini sürdürmesi gerekir. Bu yüzden mastürbasyon yüzünden  gebe kaldığınıza yönelik kaygı geliştirmenize hiç gerek yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;HİÇBİR BAĞLANTISI YOK &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sözünü ettiğiniz, kilo almak gibi bedensel değişimlerin de  mastürbasyonla bir bağlantısı olması söz konusu değil. Kilo almayı  önlemek için öncelikle beslenme düzeninizi gözden geçirmelisiniz. Cinsel bilgi eksikliğinizi gidermek için de doğru bilgi veren yayınlardan yararlanabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1999083245724221215?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1999083245724221215/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/bunlar-gebelik-belirtisi-olabilir-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1999083245724221215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1999083245724221215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/bunlar-gebelik-belirtisi-olabilir-mi.html' title='Bunlar gebelik belirtisi olabilir mi?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-4088465078126209100</id><published>2011-12-09T14:35:00.000-08:00</published><updated>2011-12-09T14:35:01.853-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sorular ve Cevaplar'/><title type='text'>Mastürbasyon sonrası hamile kalınır mı?</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;&lt;b&gt;Mastürbasyonla adetin ilişkisi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ben 22 yaşında bir kızım. Mastürbasyon yapıyorum. Adetim gecikti. Hamile olabilir miyim? D.Ç./Niğde&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mastürbasyon, adet düzensizliğine neden olmaz. Adet düzensizliğinizin hormonsal veya psikolojik bazı nedenleri olabilir. &lt;b&gt;Mevsim geçişleri, aşırı yorgunluk, stres ve üzüntü de adet döneminde düzensizliklere yol açabilir. &lt;/b&gt;Bir kadın doğum uzmanına muayene olabilirsiniz. Ancak hamileliğin oluşması için erkeğin sperminin kadının yumurtasını döllemesi gerekir. &lt;b&gt;Mastürbasyon, tek kişilik bir eylemdir ve kişinin mastürbasyonla hamile kalması mümkün değildir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DR. CEM KEÇE&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-4088465078126209100?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/4088465078126209100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/masturbasyon-sonras-hamile-kalnr-m.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4088465078126209100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4088465078126209100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/12/masturbasyon-sonras-hamile-kalnr-m.html' title='Mastürbasyon sonrası hamile kalınır mı?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6716881037095161109</id><published>2011-05-03T16:55:00.003-07:00</published><updated>2011-05-03T16:55:36.711-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pepino kavunu nedir faydaları nelerdir'/><title type='text'>Pepino kavunu nedir faydaları nelerdir</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; color: black; font-family: 'Times New Roman'; font-size: small; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: 2; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;"&gt;Pepino kavunu ismini son zamanlarda sıkça duymaya başladık.Peki pepino nedir biraz tanıyalım. Ana vatanı Güney Amerika ülkelerinden Peru&amp;nbsp;olarak &amp;nbsp;bilinen pepino; kavun aromalı, meyve eti sulu ve ince kabuklu olup meyveleri partenokarpik oluştuğundan meyve içerisinde tohum bulunmamakta ve meyvesi tümüyle yenilebiliyor.&lt;br /&gt;Dünyada üretimi yapılan başlıca pepino çeşitleri Schmidt, Kawi, Suma, Asca, Lincoln, Gold, Golden Litestipe, Miski, ve Comeraya’dır.Türkiyede üretimi yapılan pepino ise&amp;nbsp;Miski çeşitidir.Doğal ortamda çok yıllık üretim şansına sahip olduğu halde, ekonomik anlamda tek yıllık üretim tercih edilmektedir.Meyve ağırlığı 40-50 gramdan 1300 grama kadar çıkabilmektedir. Genellikle 150-600 gram arasındadır.&lt;br /&gt;Türkiye’de üretimine yeni başlanan pepino kavunu, son zamanlarda eczaneler gibi ilgi gören aktarların da yeni gözdesi oldu.&amp;nbsp;pepinonun&amp;nbsp; tadının kavun, ananas ve muza benziyor.Yeterince olgunlaşmamış olan pepino kavunlarına özellikle diyabet hastalarına iyi gelmektedir.&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalara göre görünümü kavuna benzeyen meyve, içerdiği yüksek potasyum oranı nedeniyle kan şekerini düşürüyor. Ayrıca A, B ve C vitaminleri içeriyor, bu özelliğinin kanser ve kalp krizine karşı koruma sağladığı belirtiliyor. Kolesterolü düşürdüğü, hücre yenileyici özelliği olduğu, içerdiği C vitamini sayesinde vücut direncini artırdığı bilinen diğer yararları. Cinsel isteği uyardığı, uyku düzenini dengede tuttuğu, menopoz döneminde yaşanan gerginliklerin giderilmesinde etkili olduğu kaydediliyor. Bu pepino kavunu bir sağlık iksiri. Pepino kavununun kilosu 10 liradan satılıyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6716881037095161109?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6716881037095161109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/pepino-kavunu-nedir-faydalar-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6716881037095161109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6716881037095161109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/pepino-kavunu-nedir-faydalar-nelerdir.html' title='Pepino kavunu nedir faydaları nelerdir'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-285629989734290646</id><published>2011-05-03T16:55:00.001-07:00</published><updated>2011-05-03T16:55:09.341-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide gazına bitkisel çözüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mide Gazı Nasıl Geçer?'/><title type='text'>mide gazına bitkisel çözüm, Mide Gazı Nasıl Geçer?</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; color: black; font-family: 'Times New Roman'; font-size: small; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: 2; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;"&gt;Mide gazı‘nın oluşma nedenleri çeşitlilik gösterebilir. Fakat mide gazının oluşumuna en çok neden olan birinci sebep dışardan alınan havalardır. Buna neden olan sebepler ise, çabuk ve çiğnemeden yemek yemek, yemek yerken konuşmak, stresli anlarda iç çekmek gibi hava alınmasıdır. Böylelikle midemize gaz doldurmuş oluruz. İkinci sebep ise gastrit gibi mide rahatsızlıklarında oluşan fazla asidin, su, tuz ve gaz reaksiyonuna girip midede gaz oluşturmasıdır.&lt;br /&gt;Ayrıca mide asidini uyaran ve gaz oluşumuna neden olan bazı yiyecekler vardır. Özellikle ekşi, baharatlı, acı yiyecekler ve bir takım tatlandırıcılı yapay maddelerden yapılmış soslar midemizde ekstra gaz oluşumuna neden olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mide Gazı Nasıl Geçer?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mide gazından kurtulmak için öncelikle mide gazının neden olduğunu tespit etmemiz gerekiyor. Yemek yerken hava mı yutuyoruz, hızlı mı yemek yiyoruz ya da midemize dokunacak değişik gıdalar mı alıyoruz, beslenme düzenimiz mi bozuk, uzun süre aç kalıp bir kerede çok yemek mi yiyoruz? Öncelikle bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.&lt;br /&gt;Mide Gazı için kullanılan ilaçlar gastrit ve ülser gibi mide rahatsılıkları için kullanılan ilaçlar, bir takım gazın dışarıya tahliyesini sağlayıcı ilaçlardır.&lt;br /&gt;İlaç tedavisi dışında kullanılan karbonat, soda ve bir takım bitkisel çaylar mide asidine baskı yaparak mide gazının oluşumunu engelleme amaçlı kullanılabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-285629989734290646?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/285629989734290646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/mide-gazna-bitkisel-cozum-mide-gaz-nasl_03.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/285629989734290646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/285629989734290646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/mide-gazna-bitkisel-cozum-mide-gaz-nasl_03.html' title='mide gazına bitkisel çözüm, Mide Gazı Nasıl Geçer?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7724549090976341408</id><published>2011-05-03T16:54:00.003-07:00</published><updated>2011-05-03T16:54:38.286-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüy azaltıcı yöntemler tügleri yok etme iksiri'/><title type='text'>tüy azaltıcı yöntemler tügleri yok etme iksiri</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; color: black; font-family: 'Times New Roman'; font-size: small; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: 2; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;"&gt;İstenmeyen tüyler keyfinizi kaçırmasın! Her epilasyon sonrası kolayca uygulayabileceğiniz doğal tüy azaltıcı yöntemle her zaman hazır olmanın tadını çıkarın!&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tüy Azaltıcı Yöntem&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- 5 yemek kaşığı limon suyu&lt;br /&gt;- 2 tatlı kaşığı tuz&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı ve Uygulaması&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Tüylerinizi ağda, epilatör ya da cımbızla kökünden alın.&lt;br /&gt;- Limon suyu ve tuzu cam bir kâsede karıştırın.&lt;br /&gt;- Epilasyon yaptığınız bölgeye karışımı sürün.&lt;br /&gt;- Tüy köklerine ulaşmasını sağlamak için masaj yaparak yedirin.&lt;br /&gt;- 1 saat bekleyip ılık suyla durulayın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Önemli Bilgiler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Limon tuz karışımını epilasyon yaptıktan sonraki 3 gün boyunca sürmelisiniz.&lt;br /&gt;- Tüy azaltma yönteminden sonuç almak için; tüylerinizi kökünden alan yöntemleri tercih etmelisiniz.&lt;br /&gt;- Düzenli kullanım sonucunda tüyleriniz daha geç ve ince çıkacaktır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7724549090976341408?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7724549090976341408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/tuy-azaltc-yontemler-tugleri-yok-etme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7724549090976341408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7724549090976341408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/tuy-azaltc-yontemler-tugleri-yok-etme.html' title='tüy azaltıcı yöntemler tügleri yok etme iksiri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7924359679619306731</id><published>2011-05-03T16:54:00.001-07:00</published><updated>2011-05-03T16:54:08.613-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gizli şeker nedir Gizli Şeker Nasıl Anlaşılır'/><title type='text'>Gizli şeker nedir Gizli Şeker Nasıl Anlaşılır</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; color: black; font-family: 'Times New Roman'; font-size: small; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: 2; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;"&gt;Şeker hastalığı başta kalp, beyin, böbrek ve göz olmak üzere doku ve organların çoğunda tahribat yapar. Yaptığı tahribatın değişmez iki özelliği vardır: Bir, yavaş ama içten içe olması, iki kararlı, kalıcı ve ilerleyici bir süreç göstermesi. Metabolik regülasyon sağlanıp kan şekeri kontrol altına alınmazsa diyabet hükmünü sürer, tahribatını az ya da çok ama mutlaka yapar.&lt;br /&gt;GİZLİ şekeri olanlarda sık görülen bazı sorunlar var: Göbek-karın bölgesinden şişmanlama, iyi kolesterol HDL’de azalma, trigliserid düzeyinde yükselme, ürik asidin fazlalaşması ve hipertansiyon eğilimi bunların en önemlileri. Eğer gizli şekere bu sorunlar da eşlik ediyorsa, koroner kalp hastalığı ve kalp krizine yakalanma ihtimali neredeyse açık diyabet oranına yaklaşabilir (Gizli şekerde normalde 1,5-2 kat olan bu risk, bu durumlarda diyabetlilerde olduğu gibi dört kat kadar artabiliyor). Bilhassa refah toplumunun en önemli sağlık sorunları arasında sayılan “ölümcül dörtlü” veya “mahşerin dört atlısı” bir arada bulunduğunda (göbek-karın bölgesinden şişmanlama, kan şekerinde yükselme, kan yağ dengesinde bozulma ve yüksek tansiyon) kalp krizi ve felç riski daha da artar. Son yıllarda bu tahribatın “prediyabet” veya “gizli şeker” döneminde de ortaya çıkabileceği anlaşıldı ki, bu önemli bir gelişmedir. Eskiden “latan diyabet” olarak da adlandırılan “gizli şeker” evresine son yıllarda daha çok önem verilmesinin nedeni de budur.&lt;br /&gt;Gizli şekerin açık şekere dönüşme süresi kişiden kişiye değişirse de bu dönem ortalama on yıl kadar sürüyor. Karın-göbek bölgesinden kilo alma, karbonhidratlardan (şeker, un, nişasta) zengin beslenme ve hareketsizlik gibi önemli hatalar yapılınca süre daha da kısalıyor, bir-iki yıla inebiliyor. Daha da kötüsü, şeker hastalığı ortaya çıkmadan siz çok erken yaşlarda kalp damar hastalığına yakalanabiliyorsunuz. Özellikle göbekli, düşük HDL kolesterollü ve/veya hipertansiyonlu biriyseniz süreç bu yönde işliyor. Bu nedenle de süreci daha bu aşamadayken ciddiye almak ve önemli bir sağlık sorunu kabul edip çözmek şart&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Diyabet önleme&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ne iyi ki son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda elde edilen bazı bulgular size iyi haberler vermemizi sağladı: Gizli şeker hastalığının açık şeker hastalığı haline gelmesini önlemek mümkün olabiliyor. Özellikle “Joslin Klinik” ve Harvard Üniversitesi’nin diğer hastanelerinde yapılan araştırmalarda iyi planlanmış bir “diyabet önleme programı” sayesinde gizli şeker hastalığının açık şekere dönüşmesinin ciddi oranda engellenebileceği anlaşıldı. Bunu başarmak için yapılması gerekenler son derece uygulanabilir önlemler: Fazla kiloları vermek, sağlıklı bir beslenme planına uymak, düzenli aktivite alışkanlığı edinmek yeterli. Böyle bir planı deneyimli bir uzman grubuyla birlikte uyguladığınızda şeker hastalığına yakalanma olasılığını sonsuza kadar ertelemeniz mümkün.&lt;br /&gt;Gizli şeker tanısı nasıl konuyor sorusunun yanıtına gelince… Bunun için açlık ve tokluk kan şekerlerinize baktırmanız yetiyor. Eğer açlık kan şekeriniz 100-125 aralığında, tokluk kan şekeriniz 140-199 aralığında ise gizli şekerinizin olduğunu düşünebilirsiniz. Eğer kan şekeriniz açlıkta 120 altı, toklukta 199 ve üstü ise sizde açık şeker, yani orta yaş diyabeti (tip2 diyabet) var, yani yetişkin yaş şeker hastalığı başlamış demektir. Tanıyı daha da kesinleştirmek için işin uzmanı bir merkezde etraflıca değerlendirilmeniz, belki de bir şeker yükleme testi yaptırmanız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kimler risk altında&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gizli şeker ihtimali sizde de var mı? Açlık ve tokluk şekeri değerlendirmelerini –ve mümkünse insülin ölçümlerini- kimlerin yaptırması lazım? Ailesinde ve çok yakın akrabalarında şeker hastalığı bulunanlar, kilo fazlalığı veya şişmanlık sorunu yaşayanlar, özellikle bel çevresi genişliği ile birlikte (erkeklerde 102, kadınlarda 88 cm.yi geçenler) kilo alanlar, bel çevresi oranının kalça çevresine oranı 0,8’i geçenler ya da beden kitle indeksi 26’nın üzerinde olanlar, gebelik şekeri sorunu yaşayanlar ve mümkünse iyi kolesterolü az, trigliseridi yüksek bulunanlar, hipertansiyonlular ile gut hastalarının bu testleri yaptırmalarında fayda var.&lt;br /&gt;Birçoğumuz farkına varmadan gizli diyabetle yaşıyoruz. Yine birçoğumuz sorunu fark etsek bile önemini bilmiyoruz. Oysa özellikle damar sağlığını korumanın yolu her şeyden önce “şeker-insülin-kolesterol-trigliserid-kan basıncı” dengesini korumaktan geçiyor. Bu nedenle yıllık sağlık taramalarında mutlaka “tokluk şekeri” analizi de yaptırmalısınız. Gizli şekeri erken fark etmenin en kolay yolu bu.&lt;span id="more-398"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KESİP SAKLAYIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu testler önemli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gizli şeker döneminde sık görülen bir sorun, hatta ilk görülen sorun insülin direncidir. Özellikle kilolu-obez kişilerde insülin direnci sorunu çözülmezse tip2 diyabet olasılığı artıyor, süreç kısalıyor. İnsülin direnci – ya da diğer adıyla metabolik sendrom- için yapılan başka bazı testler de var. Kanda trigliserid düzeyinin yüksek çıkması (150-200 mg üzerindeki değerler), iyi kolesterol HDL seviyesinin azalmış bulunması (erkekler için 45, kadınlar için 50 mg ve altındaki değerler) veya trigliserid/HDL oranının 4/1den yüksek bulunması, ALT, AS, GGT olarak bilinen karaciğer fonksiyon testlerinin normal sınırların üzerine taş-ması, serum ürik asit sevi-yesinin 6,5-7 mg/dl.yi geçmesi insülin direncinin işaret fişekleridir. Kesin teşhis için açlık ve tokluk kan şekeri ile açlık ve tokluk insülin seviyelerine baktırmak gerekiyor. Açlık insülin seviyesinin 10 ünite tokluk insülin seviyesinin 30-40 üniteyi geçtiği durumlarda durum ciddi boyut lara ulaşmış insülin direnci başlamış demektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÖNEMLİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlıklı ve uzun bir hayat için&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Doğru beslenmek&lt;br /&gt;- Güzel uyumak&lt;br /&gt;- Egzersiz yapmak&lt;br /&gt;- Stresi yönetebilmek&lt;br /&gt;- İyimser olmak&lt;br /&gt;- İnançlı olmak&lt;br /&gt;- Hoşgörülü olmak&lt;br /&gt;- Umutlu olmak&lt;br /&gt;- Temiz bir çevrede yaşamak&lt;br /&gt;- Sağlık kontrollerini yaptırmak&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HATIRLATMA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gizli şekerin belirtileri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şeker hastalığının bu erken döneminde de bazı işaretler vardır. Bunların en önemlileri kan şekerinin düşmesi sonucu ortaya çıkan “hipoglisemik belirtiler” grubudur. Yemeklerden sonra belirginleşen yorgunluk hali, ağır yemekleri takiben daha çok hissedilen uyuklama, terleme, bitkinlik gibi sorunlar, özellikle baş, boyun bölgesinde tekrarlayan terleme atakları, bir türlü anlam verilemeyen öfke nöbetleri, ani parlamalar, sinirlilik, sık tekrarlayan enfeksiyonlar bu işaretlerin en sık karşılaşılanlarıdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7924359679619306731?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7924359679619306731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/gizli-seker-nedir-gizli-seker-nasl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7924359679619306731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7924359679619306731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/gizli-seker-nedir-gizli-seker-nasl.html' title='Gizli şeker nedir Gizli Şeker Nasıl Anlaşılır'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6955658390754453998</id><published>2011-05-03T16:53:00.000-07:00</published><updated>2011-05-03T16:53:39.864-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide gazına bitkisel çözüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mide Gazı Nasıl Geçer?'/><title type='text'>mide gazına bitkisel çözüm, Mide Gazı Nasıl Geçer?</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; color: black; font-family: 'Times New Roman'; font-size: small; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: 2; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;"&gt;Mide gazı‘nın oluşma nedenleri çeşitlilik gösterebilir. Fakat mide gazının oluşumuna en çok neden olan birinci sebep dışardan alınan havalardır. Buna neden olan sebepler ise, çabuk ve çiğnemeden yemek yemek, yemek yerken konuşmak, stresli anlarda iç çekmek gibi hava alınmasıdır. Böylelikle midemize gaz doldurmuş oluruz. İkinci sebep ise gastrit gibi mide rahatsızlıklarında oluşan fazla asidin, su, tuz ve gaz reaksiyonuna girip midede gaz oluşturmasıdır.&lt;br /&gt;Ayrıca mide asidini uyaran ve gaz oluşumuna neden olan bazı yiyecekler vardır. Özellikle ekşi, baharatlı, acı yiyecekler ve bir takım tatlandırıcılı yapay maddelerden yapılmış soslar midemizde ekstra gaz oluşumuna neden olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mide Gazı Nasıl Geçer?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mide gazından kurtulmak için öncelikle mide gazının neden olduğunu tespit etmemiz gerekiyor. Yemek yerken hava mı yutuyoruz, hızlı mı yemek yiyoruz ya da midemize dokunacak değişik gıdalar mı alıyoruz, beslenme düzenimiz mi bozuk, uzun süre aç kalıp bir kerede çok yemek mi yiyoruz? Öncelikle bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.&lt;br /&gt;Mide Gazı için kullanılan ilaçlar gastrit ve ülser gibi mide rahatsılıkları için kullanılan ilaçlar, bir takım gazın dışarıya tahliyesini sağlayıcı ilaçlardır.&lt;br /&gt;İlaç tedavisi dışında kullanılan karbonat, soda ve bir takım bitkisel çaylar mide asidine baskı yaparak mide gazının oluşumunu engelleme amaçlı kullanılabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6955658390754453998?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6955658390754453998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/mide-gazna-bitkisel-cozum-mide-gaz-nasl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6955658390754453998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6955658390754453998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/05/mide-gazna-bitkisel-cozum-mide-gaz-nasl.html' title='mide gazına bitkisel çözüm, Mide Gazı Nasıl Geçer?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8296301727385804177</id><published>2011-04-29T17:26:00.001-07:00</published><updated>2011-04-29T17:26:52.419-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kilo Almamak İçin Yapmanız Gerekenler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zayıflama'/><title type='text'>Kilo Almamak İçin Yapmanız Gerekenler</title><content type='html'>&lt;a href="http://blind.adnet.com.tr/Redirect.ashx?pid=12245&amp;amp;aid=29164&amp;amp;tid=99001&amp;amp;url=http://www.topsandtops.com/arama/1/5/11/0/0/0/0/0/1&amp;amp;hb=e97c01fa" target="_blank"&gt;  &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="display: block; height: 14px; left: 216px; opacity: 0.7; position: absolute; right: 0px; top: 236px; width: 84px; z-index: 2;"&gt;&lt;a href="http://www.adnet.com.tr/?utm_source=ADbanner&amp;amp;utm_medium=image&amp;amp;utm_campaign=ADbanner_image" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://blind.adnet.com.tr/img/adnet_reklami.png" style="border: 0px none; height: 14px; width: 84px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Dünya Sağlık Örgütü’nün, yüzyılın ‘patlama derecesinde hızla yayılan  ve tedavi edilmesi zorunlu bir hastalık’ olarak benimsediği şişmanlığı  önlemek amacıyla, yemek yeme, alışveriş, aktivite ve yemek pişirmeyle  ilgili bazı davranış değişiklikleri önerildi&lt;br /&gt;Ege Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı  Öğretim Üyesi Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ın önderliğinde Ege Obez Hasta  Derneği tarafından, sağlıklı beslenmenin Altın kuralları bir kitapta  toplandı.&lt;br /&gt;Beslenmenin, karın doyurmak veya istenilen şeyleri yemek değil, insanın  sağlıklı olarak yaşayabilmesi için gerekli öğeleri vücuduna alması  şeklinde tanımlandığı kitapta, özetle şu davranış biçimleri önerildi:&lt;br /&gt;‘Güne erken başlayın, 7-8 Saatten fazla uyumayın, uyandıktan sonra  yatakta kalmayın. Asansör yerine merdiven kullanın, hızlı tempoyla  yürümeye çalışın. Haftanın 4-5 Günü egzersiz yapın, pasif yerine aktif  jimnastiği tercih edin.&lt;br /&gt;Aktif ve hareketli kişilerle birlikte olmaya özen gösterin. Hafta  sonları için aktif planlar yapın. Ayakta durmaya ve yürümeye daha fazla  zaman ayırın. Bir şey getirip götürmek için çocuklarınızı kullanmayın.  Her Gün yarım Saat daha az TV seyredin.’&lt;br /&gt;‘YEMEĞE KÜÇÜK, SALATAYA BÜYÜK TABAK’&lt;br /&gt;Yemek yemeyle ilgili değiştirilmesi istenen davranış biçimleri  sıralanırken da az ve sık yenilmesi, öğün atlanmaması önerildi. Acıkma  duygusunun bastırılması için salatalık, domates, Marul gibi düşük  kalorili yiyeceklerin tercih edilmesi, her gün sebze ve meyve yemeye  dikkat edilmesi, yemekler için küçük, yağsız salatalar için ise büyük  tabak kullanılması da öneriler arasında yer aldı.&lt;br /&gt;Öğünlerde gazete-kitap okuma, TV seyretme gibi aktivitelerin yapılmaması  gerektiği belirtilen kitapta, bol Su içilmesi, açık büfelerden  kaçınılması istendi, ‘Mutfağa fazla zaman ayırmayın, işiniz bitince  oradan çıkın’ tavsiyesinde bulunuldu.&lt;br /&gt;Özellikle kadınları ilgilendiren alışverişle ilgili önerilerinde ise  ‘Çarşıya, yemekten sonra, tok karnına çıkın, alışveriş listenizden  fazlasını almayın, hazır yiyecekleri satın almayın, yanınızda fazla para  bulundurmayın, yeme isteği uyandıran TV programları ve Reklamları  izlemeyin’ denildi.&lt;br /&gt;Ayrıca etli-kıymalı yemeklere yağ konulmaması, kızartma-kavurma ve  sostan kaçınılması ve evde tatlı yapılmaması önerileri de şişmanlamayı  önleyici davranış değişiklikleri olarak sıralandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8296301727385804177?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8296301727385804177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/kilo-almamak-icin-yapmanz-gerekenler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8296301727385804177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8296301727385804177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/kilo-almamak-icin-yapmanz-gerekenler.html' title='Kilo Almamak İçin Yapmanız Gerekenler'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1138740721193861096</id><published>2011-04-29T17:25:00.001-07:00</published><updated>2011-04-29T17:25:50.426-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel Gücü Arttıran Doğal Reçeteler'/><title type='text'>Cinsel Gücü Arttıran Doğal Reçeteler</title><content type='html'>Düzenli ve sağlıklı bir cinsel hayat için gerekli besinlerin alınması şarttır.&lt;br /&gt;Enerji sağlayan, kan dolaşımını artıran reçeteler bu şartın ilk maddesidir&lt;br /&gt;İşte İsmail Ağar’ın kaleminden o reçeteler…&lt;br /&gt;SABAH:&lt;br /&gt;Yumurta&lt;br /&gt;Beyaz peynir&lt;br /&gt;Yarım greyfurt&lt;br /&gt;1 dilim taze ananas&lt;br /&gt;Tarçınlı çay&lt;br /&gt;2 dilim çavdar ekmeği&lt;br /&gt;1 kaşık bal&lt;br /&gt;ARA:&lt;br /&gt;1 adet keçiboynuzu&lt;br /&gt;1 bardak süt&lt;br /&gt;ÖĞLEN:&lt;br /&gt;1 tabak maydanoz ve roka salatası&lt;br /&gt;Tavuk göğsü ızgara&lt;br /&gt;Kepekli makarna&lt;br /&gt;Yağsız yoğurt&lt;br /&gt;ARA:&lt;br /&gt;1 kahve fincanı fındık&lt;br /&gt;Badem&lt;br /&gt;Tarçınlı çay&lt;br /&gt;AKŞAM:&lt;br /&gt;Soğanlı fesleğen&lt;br /&gt;Domates salatası&lt;br /&gt;Kuşkonmaz ilaveli, bezelye, bulgur pilavı&lt;br /&gt;ARA: 1 adet kivi hindistan cevizi Veya 1 adet muz&lt;br /&gt;Halk arasında, eskilerin kulaktan kulağa dolaşan afrodizyak  reçeteleri cinsel gücü arttıran mucize yöntemler arasında popülarite  kazanmış olsa da ne bu reçeteler ne de cinsel gücü arttıran yiyecekler  olarak sınıflandırılan besinlerin bilimsel bir kanıtı yoktur. Sağlıklı  ve dengeli beslenme prensibi ve kilo kontrolü sağlandığında vücuda  enerji verecek, kan dolaşımını düzenleyecek besinler zaten alınmış  olacaktır. İktidarsızlığın risk faktörü olan aşırı kilolar yok  edilecektir.&lt;br /&gt;Ereksiyon güçlüğü ve obezite arasındaki yakın ilişki beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesini gerektirir.&lt;br /&gt;Cinsel gücü artırmak için artık viagra almaya gerek yok. Çünkü bu bitkiler, oldukça güçlü etkiler yaratıyor…&lt;br /&gt;Havuç: Tavşanlar neden çok çoğalıyor dersiniz? Havuçtaki seks  hormanlarını aktive eden bileşenler yüzünden… Prof. Dr. İbrahim Adnan  Saraçoğlu “havuç doğal viagradır” diyor.&lt;br /&gt;Karpuz: ABD Tarım Bakanlığı’nın desteğiyle yapılan bir araştırmaya göre,  özündeki citrulline maddesi sayesinde vücudun rahatlaması ve kan  damarlarının genişlemesini sağlayan karpuz, ‘doğal viagra’ olarak  nitelendiriliyor.&lt;br /&gt;Antep Fıstığı: Protein ve bol E vitamini ihtiva eder. Cinsel arzunun  uyarılmasını sağlar. Mutlu bir evlilik için, afrodizyak otlardan  yararlanmakta fayda var.&lt;br /&gt;Ay çekirdeği: Cinsel arzuyu artırıyor ama sivilce ve kilolarda da artışa neden oluyor. Birinden birini seçeceksiniz!&lt;br /&gt;Yulaf ezmesi: Özellikle kadınlarda cinsel isteksizliği giderir.  Hormonları düzenler ve vücut direncini artırır. Her sabah sütlü yulaf  ezmesinin içine isterseniz ceviz, fındık, antepfıstığı koyabilirsiniz.  Bu kuvvetli öğünle gününüzü daha kolay geçirebilirsiniz.&lt;br /&gt;Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: Hep tatlılar bu etkiyi yapacak  değil ya, inanamayacaksınız ama acı da cinsel isteği kamçılar…&lt;br /&gt;Sarmısak: Tüm hormonları çalıştırır. Çiğ olarak yenmesi tavsiye edilir.&lt;br /&gt;Roka: Yeşil sebzeler içinde bu anlamda en değerlisi rokadır. Yalnız balık yanında değil, salatalarda da kullanmalısınız.&lt;br /&gt;Zencefil: Tüm vücudu uyarır, bedenen ve ruhen güç kazandırır. Kurabiye ve tatlılarda da kullanılabilir.&lt;br /&gt;Arı sütü, bal ve polen karışımı: Bu karışım hem hücrelerinizi yeniler, hem de yaşınız ilerlese de cinsel gücünüzü yerinde tutar.&lt;br /&gt;Maydanoz: Beden yorgunluğunu giderir. Erkeklerde cinsel gücü artırdığı kanıtlandı.&lt;br /&gt;Isırgan tohumu: İşte ufak bir mucize. Bir kilo bal ile 100 gr. ısırgan  tohumunu karıştırın ve her gün bir kaşık yiyin. Bomba gibi  hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;Kekik ve nane: Özellikle kadınlarda bütün kadınlık hormonlarının düzenli çalışmasını sağlar ve vücudu güçlendirir.&lt;br /&gt;Hardal, kimyon, kişniş: Bütün hormonları çalıştırır ve sinirleri de  kuvvetlendirir. Bir bardak sıcak suya yarım kahve kaşığı kişniş  karıştırılıp, yemekten sonra içilebilir. Özellikle erkeklerde cinsel  gücü artırır.&lt;br /&gt;Vanilya: Hem bedeni, hem de sinirleri güçlendirir, cinsel gücü artırır. Tatlı ve keklerde bol bol kullanılabilir.&lt;br /&gt;Kuşdili: Tüm salgı bezlerini dengeli bir şekilde çalıştırır. Erkeklerde de kadınlarda olduğu gibi cinsel iktidarsızlığı giderir.&lt;br /&gt;Kereviz: Çeşitli iç salgı bezlerine tesir eder ve onların faaliyetlerini  artırır. Erkeklerde cinsel faaliyeti çok arttırarak vakitsiz  iktidarsızlığı önler. Özellikle 30′lu yaşlarda mutlaka yiyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1138740721193861096?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1138740721193861096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/cinsel-gucu-arttran-dogal-receteler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1138740721193861096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1138740721193861096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/cinsel-gucu-arttran-dogal-receteler.html' title='Cinsel Gücü Arttıran Doğal Reçeteler'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5463631111185126441</id><published>2011-04-29T17:24:00.001-07:00</published><updated>2011-04-29T17:24:13.023-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prostat Büyümesi Nedenleri'/><title type='text'>Prostat Büyümesi Nedenleri</title><content type='html'>Uzmanlar, sık idrara çıkma, gece uykudan uyanıp idrar yapma, idrarda  kanama olması, idrarın tam yapılmaması sonucu ağrı ve idrar kaçırılması  halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında  bulunuyor.&lt;br /&gt;Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim  Üyesi Prof. Dr. Bedreddin Seçkin, prostatın, idrar kesesinin altında  yerleşmiş ve idrarın mesaneden çıkıp penis içerisinden geçerek dışarıya  atılmasını sağlayan, idrar kanalının başlangıç kısmını kalın bir yüzük  gibi saran ve salgı üreten bir organ olarak tanımlandığını söyledi.&lt;br /&gt;Erişkinlerde bir kestane büyüklüğünde ve yaklaşık 18-20 gram  ağırlığında olan prostatın, ergenlik yaşına kadar fonksiyonel olmadığını  belirten Seçkin, ergenlikle birlikte erkeklik hormonu olarak bilinen  testosteronun etkisi ile faaliyet göstermeye başladığını anlattı.  Seçkin, prostatın erkek üreme sisteminin parçası olan bir salgı bezi  olduğunu ve üremeye yardım ettiğini ifade ederek, ”Asıl işlevi meniyi  veya er suyunu oluşturan sıvının bir bölümünü salgılamaktır. Prostat  salgısının içinde bulunan maddeler, spermin dölleme kapasitesini  artırır” dedi.&lt;br /&gt;Prostatın, idrar yolu enfeksiyonlarına karşı da direnci artırdığını  belirten Seçkin, ”Prostat dokusunda yüksek konsantrasyonda çinko vardır.  Bu erkeklerin idrar yolu enfeksiyonuna karşı kadınlardan daha dirençli  olmasını sağlayan faktörlerden biridir” diye konuştu.&lt;br /&gt;Seçkin, prostatın vücutta en sık hastalanan organlardan biri olduğunu  ifade ederek, en sık prostat iltihabı (Prostatit), prostat irileşmesi  (iyi huylu prostat büyümesi) ve prostat kanseri görüldüğünü söyledi.&lt;br /&gt;45 YAŞLARINDA BÜYÜMEYE BAŞLIYOR&lt;br /&gt;Genç yaştaki erkeklerde bir kestane büyüklüğünde olan prostatın, 45  yaşlarında büyümeye başladığını anlatan Seçkin’in verdiği bilgiye göre,  iyi huylu prostat büyümesi genellikle prostattaki hücrelerin büyümesi  nedeniyle olmayıp, hücre sayısının anormal artışından kaynaklanıyor. Bu  büyüme, yaşamın sonuna kadar değişen hızlarda devam ediyor.&lt;br /&gt;50 yaş üzerindeki erkeklerin yüzde 50′sinde, 60-70 yaş  arasındakilerin yüzde 65′inde ve 80 yaş üzerindekilerin yüzde 90′ında  prostat irileşmesi ile karşılaşılıyor. Prostat büyümelerinin bir kısmı  ise kötü huylu (habis) büyüme şeklinde oluyor ve prostat kanseri olarak  tanımlanıyor. İyi huylu prostat büyümesi ve prostat kanseri bir arada  bulunabiliyor, ancak birbirinden kaynaklanmayan iki ayrı hastalık olarak  gösteriliyor.&lt;br /&gt;PROSTAT BÜYÜMESİ, BÖBREK YETMEZLİĞİNE YOL AÇABİLİR&lt;br /&gt;Prostatın, iyi huylu prostat büyümesinin yaşlanmayla birlikte, östrojen  ve erkeklik hormonu düzeylerinde görülen değişiklikler, ailesel  yatkınlık ve çeşitli büyüme faktörleri nedeniyle geliştiği düşünülüyor,  ancak kesin nedeni bilinmiyor.&lt;br /&gt;Prostat bezi, idrar yolu, idrar kesesi ve makata doğru büyüyor.  Özellikle mesane boynunda yarattığı tıkanmayla idrar yolunda, idrar  kesesinde, böbreklerden mesaneye idrarı taşıyan kanallarda ve  böbreklerde patolojik değişikliklere neden oluyor. Büyüyen prostat  kitlesinin yaptığı basıyla, idrarın son çıkış kanalının normal şekli  bozulabiliyor ve bu kitle mesane çıkışında tıkanmaya neden olarak  mesanede mesane kası anormal gelişiyor, Hücre ve odalar dışarı doğru  bombeleşme ve taş oluşumu görülebiliyor. Daha sonra idrarın  boşalamamasına ve idrar kesesi içinde basınç artışına bağlı olarak,  üreterler ve böbreklerde genişleme ile böbrek dokusunda harabiyet ve  böbrek yetmezliğine kadar gidebilecek sorunlar ortaya çıkabiliyor.&lt;br /&gt;BU BELİRTİLERE DİKKAT&lt;br /&gt;Prostat büyümesi, idrar akımının yavaşlaması ile kendini gösteriyor.  Ayakta veya oturarak idrar yaparken ileriye doğru idrarını yapamama,  idrarın kesik kesik gelmesi, idrarın damlalar halinde akması, idrarı tam  boşaltamama hissi belirtiler arasında yer alıyor.&lt;br /&gt;İdrarın hemen gelmemesi ve bir süre beklenilmesi, idrar yapma  yavaşladığı için idrar yapma süresinin uzaması, sık sık idrara çıkma,  gece uykudan uyanıp idrarını yapma, idrarda kanama olması, idrarın tam  yapılmaması sonucu böbreklere kadar varan bir idrar durgunluğu ve bu  nedenle böğüre vuran ağrı, idrar kesesinin çok şişmesi halinde karın alt  tarafında şişkinlik, bu bölgeye bastırıldığında idrar kaçması, ani  idrar yapma hissi ve idrar kaçırma de hastalığın bulguları olarak  gösteriliyor.&lt;br /&gt;FİZİK MUAYENE ÖNEMLİ&lt;br /&gt;Prostat büyümesi tanısı konulabilmesi için ilk olarak hastanın  şikâyetleri sorgulanıyor. Ardından makattan parmakla muayene yapılıyor.  Fizik muayene ile çok fazla bilgi ediniliyor. Prostatın büyüklüğü,  şekli, kıvamı, simetrisi ve kitle varlığı değerlendiriliyor.&lt;br /&gt;Prostat büyümesi tanısı için ürolog öncelikle makattan parmakla  muayene yapıyor. Tüm gelişmiş tanı metotlarından üstün olan bu  muayenenin mutlaka yapılması gerekiyor. Özellikle iyi huylu prostat  büyümesinin kanserle ayırıcı tanısında fayda sağlıyor. Ultrasonografi ve  PSA tetkikleri parmakla muayene ile koordine edildiğinde daha anlamlı  sonuç veriyor.&lt;br /&gt;Uluslararası prostat şikâyeti değerlendirmesi yapılıyor. Bu  değerlendirme, hastaya sorulan ve hasta şikâyetlerinin şiddetine göre  derecelendirilen sorulardan oluşuyor. Bu skorlama tüm dünya çapında  hastaların, tedavi öncesi ve sonrası değerlendirilmesinde yaygın olarak  kullanılıyor. Değerlendirmede, hastalara şu sorular yöneltiliyor:&lt;br /&gt;İLAÇ VEYA AMELİYATLA ÇÖZÜM BULUNUYOR&lt;br /&gt;”İdrar yapmak için bekleme, zorlanma var mı? İdrar tazyiki, akış gücü  eskiye oranla azaldı mı? İdrarı yaparken, bitinceye kadar, kesik kesik  işeme oluyor mu? İdrarını yaptıktan sonra hala daha idrar kesesinde  idrar kalmış, tam boşalmamış hissi oluyor mu? Gece idrar yapmaya kaç  kere kalkıyorsunuz? Gün boyunca iki saatte ya da daha sık idrara çıkmak  gereksinimi duyuyor musunuz? İdrar yapma isteği geldiğinde, tutamama  hissi, tuvalete zor yetişme, sıkıştırma sorunu yaşıyor musunuz?”&lt;br /&gt;İşeme testinde şüpheli bir tıkanıklık halinde cerrahi müdahale  düşünülen hastalara sistometri ve basınç-akım ölçümleri yapılıyor.  Prostat büyümesinde, ilaç vermeden takip etme veya gözleyerek bekleme,  ilaçla tedavi, girişimsel tedavi ile açık ve kapalı yöntemle yapılan  cerrahi operasyonlarla idrar yolunun açılması sağlanıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5463631111185126441?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5463631111185126441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/prostat-buyumesi-nedenleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5463631111185126441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5463631111185126441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/prostat-buyumesi-nedenleri.html' title='Prostat Büyümesi Nedenleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7251084187052968795</id><published>2011-04-29T17:05:00.001-07:00</published><updated>2011-04-29T17:05:31.270-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Klitoris nedir ve fonksiyonu nelerdir ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><title type='text'>Klitoris nedir ve fonksiyonu nelerdir ?</title><content type='html'>&lt;img alt="Klitoris nedir ve fonksiyonu nelerdir ?" class="center" height="175" id="mansetresim" src="http://images.saglikbilgisi.gen.tr/img/klitoris.gif" width="230" /&gt;&lt;br /&gt;Dölyolunun,vulvanın dudaklarının birleştiği açılış kısmının üst tarafında bulunan yumru biçiminde küçük bir yapıdır.Klitoris seks ilişkilerinde zevk almakta önemli bir rölü olmakta ve karıkoca seks ilişkilerinde mühim bir yeri bulunmaktadır.Klitorisin yapısı erkeğin tenasül organına çok benzer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klitoris, kadınlarda vajinanın üstünde bulunan erektil cinsel organ. Erkek penisinin homoloğudur. Ancak penis gibi idrar kanalı tarafından delinmemiştir, başlıca işlevi cinsel haz alınmasıdır. Üzerinde ortalama 80.000 sinir sonlanması vardır. Bu rakam penisteki sinir sonlanmalarının iki katıdır ve tüm organlardaki sinir hücresi sonlanmasından fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klitoris de penis gibi sertleşmektedir.Kadınların en çok haz ettikleri bölgeleri olup eğer embiriyonik çağda testesterona maruz kalma olursa büyüyerek penisi oluşturur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7251084187052968795?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7251084187052968795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/klitoris-nedir-ve-fonksiyonu-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7251084187052968795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7251084187052968795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/klitoris-nedir-ve-fonksiyonu-nelerdir.html' title='Klitoris nedir ve fonksiyonu nelerdir ?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6371186311219573986</id><published>2011-04-29T17:03:00.001-07:00</published><updated>2011-04-29T17:19:38.300-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Penis büyütme Yöntemleri'/><title type='text'>Penis büyütme Yöntemleri</title><content type='html'>&lt;img alt="Penis büyütme" class="center" height="175" id="mansetresim" src="http://images.saglikbilgisi.gen.tr/img/penis2.gif" width="230" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Penis Latincede kuyruk anlamına gelmektedir.&lt;/b&gt; Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin (sperm-ersuyu)  geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır. Cinsel heyecan ile beyin  bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis  sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir. Penis sertleşme halindeyken  boyuna ve enine büyür.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu  gevşek halde 5 ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 14 cm  boyunda olur.&lt;/b&gt; Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye  farklılık gösterebilir. Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin  büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin  penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir  beyazdan daha küçük olabilir. Penis boyu ortalama 14 cm olmakla beraber  11-18 cm arası penisler normal boyutlardadır.&lt;br /&gt;Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar olabilir. Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleştiğinde daha büyük bir hal almayabilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bütün erkekler penislerinin büyüklüğü ile yakından ilgilidirler.&lt;/b&gt;  Bu bir erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir.  Erkekler cinsel organlarıyla gurur duyar övünürler. Erkeğin cinsel  organına verilen güç soyunmayla beraber korkunç bir yarışa girer. Boyut,  gücü simgeleyen bu organın yegane güvencesidir. Gören kadının kıyaslama  imkanına kavuşması cinsel organı iri boyutlarda olmayan bir erkek için  sonun başlangıcıdır. Erkekler arasında da penis boyutunda odaklanan  rekabetin bir trajediye dönüşmesi cinsel kimliğin yalnızca bu organa  indirgenmesinden kaynaklanır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ama peniste veya sexte önemli olan penisin boyu değil, işlevidir.&lt;/b&gt;  Yani, sizin penisinizle yapabildikleriniz bunu da duygularınızla  birleştirmeniz en önemli olanıdır. İri bir penise sahip olacağınıza (ki  18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında kadına zevk yerine acı  vermektedir) sertliğini uzun süre tutabilen daha küçük bir penise sahip  olmak daha avantajlıdır. Her ikisi de bir arada olursa hiçbir zararı  yoktur.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tabi ki ebat olarak normalin altındaki penislerde hem cinsel  ilişki sırasında sorun yaratabilecek hem de psikolojik yönden erkekte  sorun yaratacaktır.&lt;/b&gt; Normalin altındaki penislere ne  yapılabilir; bugün yeni ameliyat teknikleri sayesinde penis boyları  uzatılabilmekte, ince penisler çeşitli yöntemlerle  kalınlaştırılabilmektedir. Çok başarılı sonuçların yanı sıra pek sonuç  alınamayan ameliyatlarda olmaktadır. Bu hastadan hastaya göre  değişmektedir. Ülkemizde de bu tip ameliyatlar yapılmaktadır. Ama bu tip  ameliyatların her isteyene yapılamayacağı sadece ve sadece çok gerekli  vakalara yapılması gerektiğini bildirmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bu arada en çok sorulan sorulardan olan piyasada satılan&lt;/b&gt;  penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya şu ve bu gibi  metotlar gerçek dışıdır, kandırmacadır, hiç bir faydaları yoktur. Bu  penis büyüttüğü ileri sürülen vakum pompaları büyütmek bir yana penis  sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile  zarar vermekte ve sertleşme problemleri yaratmaktadır. Bu yüzden  kullanılması zararlıdır. Normal standartlardaki boylar için penis  boyunuz ne ise odur, yapabileceğiniz tek şey performansınızı geliştirmek  veya boşalma sürenizi uzatmaya çalışmaktır.&lt;br /&gt;İnsan vücudundaki eş organların (eller, gözler, testisler gibi) hiç  biri birbirinin aynısı değildir, arada mutlaka bazı farklar vardır.&lt;br /&gt;Tüm insanlarında yapıları ve organları hem dış görünüş olarak hem de  işlevleri sırasında farklılıklar gösterirler. Bu farklılık bazen çok çok  az , bazen ise çok fazla olabilir.&lt;br /&gt;Penis bildiğimiz gibi bir erkek cinsel organı olup spermleri (meni – ersuyu) kadın vajeninin derinlerine bırakma görevi vardır ve bu görev sırasındada kişiye haz (zevk) vermektedir.&lt;br /&gt;Penislerde hem boy olarak hem de şekil olarak bir birinden farklı olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hiç bir penis şekil olarak cetvelle çizilmiş gibi doğru değildir veya düzgün sınırlara sahip değildir&lt;/b&gt;.  Bu farklar kişiden kişiye göre değişmekte, kiminde çok az bir sağa veya  sola eğrilik olurken bazılarında bu daha fazladır. Bazı penislerde ise  hem sağa -sola eğrilikle beraber aşağıya da doğru eğrilik olabilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bunun sınırı nedir?&lt;/b&gt; Ne kadar eğrilik normaldir, ne kadarı bir anormallik veya sakatlık olarak görülmelidir?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bunun kesin sınırı şudur;&lt;/b&gt; eğer bu eğrilik sizin  cinsel ilişki kurmanızı engelliyor, ilişki sırasında size veya  partnerinize acı veriyorsa bu düzeltilmesi gereken bir sorundur.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bir de eğer kişi ciddi anlamda penisinin eğriliğinden estetik açıdan&lt;/b&gt;,  yani görüntüsünden rahatsız oluyor ve bu yüzden soyunmaktan kaçınıyor  veya ilişkiye giremiyorsa bu da düzeltilmesi gereken bir sorun sayılır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Penis eğriliği düzeltilir mi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Evet, her şey yapılabildiği gibi (bu gün yeniden el, parmak veya penisin  yapılabildiği bir bilgi ve teknolojiye sahibiz) penis eğriliği de  düzeltilebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Eğer sizde de penis eğriliği gibi bir şüphe veya sıkıntı varsa çekinmeden ve mutlaka muayeneye gidiniz.&lt;/b&gt;  Bu şüphe , sıkıntı, veya utanma duygusu ile geçirdiğiniz her süre sizi  üzecek ve cinsel hayatınızı olumsuz etkileyecektir. Hekiminiz sizi  aydınlatacak ,eğer gerekli ise cerrahi bir müdahale önerecek ve yapacak  veya eğer bir sorun yoksa sizin rahatlamanızı ,kendinize güveninizin  gelmesini sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Şikayet&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Penisiniz ağrıyor veya şişti.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nedenleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Parafimoz :&lt;/b&gt;  Sünnet derisi kendi kendine penisin arka tarafına doğru öne gelmeyecek  şekilde büzüldü ve çok şişti. Bu durum antibiyotikle veya tam ya da  kısmi sünnetle tedavi edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Balanit :&lt;/b&gt; Penisinizin ucu iltihaplandı ve tahriş  oldu. Buna mantar veya bakteri enfeksiyonu veya kimyasal tahriş  (giysilerde kalan kuru temizleme maddeleri) neden olur. Çoğunlukla  sünnet olmamış veya şeker hastası erkeklerde meydana gelir. Antibiyotik  almanız, hayalarınız temizlemeniz ve ağrı giderici merhem kullanmanız  gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Priapizm :&lt;/b&gt;  Hiçbir neden yokken, cinsel arzu veya faaliyette bulunmadan ereksiyon  oluyor. Buna genellikle penisi sertleştiren kanın ani ve çoğu kez  bilinmeyen bir nedenle boşalmaması yol açabilir.&lt;br /&gt;Bazen bir hastalık ya da omurilik sinirlerinin yaralanması,  bezlerdeki bir durum veya ilaçtan kaynaklanabilir. Gerektiği gibi tedavi  edilmezse, ereksiyon bir daha mümkün olmaz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kanser :&lt;/b&gt; Sünnet olmamışsanız fark edemeyeceğiniz  küçük, sivilceye benzer bir şey oluştu ve artık kanıyor veya akıntı  yapıyor. İdrar yapmak ağrılı hale gelmiş olabilir ve kasıklarınızda  yumrular oluştu. Penis kanseri çok ender görülür, çoğunlukla erken  teşhis edildiğinde tedavi edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Penis ağrısı çoğunlukla kendi kendine tedavi edilemez. Örneğin ağrıyan  veya şişen sünnet derisini zorla öne götürmek veya tahriş olmuşsa altını  temizlemek tavsiye edilmez.&lt;br /&gt;Eğer cinsel ilişki sırasında ve sonrasında ağrı varsa, bu eşinizin vajinasının kuruluğundan kaynaklanabilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Penisinizin ucunda cinsel ilişkiden sonra yara oluşuyor ve siz lateks prezervatif kullanıyorsanız&lt;/b&gt;,  lateks olmayan bir prezervatif veya başka korunma yöntemini deneyin.  Ağrı geçiyorsa, muhtemelen latekse karşı alerjiniz var demektir. Lateks  olmayan prezervatifler HIV virüsü de içinde olmak üzere cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Önleme&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Önemsiz tahriş ve iltihaplar çoğu kez temizlikle, özellikle sünnet  olmadınızsa, cinsel ilişkiden sonraki temizlikle önlenebilir. Sabun ve  suyla yıkamaktan başka özel bir şey yapılması gerekmez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6371186311219573986?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6371186311219573986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/penis-buyutme-yontemleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6371186311219573986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6371186311219573986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/penis-buyutme-yontemleri.html' title='Penis büyütme Yöntemleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5777969791986805691</id><published>2011-04-29T17:02:00.000-07:00</published><updated>2011-04-29T17:02:25.597-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erken boşalma tedavi yöntemleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel Problemler'/><title type='text'>Erken boşalma tedavi yöntemleri</title><content type='html'>&lt;img alt="http://images.saglikbilgisi.gen.tr/img/erkenbosalma.jpg" src="http://images.saglikbilgisi.gen.tr/img/erkenbosalma.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Kırk-kırk beş yaş altındaki erkeklerin en çok şikayetçi oldukları  cinsel sorunu erken boşalmadır. Erkek cinsel sorunları içinde birinci  sırada gelmektedir. Erken boşalma olayı, erkeğin ve eşinin boşalmayı  arzuladığı andan daha önce boşalmasıdır. Aslında erken boşalma, bir  bozukluk, bir patoloji olmaktan çok fizyolojik olayların göreceli olarak  beklenenden daha hızlı seyretmesi ile olmaktadır. Bazı erkekler cinsel  yaşamlarının ilk başlangıcında daha erken boşalırken gittikçe boşalmayı  kontrol ettiklerini ve daha geç boşalmaya başladıklarını, ancak aniden  erken boşalmanın bir sorun olarak karşılarına çıktığını belirtmektedir.  Bir kısmı ise başlangıçtan beri hep çabuk boşalmaktan şikayet  etmektedir. Sonuçta boşalma zamanı objektif zaman ölçüsü ile  belirlenmekten çok, hastaların algılayış, ya da kabulleniş biçimi ile  ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir genelleme yapmak gerekirse,&lt;/strong&gt; 30 yaş altındaki erkeklerde cinsel ilişki esnasında vajinaya  duhul gerçekleştikten sonra 1-3 dakika içinde boşalma olması beklenen  bir durumdur. Erkeğin boşalmasını hızlandıracak çeşitli etmenler söz  konusudur. Ne kadar genç olursa, o derecede erken boşalması beklenir.  Yine heyecan düzeyine bağlı olarak ve bununla ilişkili bir şekilde  eşinin daha istekli, uyarıcı olması ve heyecan uyandırması ile boşalma  süresi kısalır. Önceki boşalmadan sonra aradan geçen süre uzunsa,  erkeğin boşalmasını kontrol etmesi zorlaşır ve daha çabuk orgazma  ulaşır. Birleşme esnasındaki gidip gelmeler hızlandıkça boşalma ihtimali  de artar. Kaygılı, sinirli ruh hali erken boşalma nedenleri  arasındadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sonuçta yeni evlenmiş,&lt;/strong&gt; uzun süredir veya hiç cinsel  ilişkide bulunmamış, genç, cinsel heyecanı yüksek, istekli bir adam,  biraz heyecanlı, biraz tedirgin bir şekilde hızlı bir cinsel birleşmeye  meylederse erken boşalma riski altındadır. Evliliklerin çoğunda böyle  anlar olması hiç de şaşırtıcı olmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki karşılıklı memnuniyet içinde bir cinsel hayat sürdürürken&lt;/strong&gt;  birden ortaya çıkan erken boşalma sorunu neden oluyor ? Cinsel ilişkide  rol alan tüm fizyolojik olayların zihinsel fonksiyonların ve duyguların  kontrolü altında olduğunu unutmamak gerekir. İnsan cinsel işlevi yerine  getiren bir robot değildir ki, programlandığı şekilde devam etsin. Her  şey normal seyrinde giderken bir akşam eve günün stresinden bunalmış,  yorgun ve sıkıntılı bir halde geldiğinizi düşünün. Eşinizle cinsel  ilişki içine girdiğiniz zaman dahi bir yığın sorun zihninizi kurcalamaya  devam ediyor. Kısa süren bir sevişme erken boşalma ile sonlanıyor. Daha  sonraki gecelerden birinde eşinizle tekrar yatağa girdiğinizde aynı  stresi yaşamıyorsunuz, ama bu sefer acaba yine başarısız mı olacağım,  boşalmamı kontrol edebilecek miyim? gibi sorular aklınıza geliyor. Bu  kaygı sizin öncekinden daha erken boşalmanıza yol açacaktır. Böylece bir  kısır döngü içine girersiniz; başarısızlık korkusunu takip eden  performans anksiyetesi ve onun sonucunda yine başarısızlık olan bir  kısır daire.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erken Boşalmanın Tedavisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Boşalmayı geciktirmek amacı ile çeşitli ilaçlar denenmiştir. Lokal  uyuşturucu kremler veya spreyler bunların başında gelmektedir. Ancak  sadece penisin üzerindeki sinir uçlarını uyuşturmak fazla yarar  sağlamaz. Sertleşme ve boşalma tüm otonom sinir sistemini  ilgilendirmektedir. Esas büyük cinsel organın iki bacak arasında değil,  iki kulak arasında olduğunu söyleyenlerin iddiasını hafife almamak  gerekir. Ayrıca bu tür ilaçlar, lokal uyuşturucu etkisi ile boşalmayı  geciktirmekten çok penisin duyarlığını azalttığı için, temastan duyulan  cinsel zevki azaltmaktadır. Bu lokal uyuşturucu maddeler cinsel birleşme  esnasında vajen duvarından emilerek bu dokuların hassasiyetini  azalttıklarından, kadının orgazm olmasında gecikmeye yol açmakta ve sorunu adeta pekiştirmektedir. Bu yüzden bu tür sprey ve kremler tıbbi pratikte terk edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Son zamanlarda depresyon tedavisinde&lt;/strong&gt; kullanılan bazı  ilaçların yan etki olarak boşalmayı geciktirdiği fark edilmiş ve bu  ilaçlar tedavide kullanılmaya başlanmıştır. Bu ilaçlardan hastalar yarar  görmektedir. Ancak boşalma kontrolünde sırf ilaca dayalı bir tedavi  yararlı olsa da, ömür boyu ilaç kullanmanın zorluğu nedeniyle cazip  görülmemektedir. Aslında boşalmayı kontrol edebilme bir öğrenme  sorunudur. Hastanın bu öğrenimine yardımcı olmak amacıyla ilaçla tedavi  edilmesi, veya daha doğru bir ifade ile, tedaviye ilaç eklenmesi doğru  bir yaklaşımdır. Amcak esas olan, erkeğin kendini ve eşini memnun edecek  şekilde boşalmasını kontrol edebilmeyi öğrenmesidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Prezervatif kullanılmasının boşalmayı geciktirmede&lt;/strong&gt;  yararlı olduğunu ifade edenler vardır. Doğum kontrol yöntemi olarak  kullanılmıyorsa, sırf boşalma kontrolü için prezervatif kullanılması çok  cazip değildir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Her erkeğin aynı duyarlıkta olmadığı,&lt;/strong&gt; aynı cinsel  tepkiyi vermediği bir gerçektir. Yukarıda belirtildiği gibi, fazla  cinsel heyecan duyan ve psikolojik anksiyete içindeki erkekler daha  erken boşalır. Öyleyse, boşalmayı kontrol etmek öğrenimi içinde  öncelikle cinsel heyecanı yatıştırma ve sakinleşmek gelir. Hem zihnen  hem bedenen gevşemek, sakinleşmek önemli oranda yardımcıdır. Sık cinsel  birleşmede bulunmak boşalma aralarını ve dolayısı ile duyarlılığı  azaltacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cinsel birleşme anında erkeğin pozisyonunun boşalma üzerine etkisi vardır&lt;/strong&gt;.  Bu yüzden bazı pozisyonlarda boşalma daha hızlı olmaktadır. Erkeğin  üstte olduğu klasik cinsel birleşme pozisyonu boşalmanın geciktirilmesi  için elverişli bir pozisyon değildir. Daha rahat olduğu, kolay  gevşeyebildiği ve efor harcamadığı bir pozisyonda erkek boşalmasını daha  rahat kontrol edebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavi için önerilen en basit yöntem,&lt;/strong&gt; sevişme  esnasında erkeğin boşalma anına yaklaştığını hissettiği zaman, penisin  ucunu iki parmağı arasında sıkarak vücuttaki cinsel heyecanın azalmasını  bir süre beklemesi ve yeteri kadar gevşedikten sonra tekrar sevişmeye  başlamasıdır. Bu yöntem uygulanırken bekleme anında derin derin nefes  alınmasının da yararı olmaktadır. Ayrıca seks terapistleri tarafından bu  tür şikayeti olan çiftlere bir takım öğrenme egzersizleri  yaptırılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erken boşalma sorunu yaşayan partnerinize yardım rehberi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sevişme süreniz, partnerinizin erken boşalma problemi yüzünden çok mu  kısa sürüyor ? Bu problem yüzünden sevişmeleriniz eski heyecanını  yitirdi mi ? Oysa sevişme süresini uzatmak ve erken boşalmayı önlemek  pekala mümkün!&lt;br /&gt;Erken boşalma, sık rastlanan ama kolay tedavi edilebilen cinsel  sorunlar arasında yer alıyor. Psikolojik tedavi ve birkaç basit teknikle  erken boşalma endişesinden sıyrılıp, sevişmenin sizin için doğal bir  zevk halini almasını sağlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu konuda yapılan araştırmalar her iki erkekten birinin  hayatının belli bir döneminde erken boşalma sorunu ile karşılaştığını  gösteriyor.&lt;/strong&gt;Aslında erken boşalma, kişiden kişiye değişen bir  kavram. Bazıları 30 saniyede boşalırken, bazıları bunu daha uzun  sürdürebiliyorlar. Uzmanlar ortalama sevişme süresinin evli erkekler  için üç dakika civarında olduğunu söylüyor. Gerçekte partneriniz  sevişmeyi, başlar başlamaz sonlandıramıyorsa, erken boşalma sorunu yok  demektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erken boşalma tıp literatürlerinde,&lt;/strong&gt; sevişme  esnasında varılan doruk noktasını, eşini tatmin etmeyi bekleyecek kadar  uzatamama olarak tanımlıyor. Bazı erkekler, kadının orgazmı  yaşayabilmesi için vajinal ilişkinin yanı sıra elle uyarımın da gerekli  olduğu gerçeğini görmezlikten geliyor. Bu da cinsel iletişimsizliği  başlatan süreçte yapılan en ciddi hatalar arasında yer alıyor. Sonuç  olarak erkek kendini kontrol edemediği için büyük bir suçluluk duygusuna  kapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sinir sistemine de bağlı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Batılı bilimadamları erken boşalmanın anormal bir durum olmadığını, bu  karakterin bize atalarımızdan geçtiğini söylüyorlar. Erken boşalmanın  merkezi sinir sistemiyle yakından ilgili olduğunu da…. Sinir sistemimiz  iki kısımdan oluşur. İstemimiz dahilinde çalışan kısmı cinsel ilişki  sırasında sertleşmeyi, istem dışı çalışanı ise boşalmayı yönetir.  Sağlıklı bir erkekte her iki kısım uyumlu bir şekilde çalışır ve günlük  davranışları yönetirler. Erken boşalan bir erkekte büyük bir olasılıkla  istemdışı sinirler daha baskın, uzun süre ereksiyon halinde kalanlarda  ise istem dahilindeki sinirler daha baskın çalışır. Ayrıca erkeğin  kişilik özellikleri de cinsel hayatında önemli rol oynar. Örneğin  romantik tipli ve cinsel içgüdüleri zayıf olanlarla, mantığıyla hareket  eden erkekler, erken boşalma riskiyle daha fazla karşı karşıyadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mastürbasyonun etkisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uzun süre ereksiyon halinde kalamamanın temel sebeplerinden biri de  mastürbasyonu fazlaca deniyor olmak. Eğer bir erkek 13 yaşında kendi  kendini tatmin etmeye başlıyor ve bunu sıkça yapıyorsa, 20′li yaşlara  geldiğinde karşı cinsle girdiği cinsel ilişkilerde problemler yaşama  olasılığı oldukça yüksektir. Çünkü erkek küçük yaşlardan beri kendini bu  şekilde boşalmaya şartlamıştır ve cinsel ilişkiye başladıktan sonra tek  amacı bunu bir an önce sonlandırmaktır. Diğer bir neden de kadının  cinsel isteksizliğidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavi yöntemleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Erken boşalma, tedavisi en kolay cinsel sorunlardan biri. Eşlerin  beraberce katılacağı bir psikolojik terapide, tedavinin başarı ile  sonuçlanma şansı yüzde 90 oranında artabiliyor. Bugün için bilinen  tedavi yöntemleri ise şunlar:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Lokal uyuşturucular&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Penis ucunun hassasiyeti lokal uyuşturucularla azaltılabilir. Bunları  çok sık kullanmak da sakıncalıdır. Bu yüzden geciktiricileri nadiren  kullanın ve kullandığınız zaman prezervatif takmayı ihmal etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Lokal baskı uygulamak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Erkek doruğa yaklaştığını hissettiği anda kendini geri çeker ve penisin  ucunu parmaklarıyla 3-5 saniye sıkarsa boşalma geciktirilebilir. Bu  yöntem ereksiyonu yüzde 10 ile 30 oranında azaltır ve belli bir süre  uygulandığında erkeğin kendini kontrol yeteneğini artırır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çin tekniği&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Eski çağlarda Çinliler, boşalmayı geciktirmek için “Oynak Yol” adını  verdikleri yöntemi uygularlardı: Erkek boşalacağını anladığı zaman sol  elin baş ve orta parmaklarıyla, testis ve anüs arasında kalan bölgeyi  derince bastırır. Bu arada nefesini ona kadar sayarak tutar ve verir.  Bir-iki kez tekrarlandığında erteleme gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beyninizi kullanın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Zamansız bir boşalmayı engellemek istiyorsanız, o an başka şeyler  düşünmeye çalışın. Örneğin 50′ye kadar sayın, o gün ne yediğinizi  düşünün ya da günlerden hangisi olduğunu hatırlamaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Düzenli cinsel ilişkiler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Erkeğin penisi uyarılmaya karşı çok hassas olduğu için sık sık ilişkiye  girmezse uyarılma eşiği azalıyor ve eski halini koruyamıyor ve doğal  olarak daha erken boşalıyor. Eğer düzenli bir ilişki varsa, büyük bir  ihtimalle bu sorun kendiliğinden ortadan kalkabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5777969791986805691?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5777969791986805691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/erken-bosalma-tedavi-yontemleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5777969791986805691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5777969791986805691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/erken-bosalma-tedavi-yontemleri.html' title='Erken boşalma tedavi yöntemleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1559768451968161447</id><published>2011-04-29T16:59:00.000-07:00</published><updated>2011-04-29T16:59:50.669-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zayıflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bu diyet 1 ayda 10 kilo verdiriyor'/><title type='text'>Bu diyet 1 ayda 10 kilo verdiriyor</title><content type='html'>&lt;img alt="http://images.saglikbilgisi.gen.tr/img/zayc4b1flama4.jpg" height="211" src="http://images.saglikbilgisi.gen.tr/img/zayc4b1flama4.jpg" width="320" /&gt;Bu aralar ‘göbeklendim’ diyenler bu formül tam size göre. İşte detaylar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığı 138 ameliyatla obezite hastalarını 5 bin 162 kg zayıflatan Prof. Güner Öğünç “20 yıldır aynı kilodayım. Formülümü uygulayarak bir ayda 10 kilo verebilirsiniz”dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antalya’da yaptığı 138 ameliyatla obezite hastalarını 5 bin 162 kilogram zayıflatan Prof.Dr. Güner Öğünç, 20 yıldır aynı kiloda kalmanın sırlarını anlattı. Akdeniz Üniversitesi Genel Cerrahi Bölümü’nde görevli Prof.Dr. Güner Öğünç, kendisine başvuran 138 obezite hastasını yaptığı mide kelepçesi, tüp mide, mide by-pass, Vertical bantlı gastro plastik ve jejino ileostomi yöntemleriyle 5 bin 162 kilogram zayıflattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UNVANI ZAYIFLATAN HOCA&lt;br /&gt;1987 yılından beri 68 kilo olduğunu söyleyen ve formda kalmasının sırlarını anlatan Prof.Dr. Öğünç, “Herkes beni zayıflatan hoca olarak tanıyor. Şu ana kadar 138 hastamı manken gibi yaptım” dedi. Kişinin beslenme şekli, obezite derecesi ve yaşam tarzına göre 5 farklı ameliyat yaptıklarını anlatan Öğünç, şöyle konuştu: “İnsanın zayıflaması için önce psikolojik olarak kendisini hazırlaması gerekiyor. Benim onlara önerdiğim diyetle ayda 10 kilo verebilirler. Aslında bu bir diyet değil yaşam tarzı “dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEKNİĞİ TIP LİTERATÜRÜNDE&lt;br /&gt;Kendisine ait “Öğünç Tekniği” hakkında da bilgi veren Prof.Dr. Güner Öğünç, sözlerini şöyle tamamladı: “Böbrek yetmezliği çeken hastalar için katedrolin takılmasında yaptığım yöntem kendi adımla üniversitelerde ders olarak okutulmaya başlandı. Bu yöntemle hastanın karnına bir ucu dışarıda tüp takılır. Buradan belli aralıklarla özel sıvı karın içine verilir. Bir süre karın içinde kaldıktan sonra sıvı dışarıya çıkarılır. Bu şekilde karın böbreğin yaptığı işlevi yerine getirir. Daha önceki yöntemlerde takılan katedrol sıkça tıkanmakta ve karın içinde yer değiştirmekte ve sızıntı olmaktaydı. Hasta bu tür ameliyatlarda çok ağrı çekiyordu. Bu yöntem bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırdı. Uygulanması biraz zor olan yöntemim Türkiye’de kullanılmaya başlandı. Yakında yurt dışında da bu yöntemin kullanılacağını düşünüyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HOCANIN FORMÜLÜ&lt;br /&gt;Prof. Öğünç yaşam biçimi haline getirdiği beslenme sistemini ve uygulandığı takdirde bir ayda 10 kilo verdirecek formülünü aktardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Her sabah 05:00′de kalkıp yarım saat egzersiz yapıyorum.&lt;br /&gt;2)Yaz-kış dinlenmeden bir saat yüzüyorum.&lt;br /&gt;3)Kahvaltıda yarım litre yağsız süt içiyor, birkaç zeytinle yağsız peynir yiyorum.&lt;br /&gt;4)Öğle yemeğinde haşlanmış sebze, yağsız yoğurt yiyorum.&lt;br /&gt;5)Akşamları buharda pişmiş sebze, bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.&lt;br /&gt;6)Haftada bir kere buharda pişmiş balık yiyorum.&lt;br /&gt;7)Zayıflamak isteyenler kesinlikle gazlı içeçeklerden uzak dursun.&lt;br /&gt;8)Yaptığım tek yaramazlık kalbe iyi geldiği ve mutluluk verdiği için her gün bir adet çikolata yemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde beslenen kilolu insanlar bir ayda 10 kilo verebilir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1559768451968161447?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1559768451968161447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/bu-diyet-1-ayda-10-kilo-verdiriyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1559768451968161447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1559768451968161447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/bu-diyet-1-ayda-10-kilo-verdiriyor.html' title='Bu diyet 1 ayda 10 kilo verdiriyor'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6012144211540381131</id><published>2011-04-26T08:29:00.001-07:00</published><updated>2011-04-29T12:56:54.036-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varis'/><title type='text'>Dar pantolonlar varis yapıyor mu ?</title><content type='html'>Uzmanlar, sürekli ayakta kalmak, uzun süre oturmak, dar pantolon   giymek ve sıcak hava gibi bazı etkenlerin varisin ortaya çıkmasında   önemli rol oynadığı uyarısında bulunuyor.&lt;br /&gt;Uzmanlar özellikle sıcak havaların varisleri tetiklediğini ve son   günlerde hastanelere çok sayıda varis hastasının müracaat ettiğini   belirten uzmanlar, varisin ciddi bir hastalık olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;Bacaklardaki toplar damarın, kanı ileriye doğru hareket ettirememesi,   taşıyıcı görevini yapamaması sonucu damarların genişleyip kese halini   alması ve belirgin hale gelmesi, varis hastalığının ortaya çıkmasına   neden oluyor. Gece krampları, kaşıntı, şişkinlik, ayakta kalma ile artan   ağrı en sık görülen şikâyetler arasında bulunuyor.&lt;br /&gt;Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi   Doktoru Dr. Serdar Bayrak, varis yapısının içinde genişleyen damarlarda   oluşan pıhtıların vücut için çeşitli tehlikelere yol açabileceği   uyarısında bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;ins&gt;&lt;ins id="aswift_2_anchor"&gt;&lt;/ins&gt;&lt;/ins&gt;&lt;br /&gt;Nadir de olsa varis kanamalarının korkutucu tablolara neden   olabildiğini belirten Dr. Bayrak, damarlarda oluşan pıhtıların, o damar   yapısında iltihaplanmalara da neden olabileceğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sıcak hava varisi tetikler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Varis için en büyük tehlike ise yaz aylarında ortaya çıkıyor. Sıcak   hava, damarları genişleterek ağrıya yol açıyor, şişlik ve krampları   arttırıyor. Dr. Serdar Bayrak, bu ağrılardan korunmak için özellikle   güneşten uzak durulması gerektiğinin altını çiziyor.&lt;br /&gt;Güneşlenmek varisin büyümesine, şikayetlerin artmasına neden oluyor.   Ayakları kuma gömmek gibi klasik alışkanlıklar da zaman zaman varise   zarar veriyor. Güneşin etkisini kaybettiği saatlerde yüzmek ise varisin   neden olduğu şikayetleri büyük oranda azaltıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6012144211540381131?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6012144211540381131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/dar-pantolonlar-varis-yapyor-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6012144211540381131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6012144211540381131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/04/dar-pantolonlar-varis-yapyor-mu.html' title='Dar pantolonlar varis yapıyor mu ?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-283894235766813306</id><published>2011-01-14T14:38:00.000-08:00</published><updated>2011-01-14T14:38:12.348-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boy uzatmak için'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boy uzatma kürü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boy uzatma kürü nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boy uzatma tedavi kürleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boy uzatma kürü tarifi'/><title type='text'>boy uzatma kürü, boy uzatma kürü tarifi, boy uzatma kürü nedir, boy uzatma tedavi kürleri, boy uzatmak için</title><content type='html'>boy uzatma kürü yöntemleri, yolları, bitkileri, tedavisi, nedir, förmülü, tarifi, için, telkini, yapılışı ve uygulanışı&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;boy uzatma kürü tarifi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;boy uzatma kürü nedir boy uzatma kürü belirli yaşlarda kullanılmalıdır,  yaş ortalaması olarak, ibrahim saraçoğlu boy uzatma kürü nü 12 yaş ve 22  yaş arası da uygulanabilegini ifade ediyor. tabiki 22 yaş sonrası için  bu kürün kullanılması insanlarda fayda sağlamayacagı aşikardır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;boy uzatma kürü nasıl uygulanır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;denizlerimizde yetişen bazı balıkları tüketmek gerekiyor, bu  balıklarımızdan uskumru, torik, kefal veya palamut, kolayca  bulabilecegimiz balıklarımızdan herhangi birini herhafta en az 3 defa  olmak şartıyla 200 250 gr buğlama isterseniz kızartma şeklinde  tüketmeli, sırt kısmındaki siyah etli tarafının boy uzatmada etkili  oldugunu unutmayın.&lt;br /&gt;12 yaşına kadar çocuğunuza her hafta 3 defa 250 gr yedirmeniz  gerekiyor, uskumru, torik, kefal veya palamut, bu dört balıktan  özellikle palamut balıgının buğlama yada kızarttıktan sonra derisini  kaldırıp sırt kısmındaki siyah etli tarafını yedirirseniz çocugununuz  boyunun daha hızlı uzadıgını hayret ederek göreceksiniz. boy uzatma kürü  ibrahim saraçoğlu, 12 yaşından sonra bu kür yeterli olmayıp bitkisel  kürlere gereksinim duyulur&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;12 yaşından sonra boy uzatma kürünün devamı olarak bitkisel kür&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;hiç bir yan tesiri olmayan bitkisel bir çayın 6 ay müddetle herhafta 1  kere demleyip içilmesi, bu bitki çayını prof dr ibrahim saraçoğlu nun  web sitesinden sipariş edebilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uyarı&lt;/strong&gt; : önerilen besin maddesi ve bitkisel çay hormonsuz olmalıdır.&lt;br /&gt;boy uzatma kürü ömer coşkun, ender saraç boy uzatma kürü ve ahmet maranki boy uzatma kürü bilgileride vardır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-283894235766813306?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/283894235766813306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/boy-uzatma-kuru-boy-uzatma-kuru-tarifi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/283894235766813306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/283894235766813306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/boy-uzatma-kuru-boy-uzatma-kuru-tarifi.html' title='boy uzatma kürü, boy uzatma kürü tarifi, boy uzatma kürü nedir, boy uzatma tedavi kürleri, boy uzatmak için'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7836971569441256893</id><published>2011-01-14T14:37:00.001-08:00</published><updated>2011-01-14T14:37:34.275-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iksirler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geçer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sebebleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doktor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='baş ağrısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ne iyi gelir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çayı'/><title type='text'>baş ağrısı tedavisi, baş ağrısına ne iyi gelir, baş ağrısına bitkisel çözüm, baş ağrısına iyi gelen bitkiler,</title><content type='html'>baş ağrısı, iksirler, geçer, nedenleri, ne iyi gelir, sebebleri,  tedavisi, bitki, bitkisel, çayı, doğal, doktor, evde, egzersiz, giderme,  hangi, bölüm, hastalık, için, şifalı, bitkiler, kürü, kürleri, limon,  migren, nasıl, oluşur, patates, psikoloji, sinüzit, pratik&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;baş ağrısı miğren&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;kronik baş ağrıları, migren ağrıları ve sık sık baş ağrısı çekenler için taze sıkılmış havuç suyu kürü tavsiye ediyor.&lt;br /&gt;Baş ağrısı şikayeti olanların başlangıçta sabah ve akşam  yemeklerinden iki saat sonra birer bardak taze sıkılmış havuç suyu  içmelidir.&lt;br /&gt;Baş ağrılarına karşı başlangıç kürü 20 gün uygulanır. Daha sonra  sadece akşam yemeklerinden 2 saat sonra 1 bardak olmak üzere 2 ay süre  ile uygulanır. Daha sonra da zaman zaman (haftada 3- kez) içilerek küre  devam edilir.&lt;br /&gt;Migren ağrıları, kronik baş ağrıları ve sık sık baş ağrısı şikayeti  çekenlere taze sıkılmış havuç suyu kürü bulunmaz bir nimettir. Baş  ağrılarından şikayeti olanların başlangıçta hem sabah kahvaltısından  sonra hem de akşam yemeğinden iki saat sonra birer bardak içmeleri en  doğrusudur. Baş ağrısına karşı olan başlangıç kürü 20 gün uygulanır ve  daha sonra sadece akşam yemeklerinden iki saat sonra bir bardak olmak  üzre iki ay boyunca devam edilir. Daha sonra zaman zaman içilerek  (haftada 3-4) devam edilir. Bir kaç hafta sonra baş ağrılarından şikayet  edenlerin giderek bu şikâyetlerinin nasıl azaldığını hayretle  gözleyebileceklerdir.&lt;br /&gt;Taze sıkılmış havuç suyu kürünün yukarıda belirttiğim özelliklerini  öğrendikten sonra, onu mutfağınızdan eksik etmeyeceğinize inanıyorum.  Havuç suyu etkisini en erken on-onbeş gün geçtikten sonra  göstermektedir. Çünkü, içerdiği bazı etkin maddelerin vücutta belirli  bir seviyeye kadar depolanmaları gerekmektedir. Ancak, bundan sonra  etkili olmaya başlamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7836971569441256893?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7836971569441256893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/bas-agrs-tedavisi-bas-agrsna-ne-iyi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7836971569441256893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7836971569441256893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/bas-agrs-tedavisi-bas-agrsna-ne-iyi.html' title='baş ağrısı tedavisi, baş ağrısına ne iyi gelir, baş ağrısına bitkisel çözüm, baş ağrısına iyi gelen bitkiler,'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2117654170609294019</id><published>2011-01-14T14:36:00.001-08:00</published><updated>2011-01-14T14:36:43.426-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiddetli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarifleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mayasıl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şikayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çayları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kabızlık kürü'/><title type='text'>kabızlık kürü</title><content type='html'>kabızlık kürü, şiddetli, kronik, tedavisi, tarifleri, şikayet, basur,  mayasıl, çayları, hastalık, sağlık, geçer, nedenleri, bitkiler,  bitkisel, doğal, giderme, şifalı, faydalı, psikoloji, pratik, yolları&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;kabızlığa hangi bitkiler iyi gelir, kabızlığa iyi gelen bitkiler, kabızlığa ne iyi gelir &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kabızlık kürü yapılışı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;5 adet kuru inciri iyice yıkandıktan sonra, 1 bardak suyun içine koyarak  1 gece bekletin. Sabah aç karnına incirleri yedikten sonra üzerine de  suyunu için. Bu kür 3-4 hafta uygulandığında kabızlık için faydalıdır.  İncir, mide ve bağırsak mukozasını kalıntılardan, balgamlardan temizler  ve rahat çalışmalarını sağlar.&lt;br /&gt;Uyarı : Bu kürün şeker hastaları tarafından uygulanması uygun değildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2117654170609294019?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2117654170609294019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/kabzlk-kuru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2117654170609294019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2117654170609294019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/kabzlk-kuru.html' title='kabızlık kürü'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1927379008814296576</id><published>2011-01-14T14:35:00.001-08:00</published><updated>2011-01-14T14:35:03.993-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarifleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yolları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pratik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şikayet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalığı kürü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='giderme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geçer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='faydalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkiler'/><title type='text'>dr suat arusandan cilt hastalıkları için bitkisel kürler</title><content type='html'>cilt hastalığı kürü, tedavisi, tarifleri, şikayet, sağlık, geçer,  nedenleri, bitkiler, bitkisel, doğal, giderme, şifalı, faydalı, pratik,  yolları&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;cilt hastalığı kürü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dr suat arusandan cilt hastalıkları için bitkisel kürler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;dr suat arusan, ciltte meydana gelen kaşıntılar, kızarıklıklar ve  diğer cilt problemleri için, bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesi  gerektiğini anlattı. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek, mucizevi  formülü anlattı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;malzemeler ve yapılışı &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;25 gr zencefil,&lt;br /&gt;25 gr çörekotu,&lt;br /&gt;20 gr zerdeçal,&lt;br /&gt;10 gr kekik,&lt;br /&gt;10 gr devedikeni,&lt;br /&gt;1 kg bal ,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı ve kullanımı &lt;/strong&gt;: Tüm mazlemeleri, toz  haline getirin. Balın içerisine karıştırıp, macun yapın. Sabah akşam, 1  er tatlı kaşığı yiyin. Bu karışımı, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek  isteyen herkes kullanabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1927379008814296576?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1927379008814296576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/dr-suat-arusandan-cilt-hastalklar-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1927379008814296576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1927379008814296576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/dr-suat-arusandan-cilt-hastalklar-icin.html' title='dr suat arusandan cilt hastalıkları için bitkisel kürler'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8422508474624078752</id><published>2011-01-14T14:32:00.000-08:00</published><updated>2011-01-14T14:32:12.659-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kullanımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keçi boynuzunun faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resmi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keçi boynuzu nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keçiboynuzu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keçi boynuzunun yararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keçi boynuzu nerde ve nasıl yetişir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keçi boynuzu'/><title type='text'>keçi boynuzu, keçiboynuzu, şifalı bitkiler, keçi boynuzu nedir, keçi boynuzunun faydaları, türü, resmi, kullanımı, keçi boynuzunun yararları, keçi boynuzu nerde ve nasıl yetişir</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Keçi boynuzu&lt;/strong&gt; (harnup) :&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kurler.com/wp-content/uploads/2010/02/keci-boynuzu.gif"&gt;&lt;img alt="keçi boynuzu bitkisi otu" class="alignleft" src="http://www.kurler.com/wp-content/uploads/2010/02/keci-boynuzu.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Baklagiller&lt;/strong&gt; familyasından; Güneydoğu Anadolu ve  Akdeniz havzasında yetişen 6-10 metre boyunda, kışın yaprak dökmeyen bir  ağaç ve onun meyvesidir. Çiçekleri yeşilimtıraktır. Meyvesi 10-20 cm  boyunda, yassı, etli, açılmayan ve koyu renklidir. İçeriğinde yağ,  sakkaroz, glikoz, selüloz ve azotlu bileşikler vardır. Çiğ yendiği gibi  reçel ve likör de yapılır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Faydası&lt;/strong&gt; : Mide ve bağırsak hastalıklarına  faydalıdır. Göğsü yumuşatır, balgam söker ve bronşları boşaltır. İshali  keser. Sigara tiryakileri için faydalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8422508474624078752?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8422508474624078752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/keci-boynuzu-keciboynuzu-sifal-bitkiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8422508474624078752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8422508474624078752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2011/01/keci-boynuzu-keciboynuzu-sifal-bitkiler.html' title='keçi boynuzu, keçiboynuzu, şifalı bitkiler, keçi boynuzu nedir, keçi boynuzunun faydaları, türü, resmi, kullanımı, keçi boynuzunun yararları, keçi boynuzu nerde ve nasıl yetişir'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8576515298599099768</id><published>2010-12-30T05:52:00.000-08:00</published><updated>2010-12-30T05:52:01.382-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Koaksiyon Nedir ?'/><title type='text'>Koaksiyon Nedir ?</title><content type='html'>Koaksiyon Nedir ?&lt;br /&gt;Düşünceleri ya da hareketleri yineleme dürtüsü. Birbiriyle uyuşmayan  düşünceleri, sözcükleri ve görüntüleri saplantı halinde aklından geçirme  ya da tik gibi bazı hareketleri sürekli yapma eğilimi biçiminde ortaya  çıkar. S. Freud’a göre bu dürtü, içgüdüsel hareketlerden ayrılır ve  olasılıkla içgüdülerin kendi doğasından kaynaklanır. Koaksiyon, küçük  çocuğun kararlı tutum ve davranışlarında bütün açıklığıyla ortaya çıkar.  Yetişkin insanda, genellikle bazı nevroz ya da şizofreni tiplerinde  psikonevrotik bir belirtidir. Hasta, kendine rahatsızlık veren durumun  farkında olduğu halde, bunu aşmayı başaramaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8576515298599099768?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8576515298599099768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/koaksiyon-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8576515298599099768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8576515298599099768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/koaksiyon-nedir.html' title='Koaksiyon Nedir ?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-4847796902346336273</id><published>2010-12-30T05:43:00.001-08:00</published><updated>2010-12-30T05:43:38.323-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orgazm Olamama - Orgazm Sorununa Etkili Çözüm'/><title type='text'>Orgazm Olamama - Orgazm Sorununa Etkili Çözüm</title><content type='html'>İnanan, istekli olan, sorunun çözüme ulaşma yolunu kavrayan ve  sonrasında tümkurallara uyan kişinin, psikolojik cinsel sorunlarının  çözümünde, hipnozla başarılı sonuçlar alınıyor. Hipnozun sihirli bir  değnek olarak düşünülmemesi gerektiğini söyleyen Hipnoz Enstitüsü  Derneği Başkanı Dr. Cenk Kiper’e göre, bu bir tedavi şekli ve doğru  uygulanması çok önemli. Dr. Kiper, “Hipnoz bilinçaltına açılan bir  kapıdır ve bu kapıdan girildiğinde sorunların düzeltilmesi sağlanır”  diyor. Hipnozun cinsel sorunların çözümündeki başarı oranı diğer  problemlere göre daha yüksek bulunuyor.&lt;br /&gt;ERKEN BOŞALMADA YÜZDE 100’E YAKIN BAŞARI&lt;br /&gt;Bilgisizlik, tabular ve cinselliğin ayıp ve günah olarak öğretilmesi;  cinsellikten utanç duyulmasının başlıca nedenleri arasında yer alıyor.  Hipnozla cinsel problemlerin çözümünde, vakaya uygun yaklaşımla çok  yüksek başarı oranına ulaşılıyor. Dr. Kiper, hipnozla, uzun yıllardır  yaşadıkları cinsel soruna çare bulan kadınların ve erkeklerin ilk  tepkilerinin, o ana kadar boşuna zaman geçirdiklerini düşünüp, “Niye bu  kadar zaman kaybetmiş ve acı çekmişimki?Bundan sonra, benimle aynı  sorunu yaşayan herkese hipnozu önereceğim” şeklinde olduğunu dile  getiriyor. Hipnoz tedavisinin son derece etkili sonuçlar verdiği cinsel  hastalıklar arasında başı erken boşalma çekiyor. Erken boşalma  probleminde hipnozla eşleştirilmiş terapinin, hastanın bütün kurallara  uyması halinde yüzde 100’e yakın olumlu sonuç verdiğinin altını çizen  Dr. Cenk Kiper, sözlerini şöyle sürdürüyor:&lt;br /&gt;CİNSEL İSTEKSİZLİK BİRKAÇ SEANSTA BİTİYOR&lt;br /&gt;“Erken boşalma sorunu, hipnozla eşleştirilmiş bir tek terapi seansında  çözülebiliyor. Hipnoz seansının ardından yapılması gerekenleri doğru  uygulayan hasta, kesin ve kalıcı olarak erken boşalma sorunundan  kurtuluyor. Ülkemizde erken boşalma sorunuyla yüzde 70’lere varan oranda  karşılaşılıyor ve bu durum birçok çiftin mutsuz olmasına neden oluyor.  Erkeğin boşalmasını kontrol edemediğini hissettiği anda, bu sorununa  çözümaraması gerekiyor. Erken boşalmanın dışında yer alan cinsel  isteksizlik, sertleşme ve orgazm olamama problemleri de kişiye göre  değişmekle birlikte, hipnozla, ortalama 2-3 seansta çözülebiliyor.&lt;br /&gt;Cinselliği ayıp sanan kadın orgazm olamıyor&lt;br /&gt;KADININ orgazm olamaması tüm dünyada yaygın bir sorun olup, bu soruna  ülkemizde çok sık rastlanıyor. Bu problemin yaşanmasının başlıca  nedenleri arasında birinci sırada, yetiştirilme koşulları ve kadına  cinselliği yaşamanın kendisi için ayıp olduğunun öğretilmesi bulunuyor.  İkinci neden ise erken boşalma sorunu yaşayan ve bu sorununun  tedavisinden kaçan erkekler. Bu erkekler eşlerinden önce boşaldıkları  için onlarla ilişkiye giren kadınlar, orgazm olmalarına yetecek  uzunlukta bir cinsel süreç yaşayamıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-4847796902346336273?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/4847796902346336273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/orgazm-olamama-orgazm-sorununa-etkili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4847796902346336273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4847796902346336273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/orgazm-olamama-orgazm-sorununa-etkili.html' title='Orgazm Olamama - Orgazm Sorununa Etkili Çözüm'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8945153750030275190</id><published>2010-12-30T05:41:00.001-08:00</published><updated>2010-12-30T05:41:16.168-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadınlar İçin 10 Cinsel Fantazi'/><title type='text'>Kadınlar İçin 10 Cinsel Fantazi</title><content type='html'>Kadınlarda orgazm erkeklerdeki kadar kolay olmaz. Bu nedenle  kadınların orgazma erişebilmesi için daha fazla ve uzun süre  uyarılmaları gerekir. Bazen fantaziler kadınların daha çabuk zevke  ulaşabilmelerine yardımcı olur. İşte kadınlar için 10 etkili cinsel  fantazi;&lt;br /&gt;1-Cinsel İtaat&lt;br /&gt;Kadınlar genellikle partnerinin kendisine zor kullanmasını ve  kontrolü eline almasını arzular. Gerçek seks yaşamınızda böyle bir  durumla her zaman karşılaşmak istemeyebilirsiniz. Buna karşın bazen  partneriniz ile bu gibi güç fantazileri kurmak cinsel hayatınıza renk  katabilir.&lt;br /&gt;2-Röntgenci Seksi&lt;br /&gt;Kadınlar bazı durumlarda seks yaparken izlenmekten zevk alabilirler  veya başkalarının seks yapmasını izlemek onların daha çabuk uyarılmasını  sağlayabilir. Partnerinizle konuşarak tanıdığınız birinin bu fantazinin  bir parçası olmasını sağlayabilirsiniz. Başkasının bu durumu öğrenmesi  sizi utandırabilir. Yine de bu fantaziyi eğlenceli yapan da budur.&lt;br /&gt;3-Zırhlı Şövalye&lt;br /&gt;Bu kadınlar için oldukça romantik bir fantazidir. Her kadın kendisini  tahriş eden, arzularını yerine getiren bir erkekle seks yapmayı  arzular. Bu nedenle bir şövalye bu fantazi için en uygun karakter  olabilir.&lt;br /&gt;4-Kötü Kız&lt;br /&gt;Günlük hayatında bütün kurallara uyan kadınlar gece yatakta kuralları  ihlal eden kötü kız olmak isteyebilir. Kadınlar yeni tanıştıkları bir  erkeği seks için baştan çıkarmayı hayal edebilir.&lt;br /&gt;5-Kontrol Kadında&lt;br /&gt;Bazı kadınlar cinsel ilişki sırasında kontrolü ellerinde bulundurmayı  hayal edebilirler. Erkeğini yatakta köle yapmak birçok kadının  hayalidir. Erkeğinizi yatağa bağlamak ve ona emirler vermek kadınlara  daha çabuk orgazm yaşatabilir.&lt;br /&gt;6-Eski Sevgili İle Seks&lt;br /&gt;Bazı kadınlar kendilerini terkeden eski sevgilileri ile tekrar seks  yapmayı arzulayabilir. Eski sevgili ile ansızın karşılaşarak seks  yapmaya başladığını hayal etmek kadının daha fazla uyarılmasını  sağlayabilir.&lt;br /&gt;7-Grup Seks&lt;br /&gt;Bazı partnerler cinsel hayatlarını renklendirmek için farklı  yöntemlere başvurabilir. Bunlardan birisi de grup sekstir. Bazen üçlü  seks yapmak veya seks yapan bir çifti izlemek kadınların dürtülerini  harekete geçirebilir.&lt;br /&gt;8-Lezbiyen Seks&lt;br /&gt;Bazen kadınlar lezbiyen olmadıkları halde lezbiyen seksi hayal  etmekten zevk alabilir. Bu nedenle partneri ile seks sırasında yatakta  başka bir kadının olduğunu hayal etmek cinsel yaşamı kadınlar için daha  zevkli bir hale getirebilir.&lt;br /&gt;9-Sahilde Seks&lt;br /&gt;Sıcak yaz aylarında mutheşem bir tatil köyündesiniz. Sıcak kumların  üzerinde veya gece ıssızlaşan sahilde seks yaptığınızı düşünün.  Kendinizi cenette gibi hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;10-Müstehcen Seks&lt;br /&gt;Daha önce hiçkimse ile paylaşmadığınız oldukça cesaret isteyen  arzularınızı partnerinizle paylaşarak uyguladığınızı düşünün. Tüm ahlak  kurallarını yerle bir eden, sosyal tabuları yıkan fakat harika zaman  geçirmenizi sağlayacak bir seks. Hayal güçünüzü çalıştırın ve  partneriniz ile ilginç olabilecek bir fantazi kurmayı deneyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8945153750030275190?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8945153750030275190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kadnlar-icin-10-cinsel-fantazi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8945153750030275190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8945153750030275190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kadnlar-icin-10-cinsel-fantazi.html' title='Kadınlar İçin 10 Cinsel Fantazi'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7004526878169812158</id><published>2010-12-27T12:52:00.003-08:00</published><updated>2010-12-27T12:52:23.063-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mehmet öz şeker hastalığı'/><title type='text'>mehmet öz şeker hastalığı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Öz şeker hastalığı ve beslenmenin hastalığının tetiklenmemesi  için oldukça önemli olduğunu ve şeker hastalığında beslenme ile ilgili  olarak önemli açıklamalarda bulundu. Günümüz şartlarında şeker  hastalığının tedavisi oldukça ileri aşamadadır. Şeker hastalığının  tedavisinin olumlu sonuçlar verebilmesinin en temel kuralı şeker  hastasının ve hasta yakınlarının bilinçlendirilmesinden geçmektedir.  Şeker hastalığı geneli itibarı ile bir ömür sürmektedir hastalığa önem  ve gerekli şekilde beslenilmemesi halinde şeker hastalığı ileri  derecelere varabilmektedir. Dr. Mehmet Öz şeker hastalığın da  beslenmenin en önemli kural olduğunu ve beslenmeyi spor gibi  egzersizlerle tamamlamanız hastalığın en alt seviyeye indirilmesine  yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dr. Mehmet Öz şeker hastalığı ve beslenme&lt;/strong&gt; ; şeker  hastalığında hastalarda hararetin hakim olduğundan alınan ilaçların  vücudunuzu soğutucu ve nemlendirici özelliği olmalıdır. Şeker hastaları  özellikle marul türü sebzeler, meyveler ve idrar söktürücü olmayan  besinlerden uzak durmalıdır. Sığır ve koyun yoğurdunun ekşi suyu şeker  hastalarına oldukça faydalıdır. Ekmeklerden arpa ekmeği yenilmesi  uygundur. Bunun yanı sıra yulaf çorbası, sirkeli yahni, etli çorba, et  suyu, tavuk ve piliç etleri, ekşi meyveler, dana eti, ekşili yemekler,  yağsız sığır eti, taze balık ve su eklenip kaynatılmış sütte şeker  hastaları için oldukça faydalı ve yararlıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7004526878169812158?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7004526878169812158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/mehmet-oz-seker-hastalg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7004526878169812158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7004526878169812158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/mehmet-oz-seker-hastalg.html' title='mehmet öz şeker hastalığı'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-843932860801759237</id><published>2010-12-27T12:52:00.001-08:00</published><updated>2010-12-27T12:52:07.040-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gizli şeker nedir Gizli Şeker Nasıl Anlaşılır'/><title type='text'>Gizli şeker nedir Gizli Şeker Nasıl Anlaşılır</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şeker hastalığı başta kalp, beyin, böbrek ve göz olmak üzere  doku ve  organların çoğunda tahribat yapar. Yaptığı tahribatın değişmez  iki  özelliği vardır: Bir, yavaş ama içten içe olması, iki kararlı,  kalıcı  ve ilerleyici bir süreç göstermesi. Metabolik regülasyon sağlanıp  kan  şekeri kontrol altına alınmazsa diyabet hükmünü sürer, tahribatını  az  ya da çok ama mutlaka yapar.&lt;br /&gt;GİZLİ şekeri  olanlarda sık görülen bazı sorunlar var: Göbek-karın  bölgesinden  şişmanlama, iyi kolesterol HDL’de azalma, trigliserid  düzeyinde  yükselme, ürik asidin fazlalaşması ve hipertansiyon eğilimi  bunların en  önemlileri. Eğer gizli şekere bu sorunlar da eşlik  ediyorsa, koroner  kalp hastalığı ve kalp krizine yakalanma ihtimali  neredeyse açık diyabet  oranına yaklaşabilir (Gizli şekerde normalde  1,5-2 kat olan bu risk, bu  durumlarda diyabetlilerde olduğu gibi dört  kat kadar artabiliyor).  Bilhassa refah toplumunun en önemli sağlık  sorunları arasında sayılan  “ölümcül dörtlü” veya “mahşerin dört atlısı”  bir arada bulunduğunda  (göbek-karın bölgesinden şişmanlama, kan  şekerinde yükselme, kan yağ  dengesinde bozulma ve yüksek tansiyon) kalp  krizi ve felç riski daha da  artar. Son yıllarda bu tahribatın  “prediyabet” veya “gizli şeker”  döneminde de ortaya çıkabileceği  anlaşıldı ki, bu önemli bir gelişmedir.  Eskiden “latan diyabet” olarak  da adlandırılan “gizli şeker” evresine  son yıllarda daha çok önem  verilmesinin nedeni de budur.&lt;br /&gt;Gizli  şekerin açık şekere dönüşme süresi kişiden kişiye değişirse de  bu dönem  ortalama on yıl kadar sürüyor. Karın-göbek bölgesinden kilo  alma,  karbonhidratlardan (şeker, un, nişasta) zengin beslenme ve  hareketsizlik  gibi önemli hatalar yapılınca süre daha da kısalıyor,  bir-iki yıla  inebiliyor. Daha da kötüsü, şeker hastalığı ortaya  çıkmadan siz çok  erken yaşlarda kalp damar hastalığına  yakalanabiliyorsunuz. Özellikle  göbekli, düşük HDL kolesterollü ve/veya  hipertansiyonlu biriyseniz süreç  bu yönde işliyor. Bu nedenle de  süreci daha bu aşamadayken ciddiye  almak ve önemli bir sağlık sorunu  kabul edip çözmek şart&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Diyabet  önleme&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ne iyi ki son yıllarda yapılan bilimsel  çalışmalarda elde edilen  bazı bulgular size iyi haberler vermemizi  sağladı: Gizli şeker  hastalığının açık şeker hastalığı haline gelmesini  önlemek mümkün  olabiliyor. Özellikle “Joslin Klinik” ve Harvard  Üniversitesi’nin diğer  hastanelerinde yapılan araştırmalarda iyi  planlanmış bir “diyabet  önleme programı” sayesinde gizli şeker  hastalığının açık şekere  dönüşmesinin ciddi oranda engellenebileceği  anlaşıldı. Bunu başarmak  için yapılması gerekenler son derece  uygulanabilir önlemler: Fazla  kiloları vermek, sağlıklı bir beslenme  planına uymak, düzenli aktivite  alışkanlığı edinmek yeterli. Böyle bir  planı deneyimli bir uzman  grubuyla birlikte uyguladığınızda şeker  hastalığına yakalanma  olasılığını sonsuza kadar ertelemeniz mümkün.&lt;br /&gt;Gizli  şeker tanısı nasıl konuyor sorusunun yanıtına gelince… Bunun  için  açlık ve tokluk kan şekerlerinize baktırmanız yetiyor. Eğer açlık  kan  şekeriniz 100-125 aralığında, tokluk kan şekeriniz 140-199  aralığında  ise gizli şekerinizin olduğunu düşünebilirsiniz. Eğer kan  şekeriniz  açlıkta 120 altı, toklukta 199 ve üstü ise sizde açık şeker,  yani orta  yaş diyabeti (tip2 diyabet) var, yani yetişkin yaş şeker  hastalığı  başlamış demektir. Tanıyı daha da kesinleştirmek için işin  uzmanı bir  merkezde etraflıca değerlendirilmeniz, belki de bir şeker  yükleme testi  yaptırmanız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kimler risk altında&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gizli  şeker ihtimali sizde de var mı? Açlık ve tokluk şekeri   değerlendirmelerini –ve mümkünse insülin ölçümlerini- kimlerin   yaptırması lazım? Ailesinde ve çok yakın akrabalarında şeker hastalığı   bulunanlar, kilo fazlalığı veya şişmanlık sorunu yaşayanlar, özellikle   bel çevresi genişliği ile birlikte (erkeklerde 102, kadınlarda 88 cm.yi   geçenler) kilo alanlar, bel çevresi oranının kalça çevresine oranı  0,8’i  geçenler ya da beden kitle indeksi 26’nın üzerinde olanlar,  gebelik  şekeri sorunu yaşayanlar ve mümkünse iyi kolesterolü az,  trigliseridi  yüksek bulunanlar, hipertansiyonlular ile gut hastalarının  bu testleri  yaptırmalarında fayda var.&lt;br /&gt;Birçoğumuz farkına varmadan gizli  diyabetle yaşıyoruz. Yine  birçoğumuz sorunu fark etsek bile önemini  bilmiyoruz. Oysa özellikle  damar sağlığını korumanın yolu her şeyden  önce  “şeker-insülin-kolesterol-trigliserid-kan basıncı” dengesini  korumaktan  geçiyor. Bu nedenle yıllık sağlık taramalarında mutlaka  “tokluk  şekeri” analizi de yaptırmalısınız. Gizli şekeri erken fark  etmenin en  kolay yolu bu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KESİP SAKLAYIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu testler önemli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gizli şeker döneminde sık görülen bir sorun, hatta ilk görülen sorun   insülin direncidir. Özellikle kilolu-obez kişilerde insülin direnci   sorunu çözülmezse tip2 diyabet olasılığı artıyor, süreç kısalıyor.   İnsülin direnci – ya da diğer adıyla metabolik sendrom- için yapılan   başka bazı testler de var. Kanda trigliserid düzeyinin yüksek çıkması   (150-200 mg üzerindeki değerler), iyi kolesterol HDL seviyesinin azalmış   bulunması (erkekler için 45, kadınlar için 50 mg ve altındaki  değerler)  veya trigliserid/HDL oranının 4/1den yüksek bulunması, ALT,  AS, GGT  olarak bilinen karaciğer fonksiyon testlerinin normal  sınırların üzerine  taş-ması, serum ürik asit sevi-yesinin 6,5-7  mg/dl.yi geçmesi insülin  direncinin işaret fişekleridir. Kesin teşhis  için açlık ve tokluk kan  şekeri ile açlık ve tokluk insülin  seviyelerine baktırmak gerekiyor.  Açlık insülin seviyesinin 10 ünite  tokluk insülin seviyesinin 30-40  üniteyi geçtiği durumlarda durum ciddi  boyut lara ulaşmış insülin  direnci başlamış demektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÖNEMLİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlıklı ve uzun bir hayat için&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Doğru beslenmek&lt;br /&gt;- Güzel uyumak&lt;br /&gt;- Egzersiz yapmak&lt;br /&gt;- Stresi  yönetebilmek&lt;br /&gt;- İyimser olmak&lt;br /&gt;- İnançlı olmak&lt;br /&gt;- Hoşgörülü olmak&lt;br /&gt;-  Umutlu olmak&lt;br /&gt;- Temiz bir çevrede yaşamak&lt;br /&gt;- Sağlık kontrollerini  yaptırmak&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HATIRLATMA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gizli şekerin belirtileri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şeker hastalığının bu erken döneminde de bazı işaretler vardır.   Bunların en önemlileri kan şekerinin düşmesi sonucu ortaya çıkan   “hipoglisemik belirtiler” grubudur. Yemeklerden sonra belirginleşen   yorgunluk hali, ağır yemekleri takiben daha çok hissedilen uyuklama,   terleme, bitkinlik gibi sorunlar, özellikle baş, boyun bölgesinde   tekrarlayan terleme atakları, bir türlü anlam verilemeyen öfke   nöbetleri, ani parlamalar, sinirlilik, sık tekrarlayan enfeksiyonlar bu   işaretlerin en sık karşılaşılanlarıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-843932860801759237?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/843932860801759237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/gizli-seker-nedir-gizli-seker-nasl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/843932860801759237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/843932860801759237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/gizli-seker-nedir-gizli-seker-nasl.html' title='Gizli şeker nedir Gizli Şeker Nasıl Anlaşılır'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6613692302854304162</id><published>2010-12-27T12:51:00.003-08:00</published><updated>2010-12-27T12:51:46.602-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Göbek Nasıl Eritilir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbekteki yağları nasıl eritebilirim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Göbek Eritme Yöntemleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karın Göbek Eritme'/><title type='text'>Karın Göbek Eritme, Göbek Eritme Yöntemleri, Göbek Nasıl Eritilir, göbekteki yağları nasıl eritebilirim</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bayanlarda göbek bölgesi yağlanması kalça-basen bölgesi  yağlanmasından daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel  olarak tabir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen  sorunun nedenleri arasında ise, yüksek şekerli yiyecek alımının fazla  olması, hareketsizlik (oturarak çalışma) ve insülin dengesizliği başta  geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt.  Oya Yüksek, “Göbek bölgesi yağlanması” hakkında bilgi verdi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İnsülin dengesizliği neden göbek yapar?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli.  İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve  bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle  bel-karın bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek  karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;2007 yılında Diyabet Merkezi’nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin  de önemli olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat  farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş  civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci  gelişmiş 11 obez katılımcıya uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca  1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş ( öğün başına 400 kal) bir program  uygulamışlardır. Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat  yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücut yağlarının göbek bölgesine  doğru biriktiği gözlemlenmiştir. Diğer bir iddia ise; yüksek  karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin  metabolizması nı düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı  ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak;  avokado, ceviz, zeytinyağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata  kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma tekli doymamış yağların  insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu  savunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. &lt;strong&gt;Sıkılaştırma&lt;/strong&gt; : Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma(kuvvetlend irme) hareketlerinin yapılması.&lt;br /&gt;2. &lt;strong&gt;Egzersiz&lt;/strong&gt; : Yağ yakımı için aerobik egzersiz&lt;br /&gt;3. &lt;strong&gt;Diyet&lt;/strong&gt; : Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların  çok, doymuş yağların az olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo  yönetimi için gün başına alınan enerjiden 100 kal/gün kısıtlamak.&lt;br /&gt;1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih  etmek ve karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan  esmer tahıl ürünlerinin tüketilebilir.&lt;br /&gt;2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.&lt;br /&gt;3. Öğün aralarında fındık veya ceviz tüketilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6613692302854304162?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6613692302854304162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/karn-gobek-eritme-gobek-eritme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6613692302854304162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6613692302854304162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/karn-gobek-eritme-gobek-eritme.html' title='Karın Göbek Eritme, Göbek Eritme Yöntemleri, Göbek Nasıl Eritilir, göbekteki yağları nasıl eritebilirim'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2510282179099638653</id><published>2010-12-27T12:51:00.001-08:00</published><updated>2010-12-27T12:51:26.410-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evde diş beyazlatma yöntemleri'/><title type='text'>Evde diş beyazlatma yöntemleri,</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&amp;nbsp;yolları, doğal diş beyazlatma formülü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evde hazırlayacağınız karbonatlı karışımla ve beyazlatıcı diş macunlarıyla bembeyaz dişlere sahip olabilirsiniz.&lt;br /&gt;İnsanlarda diş renkleri tıpkı ten renkleri gibi farklılıklar  gösterir. Bazı kişiler doğuştan şanslı olarak beyaz diş rengine  sahiptirler. Bazen de genetik olarak daha koyu diş rengiyle doğarız. &lt;br /&gt;Annenin hamileyken kullandığı veya çocukken kullanılan bazı antibiyotiklerden dolayı da diş rengi koyulaşabilir. &lt;br /&gt;İçtiğimiz sulardaki flour yoğunluğu da diş rengimizin koyulaşmasına neden olur.&lt;br /&gt;Etkileyici bir gülümsemenin anahtarı pırıl pırıl ve bembeyaz  dişlerdir. Dişlerin doğal renkleri yıllarla ve kullanılan çay, kahve,  sigara etkisiyle koyulaşır.&lt;br /&gt;Diş beyazlatmaya başlamadan önce bir ağız muayenesi şarttır. Bu  muayenede ağız içerisindeki dolgular, porselen kaplamalar, çürükler ve  minedeki çatlaklar belirlenmelidir. Uygulanacak olan beyazlatma işlemi  dişleri beyazlatırken dolguların ve ağızdaki porselenlerin rengi  değişmemektedir. Dolayısıyla bu durum beyazlatmaya karar vermede önemli  bir kriterdir.&lt;br /&gt;Diş doktorlarının uyguladığı diş beyazlatmanın bir alternatifi de evde diş beyazlatmak için yapılacaklardır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şifalı Bitkiler ve Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya diş beyazlatma için şu kürü öneriyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1 çay kaşığı karbonat,&lt;br /&gt;yarım limonun suyu,&lt;br /&gt;2 damla zeytinyağı&lt;br /&gt;Bu malzemeler bir kap içerisinde karıştırılır. Daha sonra diş fırçası  bu diş beyazlatıcı kür içine batırılıp dişler fırçalanır. Böylece  sigara gibi sebepler yüzünden sararan dişlerin beyazlaması sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beyazlatıcı bantlar ve solüsyonlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beyazlatıcı bantlar ve dişlere sürülen solüsyonlarla da dişleri  beyazlatmak mümkündür. Ayrıca diş fırçaları ve diş macunları  dişlerinizdeki lekeleri temizleyerek onları doğal beyazlığına  kavuşturur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beyazlatıcı diş macunları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beyazlatıcı diş macunları, dişlerdeki lekeleri çıkarmak üzere hafif  aşındırıcı bir madde içerirler. Bazı diş macunları ise daha fazla leke  çıkaran parlatıcı maddelere sahiptir. Beyazlatıcı bir diş macunu  kullanmadan önce, ürünün size uygun olup olmadığı konusunda diş  hekiminize danışın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sensodyne Beyazlatıcı Diş Macunu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sensodyne Beyazlatıcı, diş hassasiyetini giderir. Diş çürümelerini  önler. Dişlerinizi, diş minesine zarar vermeden hassas bir şekilde  beyazlatır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Signal White Now Diş Macunu Anında Beyazlık&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sinyal Beyaz Beyazlatıcı sistem şimdi günlük kullanım için uygun bir  florürlü diş macunu ile tam koruma sağlar. Ağzınızda yoğun bir ferahlık  ve tazelik hissi bırakıyor. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Colgate Gelişmiş Beyazlık Diş Macunu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Doğal beyazlık kazandırır, yeni leke oluşumunu önlemeye yardımcı olur. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Plus White Ekstra Beyazlatıcı Diş Macunu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Plus White çift etkili leke çıkarıcı diş macunu; kahve, çay, tütün ve  şarap ile diğer gıda ve yüzey lekelerini çıkartmak için sıradan diş  macunlarından çok daha farklıdır. Dişleriniz daha beyaz ve daha parlak  görünecektir. Plus White diş macunu aynı zamanda tartar plaklarını  sökmeye yardımcı olur ve tartarı kontrol altına alır. Her  fırçaladığınızda ağzınızda uzun süreli bir nane ferahlığı bırakır ve  florid; dişlerinizi çürüklere karşı korumaya yardımcı olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2510282179099638653?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2510282179099638653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/evde-dis-beyazlatma-yontemleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2510282179099638653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2510282179099638653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/evde-dis-beyazlatma-yontemleri.html' title='Evde diş beyazlatma yöntemleri,'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5318955123064044978</id><published>2010-12-27T08:19:00.000-08:00</published><updated>2010-12-27T08:19:57.232-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Site Tanıtımı : saglikbilgilerim.tk SaglıkBilgileri Güncel Blog'/><title type='text'>Site Tanıtımı : saglikbilgilerim.tk SaglıkBilgileri Güncel Blog</title><content type='html'>Yepyeni bir saglık blogu da internet dünyasına Katılmış bulunmakta ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.saglikbilgilerim.tk/category/doktorlar"&gt;Doktorlar&amp;nbsp; &lt;/a&gt;Katögerisi altında&amp;nbsp; bir çok doktorun makaleleri yavsiyeleri bulunmakta ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.saglikbilgilerim.tk/category/cinsel-bilgiler"&gt;Cinsel Bilgiler&amp;nbsp; &lt;/a&gt;başlıgında&amp;nbsp; bir çok bilgi bulunmakta&lt;br /&gt;vb birçok başlık altında bir çok yazı bulunmakta&lt;br /&gt;3 kişilk yazar kadrosuyla yazım hayatlarına başladılar başarılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.saglikbilgilerim.tk/"&gt;http://www.saglikbilgilerim.tk/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5318955123064044978?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5318955123064044978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/site-tantm-saglikbilgilerimtk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5318955123064044978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5318955123064044978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/site-tantm-saglikbilgilerimtk.html' title='Site Tanıtımı : saglikbilgilerim.tk SaglıkBilgileri Güncel Blog'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6975761172400356909</id><published>2010-12-26T14:55:00.001-08:00</published><updated>2010-12-26T14:55:06.555-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aksigorta Özel Konut Yardım Hizmeti'/><title type='text'>Aksigorta Özel Konut Yardım Hizmeti</title><content type='html'>“Akkonut Yardım”, konut sorunlarınız için her an yanınızda. Günde 24  saat, yılda 365 gün. Su ve Elektrik Tesisatı Arızaları, Cam Kırılmaları  ve Anahtarla ilgili acil sorunlarınıza hemen çözüm getiren “Akkonut  Yardım”, her an konutunuzun yardımına hazır.&lt;br /&gt;Özel Aksigorta bu hizmetinde şu hizmetleri vemektedir.&lt;br /&gt;Su tesisatı : Sigortalı konutun su vanasından Sigortalı konutta veya  musluklara kadar olan tesisatında ona bağlı birimlerde arıza olması  halinde geçerlidir.&lt;br /&gt;Elektrik : Elektrik tesisatındaki arıza veya hatalar nedeniyle elektrik enerjisinin kesilmesi halinde geçerlidir.&lt;br /&gt;Anahtar : Anahtarın kaybolması, bozulması, çalınması veya herhangi  bir arıza nedeniyle kilidin kullanılamaz hale gelmesi ve eve  girebilmenin mümkün olmaması halinde geçerlidir.&lt;br /&gt;Cam işleri : Konutun dış cephesinde bulunan camların kırılma veya çatlama yoluyla hasar görmesi halinde geçerlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6975761172400356909?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6975761172400356909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aksigorta-ozel-konut-yardm-hizmeti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6975761172400356909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6975761172400356909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aksigorta-ozel-konut-yardm-hizmeti.html' title='Aksigorta Özel Konut Yardım Hizmeti'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1279118186019596482</id><published>2010-12-26T14:54:00.004-08:00</published><updated>2010-12-26T14:54:43.965-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aksigorta İşyeri Yardım Hizmeti'/><title type='text'>Aksigorta İşyeri Yardım Hizmeti</title><content type='html'>Aksigorta bu hizmetinde müşterilerine şunları sağlar;&lt;br /&gt;Tesisat :İşyerinizin bulunduğu binadaki bilumum sabit tesisat  üzerinde meydana gelebilecek kırılma ve sızıntılar için sigortalı bu  teminattan yararlanabilir.&lt;br /&gt;Elektrik : İşyerinize ait elektrik sigortasından başlayıp elektrik  anahtarına kadar olan tesisatta meydana gelebilecek kısa devre ve bunun  işyerine ait diğer elektrik tesisatlarına vereceği zararlar bu teminata  dahildir.&lt;br /&gt;Cam İşleri : İşyerinin dış cephesini saran camların kırılması veya  çatlaması sonucu oluşan hasarlar teminat kapması içerisindedir.&lt;br /&gt;Anahtar : Kaza veya hırsızlık sonucu kilitte meydana gelen hasarlar  işyerine ait anahtarların çalınması veya kaybolması sonucu işyerine  girilememesi durumları teminat kapsamı dahilindedir.&lt;br /&gt;Ambulans Hizmeti : Sigortalının hastalanması veya yaralanması  durumunda Sigortalının tıbbi merkezlere veya bir hastaneden diğerine  nakli teminat kapsamı dahilindedir.&lt;br /&gt;Güvenlik Hizmeti : İşyerinin kullanılamaz duruma gelmesi durumunda  işyerinin güvenliği güvenlik şirketi tarafından sağlanacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1279118186019596482?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1279118186019596482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aksigorta-isyeri-yardm-hizmeti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1279118186019596482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1279118186019596482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aksigorta-isyeri-yardm-hizmeti.html' title='Aksigorta İşyeri Yardım Hizmeti'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2888549873418215794</id><published>2010-12-26T14:54:00.002-08:00</published><updated>2010-12-26T14:54:26.276-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Elektrik Yanıklarına Karşı İlk Yardım'/><title type='text'>Elektrik Yanıklarına Karşı İlk Yardım</title><content type='html'>Elektrik yanıkları bazı durumlarda deri de hiçbir iz bırakmasa da  neden olduğu hasar deri altındaki dokulara zarar verebilir. Eğer güçlü  bir elektrik dalgası vücudunuzdan geçerse kalp ritim bozuklukları ve  karidyak arest gibi iç hasarlar oluşabilir. Bazen akım sonucu kişi yere  düşüp kendisini başka bir yere çarpabilir. Bu durumda vücutta kırık ve  çatlaklar oluşabilir. &lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Elektrik Yanıklarına Karşı İlk Yardım" border="0" height="240" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/11/img312-preview1.jpg" title="" width="240" /&gt;&lt;br /&gt;Eğer elektrik yanıkları ile karşı karşıya kalırsanız mutlaka 112’yi arayarak acil yardım isteyin. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elektrik Yanıklarına Karşı İlk Yardım&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1-Yanık bögeye kesinlikle dokunmayın. Elektrik yanığı olan kişi hala elektrik kaynağına dokunuyor olabilir. &lt;br /&gt;2-Elektrik kaynağını kapatınız. Eğer kaynağı kapatamıyorsanız yaralı kişiden uzaklaştırmaya çalışın. &lt;br /&gt;3-Kişinin kan dolaşımını ve nefes alışlarını kontrol edin. Eğer nabız yoksa kalp masajı yapın. &lt;br /&gt;4-Yaralı kişiyi sırt üstü yatırın. Eğer mümkün ise bacakları yüksek bir yere kaldırın. &lt;br /&gt;5-Yaralı bölgeyi kapatın. Eğer kişi nefes alıyorsa yaralı bölgeyi bir bandaj ile kapatın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2888549873418215794?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2888549873418215794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/elektrik-yanklarna-kars-ilk-yardm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2888549873418215794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2888549873418215794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/elektrik-yanklarna-kars-ilk-yardm.html' title='Elektrik Yanıklarına Karşı İlk Yardım'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-459550015168398670</id><published>2010-12-26T14:54:00.000-08:00</published><updated>2010-12-26T14:54:02.934-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kalp Kramplarına Karşı İlk Yardım'/><title type='text'>Kalp Kramplarına Karşı İlk Yardım</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 Kalp krampları genellikle sıcak bir ortamda ağı  egzersiz yapılması sonucu ortaya çıkan ağrılı kalp spazmlarıdır.  Spazmlar oldukça yoğun gerçekleşebilir. Ağır egzersizler sırasında  yeterli sıvı alınmaması kalp kramplarına neden olabilir. &lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Kalp Kramplarına Karşı İlk Yardım" border="0" height="240" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/12/img671-preview.jpg" title="" width="229" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eğer kalp krampı yaşıyorsanız;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;-Dinlenin ve vücudunuzun soğumasını bekleyin. &lt;br /&gt;-Bol miktarda sıvı tüketmeye dikkat edin. &lt;br /&gt;-Egzersizlerinizi daha yavaş ve dikkatli bir şekilde uygulamaya çalışın.&lt;br /&gt;-Krampların ardından ağır egzersiz yapmaya devam etmeyin. &lt;br /&gt;-Kramplar bir saat içerisinde geçmezse mutlaka medikal yardım alın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-459550015168398670?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/459550015168398670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kalp-kramplarna-kars-ilk-yardm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/459550015168398670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/459550015168398670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kalp-kramplarna-kars-ilk-yardm.html' title='Kalp Kramplarına Karşı İlk Yardım'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-296944937790960383</id><published>2010-12-26T14:52:00.003-08:00</published><updated>2010-12-26T14:52:39.981-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aile Hekimliği Hakkında Sorular ve Cevaplar'/><title type='text'>Aile Hekimliği Hakkında Sorular ve Cevaplar</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 Türkiye’de 62 ilde uygulanan Aile Hekimliği,  İstanbul’da da bugünden itibaren uygulanmaya başlanıyor. Nüfus olarak 13  milyon civarında bulunan İstanbul’un bu uygulamaya ayak uydurup  uyduramayacağı tartışılırken, “Aile hekimliği bu şehirde nasıl  işleyecek? Aksaklıklar olacak mı?” sorusunun yanıtı da ister istemez  merak ediliyor. Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın da “Başlangıçta ufak tefek  aksaklıklar yaşanabilir” açıklamasıyla vatandaşların aklındaki “Bundan  sonra ne olacak?” kuşkuları ağır basıyor.&lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Aile Hekimliği Hakkında Sorular ve Cevaplar" border="0" height="208" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/11/img296-preview.jpg" title="" width="320" /&gt;&lt;br /&gt;Yetkililerin verdiği görüşlere göre, aile hekimliği İstanbul için  uygun bir sistem. İlerleyen aşamalarda randevulu hale getirilecek olan  uygulama hastaların hastanelerde bekleme süresini de azaltacak gibi  görünüyor.&lt;br /&gt;TABİPLER ODASI AÇIKLAMASI KAFALARI KARIŞTIRDI&lt;br /&gt;İstanbul Tabipler Odası, İstanbul’un Aile Hekimliği uygulamasına  geçmesiyle sağlıkta ortaya çıkacak kaos ortamından Sağlık Bakanlığı’nın  sorumlu tutulacağını söyledi.&lt;br /&gt;Hekimliği uygulamasının sağlıkta çeşitli sorunlara neden olacağını  belirten İstanbul Tabipler Odası, İstanbul’un Aile Hekimliği  uygulamasına geçmesi için yeterli alt yapıya sahip olmadığın ifade  ederek, tepki gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Aile Hekimliği Hakkında Sorular ve Cevaplar" border="0" height="300" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/11/img297-preview.jpg" title="" width="320" /&gt;&lt;br /&gt;Tepkisinin yazılı açıklamayla kamuoyuna duyuran İstanbul Tabipler  Odası’nın açıklaması şöyle: “Bütün yurttaşlarımızı bugünden uyarıyoruz, 1  Kasım 2010 günü ve sonrası sağlıkta oluşacak kaos ortamı, sağlık  hizmetlerinde meydana gelecek aksamalar ve yaşanacak bütün  olumsuzlukların sorumlusu hekimler değil, İstanbul’da gerekli altyapı ve  uygun koşulların hazırlamadan, bütün uyarılara rağmen aile hekimliği  uygulamasını başlatmakta ısrar eden Sağlık Bakanlığı’nındır.”&lt;br /&gt;SORULARINIZIN YANITLARI&lt;br /&gt;Hepimizin şimdilik bildiği uygulamanın sosyal güvencesi olsun olmasın  herkes için ücretsiz biçimde verilmesi. Ancak yine de sorular  tükenmiyor. Bunun üzerine sizin sorduğunuz soruları, Aile Hekimleri  Dernekleri Federasyonu Başkanı Hamza Gemici’ye biz yönelttik; o da  yanıtladı. İşte Perşembe gününden beri yolladığınız soruların yanıtları:&lt;br /&gt;Oğlum 18 yaş altı sigortasında. Geçen hafta Paşabahçe Devlet  Hastanesi’ne muayene olmuştu. Doktor bronşit tedavisi vermişti ve “10  gün sonra kontrole gelmeli” demişti. Aile hekimliği uygulamasına  geçiyoruz. Oğlumu o hastaneye mi yoksa aile hekimine mi götüreceğiz? /  Fuat Yıldız&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Tedaviyi takip eden doktora gitmeye devam  edebilirsiniz. Ancak tedaviyle ilgili bilgileri aile hekiminize  aktarmanız sağlık açısından uygun olacaktır.&lt;br /&gt;Aile hekimine muayene olmadan özel hastaneye gidemeyecek miyiz? Özel  hastaneler sevksiz SGK’lı hasta kabul etmeyecek mi? Aile hekimine  başvurmadan özel hastaneye gidersek ücretli statüsünde mi olacağız? /  Ceylan Yiğit&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Aile hekiminize başvurmadan da özel bir hastaneye  gidebilirsiniz. Özel hastanelerin sevksiz SGK’lı hasta kabul ediliğ  edilmeyeceği ise önümüzdeki dönemler için düşünüliyor. Bununla ilgili  alt yapı çalışmaları henüz tamamlanmadı. Bu uygulamada herhangi bir sevk  sürecine uyma zorunluluğu ise yok.&lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Aile Hekimliği Hakkında Sorular ve Cevaplar" border="0" height="239" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/11/img298-preview.jpg" title="" width="320" /&gt;&lt;br /&gt;ADRES DEĞİŞİKLİĞİ OLANLAR VE AİLE HEKİMİ FARKLI BİR SEMTTE GÖZÜKENLER NE YAPACAK?&lt;br /&gt;- Aile hekimim Başakşehir’de gözüküyor. Ama ben Güngören’e taşındım.  Bu durumda aile hekimimi nasıl düzeltebilirim?/ Nurhan Abdullahoğlu&lt;br /&gt;- Adres değişikliği olanlar ne olacak? Mesela ben 3 ay önce Avcılar’a  taşındım ve aile hekimim Üsküdar’da görünüyor? Ne yapmalıyım? / Haluk  Ümit Ekici&lt;br /&gt;- Doktorum eski oturduğum semtte görünüyor. Ne yapacağım? /  Ömer Cengiz&lt;br /&gt;- Aile Hekimliği ile ilgili bir sorum olacaktı. Ben taşınmış olmama  rağmen aile hekimliğimin yeri eski oturduğum yerde gözüküyor. Naklimi de  almıştım. Bunun için ne yapabilirim?/ Ebru Altuntaş&lt;br /&gt;- İkamet ettiğimiz eve çok yakın bir sağlık ocağı varken, iki toplu  taşıma aracı değiştirerek ulaşabileceğimiz bir aile hekimine  bağlanmışım. Ne yapabilirim? Nereye başvurmalıyım?/ Mustafa Oğuz&lt;br /&gt;- İkamet ettiğim yerde 2 adet sağlık ocağı var. Sağlık bakanlığının  belirlediği sağlık ocağına değil de, diğer salık ocağındaki doktorlardan  birine kayıt yaptırmak mümkün müdür acaba?/ Cihan Söğüt&lt;br /&gt;- İl Sağlık Müdürlüğü’nün &lt;a href="http://bbskbs.istanbulsaglik.gov.tr/ahkim/" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://bbskbs.istanbulsaglik.gov.tr/ahkim/&lt;/a&gt;  web linkinde T.C. numaramla arama yaptığımda aile hekimim olarak  Soğanlık’ta bulunan Soğanlık ASM doktoru çıkmakta ve ayrıca oturduğum  yerle bu ASM’nin hiçbir ilgisi ve yakınlığı bulunmamaktadır. Ne  yapmalıyım?&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Vatandaşlar adres değişikliği yaşamışlarsa şu anda  oturduğu bölgelerde bulunan Aile Sağlık Merkezler’indeki hekimlere  başvurabilirler. Ayrıca vatandaşlar, İstanbul’un neresinde oturursa  otursun yine istediği yerdeki merkeze gidip, istediği hekimi seçebilir.  Sistem dahilinde üç aylık periyotlarla aile hekiminizi de  değiştirebilirsiniz. Adres değişikliği yaşayan vatandaşlarımız bu  uygulamada hiçbir sorun yaşamayacaklar.&lt;br /&gt;AİLE HEKİMİNE GİTMEDEN HASTANETE GİDİLEBİLİR Mİ?&lt;br /&gt;Okuyucularımızın çoğunluğunun sorduğu soru da üstte attığımız başlık  üzerine. Çoğu kişi aile hekimine gitmeden özel bir hastaneye başvurulup  başvurulamayacağını merak ediyor.&lt;br /&gt;Hasta olan bir kişinin aile hekimliğine başvurmadan direkt hastanede  muayene olabilme imkanı hala mevcut mudur? Yoksa önce aile hekimliğine  mi başvurması gerekir?/ İhsan Ceylan&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Elbette ki mevcuttur. Vatandaşlar aile hekimine de gitmeden başka hastanelere başvurabilirler.&lt;br /&gt;Acaba hastaneye gitmek istediğimizde ve rahatsızlandığımızda sadece  aile hekimine mi gitmek zorundayız? Aile hekimi dışında başka bir  doktora muayene olmak gibi bir durum var mı? Hastanelerden internetten  randevu alma uygulaması devam edecek mi? / Cihan Güneş&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Böyle bir zorunluluk yok. Aile hekimi dışında başka bir  doktora da başvurulabilir. Ama başka doktora gittiğinizde, o doktorun  aile hekiminizi hastalığınız konusunda bilgilendirmesi; aile hekiminizin  de sizinle ilgili bilgileri gittiğiniz farklı doktora aktarması daha  sağlıklı olacaktır.&lt;br /&gt;RANDEVU MU GEREKİYOR?&lt;br /&gt;Hekim muayenesinden faydalanmak için randevu almak gerekiyor mu? Bir  hekim günde en fazla kaç hastaya bakacak? Bununla ilgili bir üst ya da  alt sınır var mı?&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Şimdilik randevuya gerek yok. Hekimlerimizin çalışma  saatleri sabah 08:00 ile 12:00 arasında, öğlen ise 13:00 ile 17:00  arasında olacak. Vatandaşlar kendilerine uygun saatlerde hekimlerine  uğrayabilirler. Dengeli bir biçimde uygun saatlerde aile hekimlerine  başvururlarsa hizmette bir sıkıntı olmaz. İlerleyen aşamalarda da  randevuyla sistem başlayacak. Bunun da çalışmaları tamamlanmak üzere.&lt;br /&gt;YA HEKİM TATİLE ÇIKARSA..&lt;br /&gt;Benim hekimim tatile çıkarsa ya da tayini çıkarsa nasıl olacak?  Sonuçta beni en iyi tanıyan hekim o. Onun yerine gelecek olan hekimle  sil baştan mı başlayacağız? Bunun için bir bilgi deposu kurulacak mı,  oluşturulacak mı?&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Bunun için tüm vatandaşlarımıza ait veriler hem hekimde  hem de Sağlık Bakanlığı’nın sisteminde olacak. Hekim değişikliği olursa  vatandaşlarımız oturduğu bölgedeki farklı bir hekime de gidebilir.  Çünkü yeni hekimde de aynı bilgiler olacak. Hekim değişikliği konusunda  bir sıkıntı yaşanmayacak. Eğer hekiminiz tatile çıkmışsa, aynı merkezde  çalışan başka bir hekim tatil süresinde hizmet verecek.&lt;br /&gt;Aile hekimliği uygulamasında evde muayene hizmeti de verilebilecek mi?&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Şu aşamada aile hekimlerinin evde hizmet vermesi çok  zor. Evde hizmet, hekimin değerlendirmesine göre, kişinin merkeze  ulaşması zorsa, hastalığı el vermiyorsa yapılabilir. Buna hekim karar  verecek.&lt;br /&gt;Aile hekimliği Türkiye’nin sağlık sorunlarını çözebilecek mi? Nüfusu  çok hareketli olan il ve ilçelerde nasıl bir hizmet verilecek. Örneğin  kışın nüfusu 5 bin yazın 100 bin olan yerlerde çözüm nedir. İnsanlar  kayıtlarını her seferinde gittiği yere mi götürecek?&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Bununla ilgili çalışmalar sürdürülüyor. Nüfusun  yoğunlaştığı dönemde bölgeye hekim takviyesi yapılarak sorun çözülecek.&lt;br /&gt;Ben 28 yaşındayım işsizim ve haliyle sigortam yok. Bu durumda muayene  ve tahlillerim ücretsiz mi olacak? Hekim tarafından ilaç yazılırsa  ilacı alırken cebimden mi karşılayacağım? Bu durum nasıl olacak? / Adem  Feyzioğlu&lt;br /&gt;Hamza Gemici: Aile hekimliği uygulaması ücretsiz. Muayene ve  labarotuvar hizmetleri de ücretsiz olacak. Vatandaş hangi sosyal  güvenceye mensupsa ona göre ilaçlar alınabilecek. Sosyal güvencesi  olmayan ve 18 yaşını aşmış vatandaşın mağduriyetine göre ilaç alımı  düzenlenebilir. Bunun için vatandaşlar İl Sağlık Müdürlüğü’ne  başvurabilir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-296944937790960383?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/296944937790960383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aile-hekimligi-hakknda-sorular-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/296944937790960383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/296944937790960383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aile-hekimligi-hakknda-sorular-ve.html' title='Aile Hekimliği Hakkında Sorular ve Cevaplar'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-3830357381058038806</id><published>2010-12-26T14:52:00.001-08:00</published><updated>2010-12-26T14:52:07.046-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel ilişki pozisyonları'/><title type='text'>Cinsel İlişki Pozisyonları</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 Erkek ve kadının cinsel ilişkiden zevk almasını  sağlayacak çok çeşitli pozisyonlar bulunmaktadır. Farklı seks  pozisyonları partnerlerin daha fazla zevk almalarına fayda sağlar. Her  çiftin zevk aldığı farklı seks pozisyonları bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Cinsel İlişki Pozisyonları" border="0" height="240" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/11/img382-preview.jpg" title="" width="240" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Misyoner Pozisyonu:&lt;/strong&gt; Oldukça basit bir pozisyondur.  Kadın bacaklarını açarak altta yatar ve erkek kadının üstünde yer alır.  Erkek kolları ve dirsekleri ile pozisyonu dengelemeye çalışır. Bu  pozisyonda kadın diğer pozisyonlarda olduğu kadar zevk almayabilir.  Erkeğin pelvik bölgesi bu pozisyonda klitorisi uyarmaz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kadının Üstte Olduğu Pozisyon:&lt;/strong&gt; Kadının üstte olduğu  pozisyon kadının hem seksi kontrol etmesini sağlar hem de daha fazla  zevk almasına yardımcı olur. Penis bu pozisyonda G noktasına daha iyi  bir şekilde ulaşır. Aynı zamanda bu pozisyonda erkek kadında klitorisi  parmakları ile uyarabilir. Bu pozisyonda erkek sırt üstü yatar ve kadın  onun üzerinde yer alır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kadının Diz Çöktüğü Pozisyon:&lt;/strong&gt; Aynı zamandan köpek  stili olarak da bilinen pozisyon en fazla zevk veren pozisyonlardan  birisidir. Kadın dizleri üzerinde eğilir ve köpek pozisyonunu alır.  Erkekde arkadan vajinaya giriş sağlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Partnerlerin Yan Yana Olduğu Pozisyon:&lt;/strong&gt; Bu pozisyon  en romatik pozisyonlardan birisidir. Partnerler birbirlerini  görebilirler. Seks sırasında erkekle kadın yan pozisyonda yatar. Kadın  bacağını kaldırarak penisin vajinaya girmesini kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-3830357381058038806?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/3830357381058038806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/cinsel-iliski-pozisyonlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3830357381058038806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3830357381058038806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/cinsel-iliski-pozisyonlar.html' title='Cinsel İlişki Pozisyonları'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8730543080289980255</id><published>2010-12-26T14:51:00.001-08:00</published><updated>2010-12-26T14:51:45.136-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DOĞUM SONRASI HÜZÜN (Doğum Sonrası Karamsarlık)'/><title type='text'>DOĞUM SONRASI HÜZÜN (Doğum Sonrası Karamsarlık)</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Doğum yapma, önemli hayat olaylarından biridir. Doğumu takiben, ilk  bir haftada yeni duruma uyum, annelik rolüne adaptasyonla birlikte;  biyolojik, hormonal dengedeki ani değişiklikle ilgili ortaya çıkan,  hafif huzursuzluk, yorgunluk uyumsuzluk, ağlama krizleri ile belirgin  bir tablo şeklinde görülür. Doğum sonrası dönemde depresif duygu durum  oranının yüksekliği bilinmektedir. Depresif duygu durum, normal sayılan  bir hüzünlülük (baby blues) halinden renkli ve hızlı başlangıçlı  psikotik depresyona kadar geniş bir dışavurum gösterir. Yeni anne olan  kadınların %50-80’inde olup, doğumu izleyen ilk 7-10 gün içinde görülür.&lt;br /&gt;Doğum sonrası ilk günlerde gözlenen total plazma triptofanındaki  normal artışın gerçekleşmeyişi, gonodotropinler ve diğer hormon  düzeylerinin hızla değişimi, platelet MAO ve plazma cAMP düzey  değişiklikleri, platelet adrenoreceptor alanlarının fazlalığı gibi  etkenler postpartum hüzünle ilişkilidir.&lt;br /&gt;Doğum sonrası hüznün, doğum öncesi disforinin devamı olduğu; bunda  iki önemli risk etkeninin; ilk kez gebe olma ile premenstrual sendrom  öyküsü olduğu ileri sürülmüştür. &lt;br /&gt;Genelde bu durumun normal olarak değerlendirilmesi gerektiği, kişiye  güven vermenin önemli olduğu belirtilmiştir. Ancak O’Hara ve  arkadaşları, 182 kadın üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucu doğum  sonrası hüznün duygulanım bozukluğu yelpazesi içinde olduğunu öne  sürmüşlerdir.&lt;br /&gt;Doğum sorası hüzünde terapötik yaklaşım destekleyici çabaları içerir.  Anneleri progesteronla sağaltarak doğum sonu hüzünlerini azaltmanın  olanaklı olabileceğine inananlar vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8730543080289980255?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8730543080289980255/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/dogum-sonrasi-huzun-dogum-sonras.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8730543080289980255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8730543080289980255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/dogum-sonrasi-huzun-dogum-sonras.html' title='DOĞUM SONRASI HÜZÜN (Doğum Sonrası Karamsarlık)'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8996430297736574111</id><published>2010-12-26T14:50:00.003-08:00</published><updated>2010-12-26T14:50:58.264-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğum sonrası kilo verme'/><title type='text'>doğum sonrası kilo verme</title><content type='html'>Herkesinde bildiği üzere doğum sonrası oldukça kilo  alınır. Bu kilolar bir çok bayanlarda çok büyük sorun haline gelir.  Özellikle çalışan bayanlarda. Bildiğimiz gibi doğum esnasında  metabolizma çok enerjiye ihtiyaç duyar bu yüzden yeriz yeriz yeriz.. Dur  durak bilmeden yeriz. ” Doğum sonrası kilo verme ” oldukça önemli bir  konudur. Çok dikkatli davranılmalı vücuda aşırı yüklenilmeden spor,  diyet vb. şeyler yapılmalıdır. size bunlardan bir kaçını sunacağım.  “Boot camp” adında bir spor karın kaslarıyla yapılan karna yönelik  “zayıflamayı” ele alan bir spor dalı. Kalori yakımı oldukca çabuk ve  muhteşem sonuç veren bir spordur. Bu hareketler oldukça eğlenceli olup  zayıflamanın yanında güzel bir vücuda tekrar kavuşmanıza yardımcı  olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8996430297736574111?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8996430297736574111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/dogum-sonras-kilo-verme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8996430297736574111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8996430297736574111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/dogum-sonras-kilo-verme.html' title='doğum sonrası kilo verme'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5112749469643340096</id><published>2010-12-26T14:50:00.001-08:00</published><updated>2010-12-26T14:50:30.260-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DOĞUM SONRASI PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR'/><title type='text'>DOĞUM SONRASI PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 &lt;b&gt;DOĞUM SONRASI PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gebelik ve doğum önemli biyolojik değişikliklerin yaşandığı  fizyolojik bir süreç olduğu kadar, erken gelişim dönemlerine ilişkin  bastırılmış ve çözülmemiş çatışmaların yeniden gündeme geldiği karmaşık  bir psikolojik süreçtir. &lt;br /&gt;Doğumu izleyen dönemin kadınlarda psikiyatrik bozukluk riskinin  arttığı bir dönem olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Doğum sonrası  psikiyatrik bozukluklar üç ana bölümde incelenebilir; doğum sonrası  hüzün, doğum sonrası depresyon, doğum sonrası psikoz.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img alt="DOĞUM SONRASI PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR" height="1" src="http://www.7gunsaglik.com/3961563219851513828-3412290025447770927?l=saglik-sorunu.blogspot.com" title="" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5112749469643340096?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5112749469643340096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/dogum-sonrasi-psikiyatrik-bozukluklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5112749469643340096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5112749469643340096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/dogum-sonrasi-psikiyatrik-bozukluklar.html' title='DOĞUM SONRASI PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1862713465668633032</id><published>2010-12-26T14:49:00.001-08:00</published><updated>2010-12-26T14:49:49.925-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Babaların Doğum Sonrası Depresyonu'/><title type='text'>Babaların Doğum Sonrası Depresyonu</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 Doğum sonrası sorunlar ve özellikle de depresyon  sadece anneler için geçerli değildir, babalar da bu sorumluluğun  getirdiği bazı durumlar sonucu depresyona girebiliyor. Yaklaşık %10  oranında babada ruh sağlığı çocuk doğduktan sonra etkileniyor, araştırma  analizlerine göre bu etkilenme süreci özellikle 3 ila 6 ay döneminde  artıyor. Deneyimsiz babalarda bu durum daha sık görülüyor ilk kez baba  olmanın verdiği heyecan ve bilinçsizlik sorunu tetikliyor. &lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Babaların Doğum Sonrası Depresyonu" border="0" height="180" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/12/img639-preview1.jpg" title="" width="320" /&gt;&lt;br /&gt;Çocukları üzerinde davranışsal, duygusal ve fiziksel etkileri  olabilmektedir. Bu yüzden ciddi bir tedavi almaları şarttır. Babaların  doğum öncesi ve doğum sonrası depresyon seviyelerini ölçmek için bir  meta analiz yapılmıştır ve bu durumun annenin depresyon ve endişeleriyle  ilgili olduğu ortaya çıkmıştır. Gebelikten ve doğumdan sonraki 3 ay ile  6 ay arasında bu durumun arttığı görülmüştür. Yıl içinde yüzde 4,8  oranında depresyonda olan baba adaylarının, doğumdan sonra bu oranı  yüzde 10,4’e yükselttiği tahmin edilmektedir. Bu 3 aylık dönemde en  düşük depresyon oranı, yüzde 7,7 iken, en yüksek depresyon oranı ise  yüzde 25,6 olarak belirlenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Babaların Doğum Sonrası Depresyonu" border="0" height="212" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/12/img640-preview1.jpg" title="" width="320" /&gt;&lt;br /&gt;ABD’de bu oran yüzde 14,1 ile diğer ülkelere göre daha fazla  çıkmıştır. Yeni doğan bebeklerin babalarında bu gibi depresyon, kaygı,  heyecan, endişe, korku ve belirsizlik durumları daha öncede pek  bilinmiyor ve üzerinde durulmuyordu. Fakat bu durum mutlaka tedavi  edilmesi ve üzerine düşülmesi gereken bir konudur. Öte yandan tam aksine  annelerin tüm sorunları ortadadır ve bilinir. Risk faktörleri  incelenerek, aile üzerinde olumsuz etkileri ortadan kaldırılmalıdır.  Özellikle de çocuk gelişimi üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Anne ve  baba ilişkisi de bu durumdan etkilenir ve ebeveyn durum değerlendirmesi  klinik bir çalışmayla saptanmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1862713465668633032?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1862713465668633032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/babalarn-dogum-sonras-depresyonu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1862713465668633032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1862713465668633032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/babalarn-dogum-sonras-depresyonu.html' title='Babaların Doğum Sonrası Depresyonu'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1268498369977443265</id><published>2010-12-21T11:48:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T11:48:50.036-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kalıcı Zayıflama'/><title type='text'>Kalıcı Zayıflama</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 Kalıcı bir şekilde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kilolarınızdan kurtulmak&lt;/span&gt; mı istiyorsunuz? Ya da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;zayıflamak&lt;/span&gt; ve bir daha hiç &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;şişmanlamamak&lt;/span&gt;. Blogta bu konuda işinize yarayacak yöntemler ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kalıcı zayıflama hapları&lt;/span&gt;, kalıcı zayıflama &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bitkisel ilaçları&lt;/span&gt; doğal yöntemlerini bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;Sorularınızı yorumlarla sorabilir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;zayıflama hakkında merak ettikleriniz&lt;/span&gt;i öğrenebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img alt="Kalıcı Zayıflama" height="1" src="http://www.7gunsaglik.com/6186817013583735198-5615097521387919902?l=kalicizayiflamakiloverme.blogspot.com" title="" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1268498369977443265?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1268498369977443265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kalc-zayflama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1268498369977443265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1268498369977443265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kalc-zayflama.html' title='Kalıcı Zayıflama'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5492640138677105344</id><published>2010-12-21T11:47:00.000-08:00</published><updated>2010-12-21T11:47:01.710-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nikotin Bağımlılığı Hakkında Merak Ettikleriniz'/><title type='text'>Nikotin Bağımlılığı Hakkında Merak Ettikleriniz</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 Nikotin bağımlılığı tütün ürünlerine karşı olan  bağımlılıktır. Tütün bağımlılığı olarak da bilinen nikotin bağımlılığı  kişinin zararlı olduğunu bilmesine rağmen tütün ürünlerini aşırı  miktarda kullanılması ile karakterize edilir. &lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Nikotin Bağımlılığı Hakkında Merak Ettikleriniz" border="0" height="293" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/12/img807-preview.jpg" title="" width="320" /&gt;&lt;br /&gt;Nikotin beyinde bazı kimyasalların değişikliğe uğramasına neden olur  ve bu sayede kişinin duygu durumunda farklılıklar gözlemlenebilir ve  kişi bu durumdan keyif alır. Bu da bağımlılığı arttırır. Aynı zamanda  tütün ürünlerinin bırakılması bazı yoksunluk belirtilerinin ortaya  çıkmasına neden olur. &lt;br /&gt;Bazı kişilerde tütün kullanımı kısa sürede bağımlılığa neden  olabilir. Nikotin bağımlılığının belirtileri devamlı sigara içme isteği,  sigara bırakıldığında ortaya çıkan yoksunluk belirtileri ve sağlık  sorunlarına rağmen sigara içimine devam etme olarak ortaya çıkar.&lt;br /&gt;Nikotin tütün ürünlerinde bulunan bir kimyasaldır ve oldukça  bağımlılık yaratır. Sinir taşıyıcıları harekete geçiren nikotin kişiye  keyif verir. Bu sinir taşıyıcılardan birisi kişinin kendini iyi  hissetmesini sağlayan dopamindir. Nikotin bağımlılığı bazı davranışsal  ve fiziksel faktörlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Kişi özellikle  yemeklerden sonra, belirli bir arkadaş çevresi ile, alkol alırken ve  bazı stresli durumlarda tütün ürünlerini kullanmak isteyebilir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5492640138677105344?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5492640138677105344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/nikotin-bagmllg-hakknda-merak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5492640138677105344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5492640138677105344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/nikotin-bagmllg-hakknda-merak.html' title='Nikotin Bağımlılığı Hakkında Merak Ettikleriniz'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2383825382484770983</id><published>2010-12-21T11:44:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T11:44:43.866-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='E-sigara Nedir?'/><title type='text'>E-sigara Nedir?</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 Eğer siz de sigara alışkanlığınızdan kurtulmak isteyenlerdenseniz e-sigarayı duymuşsunuzdur. &lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="E Sigara Nedir Ve Faydaları Nelerdir?" border="0" height="240" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/10/img202-preview1.jpg" title="" width="240" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;E-sigara Nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;E-sigara gerçek tütün yerine tütün bazlı solüsyon ile buharlaşan bir  madde içeren mükemmel bir buluştur. Pil ile çalışan bu aletin her bir  dozu normal bir sigara kadar sürmektedir. Yani e-sigara her hali ile  normal bir sigaraya benzer. Ana fark e-sigaranın metalden yapılmış  olmasıdır. Bu nedenle normal sigara gibi yanmaz. Buna karşın metalden  yapılmış olsada ışığı nedeniyle sigara gibi yanar. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;E-Sigaralar Sigarayı Bırakmanıza Yardımcı Olur Mu?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı anektotlar e-sigaranın sigarayı bırakmaya yardımcı olduğunu  söylese de otoriteler e-sigaranın sigara bırakma aleti olmadığını ve  gerçek sigara gibi birçok zararları olduğunu belirtmektedir. &lt;br /&gt;Uzmanlar sigara hakkında bunları söylese de e-sigara hakkında  insanlara sorulanlar tam tersi yanıt vermektedir. Bu durumu yorumlamak  bu noktadan sonra kişinin kendisine düşemektedir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2383825382484770983?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2383825382484770983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/e-sigara-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2383825382484770983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2383825382484770983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/e-sigara-nedir.html' title='E-sigara Nedir?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-153417880796728574</id><published>2010-12-21T11:43:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T11:43:12.172-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıgaranın Etkileri ve Bırakma Yöntemleri'/><title type='text'>Sıgaranın Etkileri ve Bırakma Yöntemleri</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 Çünkü genellikle sigara depresyonu ve endişeyi  dindirdiği için tercih edilir. Yapılan yeni bir araştırmaya göre;  sigarayı bırakmaya çalışan kişiler gözlendiğinde bu insanların sigarayı  bıraktıklarında çok daha fazla mutlu oldukları ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;img align="top" alt="Sıgaranın Etkileri ve Bırakma Yöntemleri" border="0" height="360" hspace="8" src="http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2010/12/img469-preview.jpg" title="" width="350" /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluğun Formülü&lt;br /&gt;Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı sigarayı  bırakmaya çalışan 236 kadın ve erkekten oluşan bir grup üzerinde  araştırma yaptı. Nikotin bantları ve sigara bırakma üzerine danışmanlık  kursları gibi çözümlere başvurdular ve sigarayı bırakacakları günü de  belirlediler. Katılımcılar bu tarihten bir hafta önce ve sonrasında 2,  8, 16 ve 28 hafta sürelerle bir depresyon testine tabi tutuldu.&lt;br /&gt;Bu gruptan sigarayı bırakmayı başaranların depresif ve endişeli  halinde çok kısa sürede iyileşme görüldü ve grubun en mutlu bireyleri  onlar olarak görüldü. Milliyet’teki habere göre, kısa bir süre de olsa  sigaradan uzak kalmayı başaranlar da kendilerini daha iyi hissederken,  sigarayı bırakamayanların grubun en mutsuzları olduğu görüldü.&lt;br /&gt;Araştırmanın sonucunda ortaya çıkan verilere göre sigarayı bırakmanın  mutsuzluğu büyük oranda yok ettiği görüldü. Doktorlar sigaranın  depresif zamanlarda sinir hücrelerini uyuşturarak endişeyi azalttığını,  ancak depresif olmayan zamanlarda da o ruh halini temsil ettiğini; bu  nedenle kişilerin sigarayla duygusal bağ kurduğunu ve sigara içmenin  depresif ruh halini hatırlattığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-153417880796728574?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/153417880796728574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sgarann-etkileri-ve-brakma-yontemleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/153417880796728574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/153417880796728574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sgarann-etkileri-ve-brakma-yontemleri.html' title='Sıgaranın Etkileri ve Bırakma Yöntemleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-3154269730795318254</id><published>2010-12-21T08:44:00.003-08:00</published><updated>2010-12-21T08:44:31.485-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bacak sağlığı ve güzelliği önerileri'/><title type='text'>bacak sağlığı ve güzelliği önerileri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuzu gün boyu taşıyan ve bir estetik unsur olan bacakların  sağlıklı ve güzel kalması için neler yapabiliriz? Güzel bir bacak derisi  için duş esnasında hafif masajlar yapmak, cildi tahriş etmeden  keselemek faydalı olacaktır. Banyo sonrası mutlaka nemlendirici  kullanılmalıdır. &lt;br /&gt;Bacaktaki istenmeyen tüyler geçici veya kalıcı yöntemlerle  giderilebilir. Geçici olarak kıl kaybı yapan yöntemler jilet, tüy dökücü  kremler, ağda makineleri, şekerli ağda veya sir ağdadır. Bu tüy alma  yöntemleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak sık sık uygulanmasının  gerekmesi, tahriş yapabilmeleri ve ağda yapılabilmesi için tüylerin bir  miktar uzatılması bu yöntemleri pratik olmaktan çıkarır.&lt;br /&gt;Özellikle ağda makineleri, şekerli ağda veya sir ağda batık kıl  oluşumuna neden olmaktadır. Bacak ön yüzde ve kasıklarda sivilce,  kırmızı ve kahverengi lekeler, derin iz bırakabilen batık kıllar jilet  ve tüy dökücü kremlerde daha az görülür. Ancak tüylerin hemen çıkması  nedeniyle bu yöntemler de pratik değildir.&lt;br /&gt;Bacak selülitleri ve bölgesel yağlanmalar pek çok kadında görülür.  Genellikle 20 yaş sonrası ortaya çıkmaya başlayan bu tür şikayetler  yaşın ilerlemesi, kilo alıp vermeler, uzun süre ayakta kalmak veya  oturmak, hareketsizlik ve kötü beslenme sonucu artarak devam eder.&lt;br /&gt;Selülit ve yağlardan korunmak, varsa yok etmek için:&lt;br /&gt;Kilo kontrolü yapmak&lt;br /&gt;Dengeli beslenmek&lt;br /&gt;Bol su içmek&lt;br /&gt;Haftada üç kez yarım saat egzersiz yapmak&lt;br /&gt;Bol yürüyüş yapmak gerekir.&lt;br /&gt;Ayrıca selülit ve bölgesel yağların tedavisi için lipoliz,  karboksiterapi ve mezoterapiden faydalanabilirsiniz. Masaj ve lenf  drenajlari ek fayda sağlayabilir. Ancak selülit ve bölgesel yağ  depolanmalarında en etkili yöntemler lipoliz, mezoterapi ve  karboksiterapidir.&lt;br /&gt;Bacak varisleri ve kılcal damarları uzun süre ayakta kalmak (mesleğe  bağlı olarak), genetik, hamilelikler, hormon ilaçları ve yaşın  ilerlemesine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Varis ve kılcal damarların  artmasını engellemek için uzun süre ayakta kalınan durumlarda akşamları  yarım saat ayakları yukarı kaldırarak dinlendirmek, günlük varis çorabı  giymek, damar ilaçları fayda sağlayabilir. Ancak var olan damarları  tedavi etmez. Bacak ağrılarından kurtulmak, hastalığın ilerlememesini  sağlamak, yaz aylarında rahatlıkla etek ve mayo giyebilmek için lazer  veya skleroterapi ( damarlara ilaç zerki) ile kılcal damarlarınızdan  kurtulabilirsiniz.&lt;br /&gt;Bu nedenlerden dolayı Bacak sağlığı ve bacak derisinin bakımı çok önemlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-3154269730795318254?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/3154269730795318254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/bacak-saglg-ve-guzelligi-onerileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3154269730795318254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3154269730795318254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/bacak-saglg-ve-guzelligi-onerileri.html' title='bacak sağlığı ve güzelliği önerileri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-3580252886048390914</id><published>2010-12-21T08:44:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T08:44:11.927-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bacakta Oluşan Varisin Sebepleri'/><title type='text'>Bacakta Oluşan Varisin Sebepleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapısal nedenler&lt;/strong&gt; : Varikozv venlerin sebebi bir dereceye kadar bacak venlerdeki kapakların yetersizliği veya hiç olmamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kalıtım&lt;/strong&gt; : Varikoz venler genelde aktarılan kollajen  tahribinden sorumlu enzim bozuklukları ve ven duvarındaki yumuşak  kasların zayıflığından meydana gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ağırlık ve boy&lt;/strong&gt; : Vücut ağırlığıyla venlerin ilişkisi  mevcuttur; aşırı şişman olarak sınıflandırılan hastalarda yüzde 20 daha  fazla varikoz ven görülür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hamilelik&lt;/strong&gt; : Varikoz venler için hamilelik uzun bir  süredir bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Ancak hamilelik ile  ilişkilendirilen varikoz venler geçici olarak bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Meslek&lt;/strong&gt; : Berberler, barmenler, tezgahtarlar,  garsonlar, öğretmen, hostes ve hemşireler gibi kas hareketi olmaksızın  uzun süre ayakta duran kişiler arasında artan daha yaygın görülür. Bu da  meslekle ilişkisini gösterir. Aynı zamanda belirgin bir kas kasılması  olmaksızın bacaklar tarafından venlerdeki kanı boşaltmak için normal  olarak uygulanan yardımcı pompalarna hareketi azalır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kısıtlayıcı giysi&lt;/strong&gt; : Jartier gibi kısıtlayıcı giysilerin de varikoz venlere sebebiyet vereceği düşünülüyor.&lt;br /&gt;Çevre ve ırk : Afrikalılarda Kafkasyalılardan daha fazla sayıda ven  kapağı olduğu gerekçesiyle çevre ve ırk varis sebepleri arasında  gösterilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Flebit&lt;/strong&gt; : (Toplar damar iltihabı, pıhtılaşrnası) geçirmiş olmak da sebep oabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cinsiyet&lt;/strong&gt; : Kadınlarda daha sık görülür. Bazı  ülkelerde erkeklere göre varis görülme nispeti 2 kat fazladır. Bunda,  hormonal özellikler, doğum kontrol hapı kullanımı ve gebelik rol oynuyor  olabilir . Bu sebepler ya derin toplar damarları etkileyerek ya da  yüzeysel toplar damarlardaki kapakçıkların işlevlerini bozarak varislere  neden olmaktadır .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-3580252886048390914?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/3580252886048390914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/bacakta-olusan-varisin-sebepleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3580252886048390914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3580252886048390914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/bacakta-olusan-varisin-sebepleri.html' title='Bacakta Oluşan Varisin Sebepleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7199218397114823660</id><published>2010-12-21T08:43:00.003-08:00</published><updated>2010-12-21T08:43:50.206-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Modifikasyon nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='modifikasyon örnekleri'/><title type='text'>Modifikasyon nedir, modifikasyon örnekleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı renkli kayın yaprak kesitlerini mikroskop altında incelersek,  bunların gölge ve güneş yaprağı olmasına göre, palizad hücrelerinin  oluşturduğu, ince ve kalın tabakaları gözleyebiliriz. Euglena, ışığa  bağlı olarak içerdiği kloroplastları az veya çok oranda geliştirebilir.  Farklı ortamlarda büyüyen tek yumurta ikizleri, bazı özellikleri  bakımından değişiktir. Genç aslanağzı bitkisi iki kısma ayrılır, bir  yarısı ovada, diğeri ise dağlık bir bölgede yetiştirilirse, her ikisinin  de farklı gelişme gösterdiği görülür. Dağlık bölgedeki bitkiler uzun  köklü olup, az büyüdükleri halde, ovalık bölgede yetişenler kısa köklü  ve kuvvetli bir büyüme gösterir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Modifikasyon Sonucu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu örnekler aynı kalıtım faktörünü taşıyan organizmaların, dış  karakterlerinin de benzer olmasının zorunlu olmadığını gösterir. Belli  bir karakterin oluşmasında, sadece kalıtım faktörleri sorumlu değildir.  Organizmalar gelişimlerinin belli dönemlerinde beslenme, nem, ışık,  sıcaklık ve diğer önemli çevre etmenleri ile modifiye edilebilir. Bu  organizmaların çevre etkilerine bağlı olarak farklı gelişme göstermeleri  gibi tepkimelerini MODİFİKASYONLUK olarak adlandırmak mümkündür.  Çeşitli fenotiplere de MODIFIKANT adı verilir. Modifiye faktörler  genetik materyalde bir değişme meydana getirmez. Yüksek ve düz bölgede  yetişen her iki aslanağzı modifikantı, aynı çevre koşullan altında aynı  büyümeyi gösterir.&lt;br /&gt;Çevre etkisinin araştırılması için, aynı kalıtım faktörüne sahip  populasyonlara gereksinim duyulur. Rekombinasyon ve mutasyon olmadan,  atasal bireyden ikiye bölünme ile oluşan terliksi hayvan populasyonu,  kalıtsal olarak aynı birey grubunu oluşturur. Buna KLON adı verilir.  Terliksi hayvan populasyonu bireyleri ortalama değere yakın bir vücut  uzunluğuna sahiptir. Bu değer üst ve alt basamaklara doğru yavaş yavaş  azalır.&lt;br /&gt;Fasulye tohumu uzunluklarının ölçülmesi, kiraz ağacı çiçeklerinin  tozlaşma keselerinin sayılması ile varyasyon eğrileri elde edilir. Eğer  vücut uzunlukları en kısa ve en uzun olarak ölçülen terliksi hayvan  bireylerinden yeni bir klon üretilebilirse, bunların da atasal kuşağa  benzer bir şekilde farklı bireyler meydana getirerek bir varyasyon  eğrisi oluşturdukları görülür. Bu şekildeki deneyler, kazanılan  özelliklerin kalıtılmadığını bize açıkça gösterir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;modifikasyon biyoloji&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Terliksi hayvan örneğinde olduğu gibi, belirli bir vücut uzunluğu  kalıtlan-mayıp, sadece 136-200 mikrometrelik vücut uzunluğu ölçüm  aralığındaki bu varyasyon genişliği kalıtlamr. Burada “AKICI  MODİFİKASYON”dan söz edilir. Çin çulha çiçeği 30°C’nin altında kırmızı,  dahayüksek sıcaklıklarda ise beyaz çiçek açar. Bu GÖRÜNEN  MODİFİKASYON’luk için çok iyi bir örnektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Modifikasyon Yardımı İle Eşey Tayini&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Deniz anemonunun uzun yakalayıcı kolları arasında koruma altında yaşayan  (anemon balığının bir türünde, modifikasyon yardımı ile eşeyin nasıl  tayin edildiğine özgü iyi bir örnek görmek mümkündür. Gruplar içinde  yaşamakta olan hayvanlardan en etkili olan erkek, diğer erkekleri  saldırgan davranışı ile seksüel faaliyetlerinden alıkoyar, ama en etkili  olan erkek, bu sefer dişi tarafından baskı altında tutulur. Mikroskobik  incelemeler, en etkili erkeğin sperm keseleri içinde dişilik embriyo  dokusu ve birkaç yumurtaya sahip olduğunu gösterir. İkiz olarak dünyaya  gelen hayvanlar önce erkek olarak yaşar; ama hiyerarşik düzende en üst  basamağa ulaşırlarsa, dişi olurlar .Burada saldırganlık davranışının,  eşeyin oluşumunu belirlediği görülür. Kılkurdu (Ophryotrocha  puerilis)nda hayvanlar 20. Segmente kadar erkektir. Beslenme ve diğer  koşulların iyileşmesi sonucu büyüyen bu bireylerin, daha sonra dişi  oldukları gözlenir. Eğer beslenme koşulları bozulur veya segment  sayısında bir azalma söz konusu olursa, dişi olan bu bireyler tekrar  erkekleşir. Bu örnekte de görüldüğü gibi, eşey kalıtımla değil, dış  etkilerle saptanmıştır. Bu nedenle burada MODİFİKASYONLA EŞEY  SAPTANMASI’ndan söz edilir canlılarda modifikasyon&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7199218397114823660?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7199218397114823660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/modifikasyon-nedir-modifikasyon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7199218397114823660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7199218397114823660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/modifikasyon-nedir-modifikasyon.html' title='Modifikasyon nedir, modifikasyon örnekleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7459109741708809724</id><published>2010-12-21T08:43:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T08:43:25.853-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ender Saraç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ender Saraç Sağlıklı Brozlaştırıcı Güneş Kremi Tarifi'/><title type='text'>Ender Saraç Sağlıklı Brozlaştırıcı Güneş Kremi Tarifi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;4 ölçek kayısı yağı&lt;br /&gt;1 ölçek hindistancevizi yağı&lt;br /&gt;1 ölçek susam yağı&lt;br /&gt;1 ölçek havuç yağı&lt;br /&gt;Bu yağları karıştırarak süratle yanmanıza yardımcı olacak nemlendirici güneş yağı kreminizi oluşturabilirsiniz .&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Güneşlenirken sağlıklı bronzlaşmak isteyenler için Dr. Ender Saraç ‘tan öneriler&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;Direkt güneşte kalınacaksa mutlaka koruyucu faktörlü krem  kullanılmalı. Ama en iyisi direkt güneş altına çıkmak yerine gölgede  yanmak.&lt;br /&gt;Bronzlaşmak için en güzel doğal yol A vitamininin öncül maddesi olan  Pletakaroten almak. Pletakaroten en bol bal kabağında, mandalinde,  turuncu renkli kayısıda, havuçta ve kırmızı turuncu dolmalık biberde  bulunur.&lt;br /&gt;Güneşlendikten sonra da aloeveralı saf bir jelin içine az zeytinyağı  veya hindistancevizi yağı, cildiniz çok kuruysa da susam yağı karıştırıp  vücuda güneşin kaybettirdiklerine karşı korunma, rahatlama ve  nemlendirme sağlamış olursunuz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7459109741708809724?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7459109741708809724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ender-sarac-saglkl-brozlastrc-gunes.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7459109741708809724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7459109741708809724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ender-sarac-saglkl-brozlastrc-gunes.html' title='Ender Saraç Sağlıklı Brozlaştırıcı Güneş Kremi Tarifi'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-454608121850461694</id><published>2010-12-21T08:40:00.003-08:00</published><updated>2010-12-21T08:40:55.387-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SPF ne kadar yüksek olmalıdır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SPF nedir'/><title type='text'>SPF nedir, SPF ne kadar yüksek olmalıdır</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Güneş kremi üstünde bulunan SPF rakamı, güneş kreminin koruma derecesini göstermektedir. &lt;br /&gt;Örnek verecek olursak SPF 20, korunmasız cilt ile, güneş yanığı  oluşuncaya kadar 29 kat daha uzun süre güneşe maruz kalabileceğiniz  anlamına gelmektedir.&lt;br /&gt;Hangi SPF oranının size daha uygun olacağını ancak tecrübe ile belirleyebilirsiniz. &lt;br /&gt;Eğer geçen tatilde SPF 20 bir güneş kremi kullanarak sağlıklı  bronzluk elde etti iseniz, size uygun doğru koruma faktörünü budur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-454608121850461694?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/454608121850461694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/spf-nedir-spf-ne-kadar-yuksek-olmaldr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/454608121850461694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/454608121850461694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/spf-nedir-spf-ne-kadar-yuksek-olmaldr.html' title='SPF nedir, SPF ne kadar yüksek olmalıdır'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-3892216875879339827</id><published>2010-12-21T08:40:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T08:40:37.299-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğrudan eksizyon nedir'/><title type='text'>Doğrudan eksizyon nedir</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Küçük benler bir bıçak ile doğrudan alınabilir ve yara kenarları birbirine dikilerek bir yara izi bırakır.&lt;br /&gt;Buna doğrudan eksizyon denir. Çoğu zaman nevüs pigmenti yaranın  kenarlarından “sızar”. Birden çok re-eksizyon gerekebilir. Yara  izlerinin tamamen iyileşmesi yıllar sürebilir. Kırmızılık ve kabartı  aylar boyunca kaybolmaz. Yaralar kısmen hissiz veya kısmen kırılgan  olabilirler.&lt;br /&gt;Bir yılın sonunda devam eden hissizlik ve kırılganlık hali kalıcıdır.  Yara izleri genişleyebilir veya büyüyebilir. Bunlara hipertrofi yaralar  denir.&lt;br /&gt;Buralarda ekstra et de oluşabilir. Bunlara keloid denir. Afrika  kökenli insanlar bilinmeyen sebeplerden ötürü keloid oluşumuna özellikle  eğilimlidir. Keloidler ve hipertrofi yaraları steroid kremi ile tedavi  edilebilir ve küçültülebilirler ancak yine de kalıcı olmaktadır.&lt;br /&gt;Pek çok üyemizde hipertrofi yaraları görülmüştür. Yaraları sürekli  yağlı tutmak, güneş kremi kullanmak ve aşırı güneş ışığından korumak  iyileşme sürecine yardımcı olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-3892216875879339827?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/3892216875879339827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/dogrudan-eksizyon-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3892216875879339827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3892216875879339827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/dogrudan-eksizyon-nedir.html' title='Doğrudan eksizyon nedir'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5452006174177836921</id><published>2010-12-21T08:39:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T08:39:08.588-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet maranki yara yanık izleri'/><title type='text'>ahmet maranki yara yanık izleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;YARA İZLERİNİ SİLEN DOĞAL TEDAVİ YÖNTEMLERİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dış görünümün çok önemli olduğu günümüzde ufacık bir yara izi çoğu zaman insan psikolojisini olumsuz etkileyebiliyor.&lt;br /&gt;Çeşitli sebeplerle cildimizde meydana gelen yaraların iyileşmesinden  sonra geride kalan belirtilere yara izi denir. Yara izleri günümüzde  estetik ameliyatlarla kolayca giderilebilmektedir.&lt;br /&gt;Prof.Dr. &lt;strong&gt;Ahmet MARANKİ &lt;/strong&gt;Kozmik Bilim Işığında&lt;strong&gt; Şifalı Bitkiler kitabı&lt;/strong&gt;nda bu konuya değinmiş ve Şifalı Bitkilerle yara izlerini gidermek için şu pratik formülleri paylaşmış :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Formül 1 :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tarçın kaynatılır, suyuna bir pamuk batırılarak yara izlerine sürülür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Formül 2 &lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;Yabani roka tohumları toz haline getirilir. 10 dakika bekletilip, suyuyla yara izlerine pansuman yapılır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Formül 3:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Taze roka yaprakları sıkılır. Elde edilen su yara izlerine sürülür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Formül 4:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1 bardak kaynar suya 10 gram abanoz yongası konulur. 10 dakika bekletilip, suyuyla yara izleri pansuman yapılır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Prof.Dr. Ahmet MARANKİ&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5452006174177836921?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5452006174177836921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-maranki-yara-yank-izleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5452006174177836921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5452006174177836921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-maranki-yara-yank-izleri.html' title='ahmet maranki yara yanık izleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-9160972733601899533</id><published>2010-12-21T08:38:00.003-08:00</published><updated>2010-12-21T08:38:40.941-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet maranki kakao'/><title type='text'>ahmet maranki kakao</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Önerilen hastalıklar&lt;/strong&gt;: Az miktarı kalbi  kuvvetlendirir, sindirimi kolaylaştırır, idrar söktürür. Uyarıcı, iştah  açıcı ve kuvvet vericidir. Vücuttaki zehirlerin dışarı atılmasını  sağlar. Böbrek iltihaplarını yok eder. &lt;br /&gt;Fazla tüketmek zararlıdır, çarpıntı yapar.&lt;br /&gt;Prof. Dr. Ahmet Maranki &amp;amp; Elmas Maranki&lt;br /&gt;Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-9160972733601899533?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/9160972733601899533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-maranki-kakao.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/9160972733601899533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/9160972733601899533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-maranki-kakao.html' title='ahmet maranki kakao'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7325249709600098797</id><published>2010-12-21T08:38:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T08:38:21.917-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet marankiden kozmik şifa şerbeti'/><title type='text'>ahmet marankiden kozmik şifa şerbeti</title><content type='html'>TRT 1 de yayınlanan Sabiha Akdemir’in sunduğu Günbegün programına  konuk olan Prof. Dr. Ahmet Maranki Kozmik şifa şerbeti tarifini verdi:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kozmik Şifa Şerbeti&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;5 dal dere otu&lt;br /&gt;6 dal nane&lt;br /&gt;4 dal tere&lt;br /&gt;8 dal maydanoz&lt;br /&gt;2 dal fesleğen&lt;br /&gt;3 dal reyhan&lt;br /&gt;1 adet limon&lt;br /&gt;1 adet portakal&lt;br /&gt;2 adet kivi&lt;br /&gt;150 gram bal&lt;br /&gt;1 litre su&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı&lt;/strong&gt;: Portakal, kivi ve limonu kabuklarını  soyduktan sonra dörde bölüp 1 litre suda 4 dakika kaynattıktan sonra  içine yeşillikleri koyarak 15 dakika demlenmeye bırakın. Süzdükten sonra  ılıdığında balı ilave edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7325249709600098797?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7325249709600098797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-marankiden-kozmik-sifa-serbeti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7325249709600098797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7325249709600098797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-marankiden-kozmik-sifa-serbeti.html' title='ahmet marankiden kozmik şifa şerbeti'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8604043095966856067</id><published>2010-12-21T08:37:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T08:37:45.546-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='civanperçemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adaçayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='papatya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AHMET MARANKİ ŞİFALI BİTKİLER VE FAYDALARI'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aslanpençesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='at kuyruğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çoban çantası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biberiye'/><title type='text'>AHMET MARANKİ ŞİFALI BİTKİLER VE FAYDALARI</title><content type='html'>Ahmet Maranki, kadınlar için, adeta mucize olarak nitelendirdiği  bitkileri ve faydaları anlattı. Bu bitkilerin asları ve faydaları  aşağıda verilmiştir. Çoban çantası, at kuyruğu, papatya, biberiye,  civanperçemi, aslanpençesi, adaçayı, ile hazılanmış olan bitkisel çay ve  soğan suyu, kadınlar için çok faydalıdır.&lt;br /&gt;* Çocuğu olmayanlar,&lt;br /&gt;* Kist, miyom sorunu olanlar,&lt;br /&gt;* cilt bozukluğu,&lt;br /&gt;* saç dökülmesi,&lt;br /&gt;* İltihaplı sivilceler,&lt;br /&gt;* Mide, bağırsak sorunları ve iltihapları,&lt;br /&gt;* adet sancısı, gibi sorunlara faydalıdır.&lt;br /&gt;* Menapoza girmiş kadınlar, her yemeğe, küçük soğanlardan atıp yemelidir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8604043095966856067?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8604043095966856067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-maranki-sifali-bitkiler-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8604043095966856067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8604043095966856067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-maranki-sifali-bitkiler-ve.html' title='AHMET MARANKİ ŞİFALI BİTKİLER VE FAYDALARI'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2422556097007085757</id><published>2010-12-21T07:57:00.000-08:00</published><updated>2011-01-18T09:55:49.860-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matürbasyon Teknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matürbasyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matürbasyon Teknikleri Ve Matürbasyonun Faydaları'/><title type='text'>Matürbasyon Teknikleri Ve Matürbasyonun Faydaları</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;Kadın ve erkeklerin farklı anatomileri göz önünde  bulundurulduğunda kadın ve erkeklerde mastürbasyon farklı şekillerde  uygulanır. &lt;br /&gt;Erkekler genellikle penislerini tutarak aşağı yukarı el  hareketlerinde bulunarak orgazm olmaya çalışır. Bunun yanı sıra penise  yapılan baskı erkeğin uyarılma süresine bağlı olarak değişebilir.  Kadınlarda ise mastürbasyon daha çeşitlidir. Klitorisin uyarılması,  vajinal uyarılma ve göğüs uyarılması kadınlarda uygulanan mastürbasyon  yöntemleri arasındadır. &lt;br /&gt;Mastürbasyona ilişkin en büyük kaygı seks performasını olumsuz  etkileyeceğidir. Buna karşılık uzmanlar mastürbasyonun cinsel  performansı arttıracağına inanmaktadır. Mastürbasyon sayesinde erkekler  boşalma eylemini kontrol altına alabilir ve kadınlar hangi pozisyonda  orgazm olabileceğini mastürbasyon ile deneyimleyebilir. &lt;br /&gt;Bunların yanı sıra mastürbasyon stresi azaltır, cinsel gerginliği  azaltır, güvenli yöntemlerle orgazma ulaşmayı sağlar, uykusuzluğa iyi  gelir ve endorfin hormonunun salgılanmasına yardımcı olarak ağrı ve  stresin azaltılmasına katkıda bulunur. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2422556097007085757?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2422556097007085757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/maturbasyon-teknikleri-ve-maturbasyonun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2422556097007085757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2422556097007085757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/maturbasyon-teknikleri-ve-maturbasyonun.html' title='Matürbasyon Teknikleri Ve Matürbasyonun Faydaları'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-3548470291354495253</id><published>2010-12-21T07:56:00.000-08:00</published><updated>2010-12-21T07:56:27.036-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel ilişki pozisyonları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sex'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlilik Ve Cinsel Estetik'/><title type='text'>Evlilik Ve Cinsel Estetik cinsel ilişki pozisyonları</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 &lt;span style="font-size: 180%;"&gt;Evlilik Ve Cinsel Estetik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır hayalini kurduğunuz evlilik hayatınızın başlangıcı  niteliğinde olan gerdek gecesi milyonlarca kadın ve erkeğin olduğu gibi  sizin de korkulu rüyanız olabilir. Birçok bayanda ilk geceye dair  çeşitli sorular yer alır kafalarında fakat bu sorular konusuda bilgi  edinmek en doğrusu olacaktır. “Tıp da ayıp yoktur” düşüncesiyle alanında  uzman doktorlarca belirlenmiş olan bazı önerileri sizlerle  paylaşacağız…&lt;br /&gt;Bayanların aklındaki soru işaretlerinden bazıları genellikle  şunlardır: “İlk gece çok ağrı olacak mı? Ağrısız bir gerdek gecesi  mümkün mü? Gerdek gecesi için en uygun pozisyonlar nelerdir?”&lt;br /&gt;Unutmayın ki tüm evliliğiniz boyunca cinsel yaşantınızın bir  yansıması şeklinde olan gerdek gecesi sizin için çok önemli olacaktır.  Öncelikle karşı cinsinizi tüm yaşantınız boyunca cinsel açıdan tatmin  edebileceğinizi ispatlamalısınız…&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 180%;"&gt;cinsel ilişki pozisyonları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek Üste Cinsel İlişki Pozisyon&lt;br /&gt;Ataerkil olarak da adlandırılan ve birçok film yapımında çokça tercih  edilen ve en popüler cinsel ilişki pozisyonları arasında yer alan bu  durum özellikle hamile kalmak isteyen bayanlar için en ideal pozisyon  diyebiliriz…&lt;br /&gt;Erkeğin üstte olduğu ve kadının altta bulunduğu bu pozisyonda yüz  yüze olunması ve ilişki için uygun bir açı yakalanması bakımından birçok  ilişkide favori bir pozisyondur…&lt;br /&gt;Kadın Üstte Cinsel İlişki Pozisyonu&lt;br /&gt;Henüz gerdek gecesinde bebek edinmek isteyen çiftler için de oldukça  yoğun olarak önerilen pozisyonlar arasında yer alan kadının üstte olduğu  cinsel ilişki pozisyonları oldukça estetik bir görünüme sahiptir ve  ilişki tamamen kadının kontrolü altındadır. Erkek penisini içine alan  kadın, bacakları ile erkeği sararak, ona göğüslerine ulaşma şansı  verecektir…&lt;br /&gt;Cinsel Estetik konusunda herhangi bir utanma söz konusu olmamalıdır,  çünkü unutmamalısınız ki bu sizin özel hayatınız ve cinsel ilişkinizin  estetik bir yanı olmadığı sürece evlilik hayatınız da sönük geçecektir…&lt;br /&gt;Yorum Yok Rastgele Konular&lt;br /&gt;Estetiğin Duayenleri ve Ünlü hastalar&lt;br /&gt;Makale Erdal İpek tarafından yazılmış Hürriyet gazetesi köşe yazısıdır…&lt;br /&gt;İkoncan Estetiği&lt;br /&gt;Tanrı bazı insanları doğuştan kusursuz yaratırken,bazı insanlara ise …&lt;br /&gt;Yüz Germe Fotoğrafları&lt;br /&gt;Yüz Germe Estetiği resimleri The American Society for Aesthetic Plasti…&lt;br /&gt;Tuğrul Kihtir&lt;br /&gt;Eğitim aldığı kurumlar Cleveland Case Western University Hospitals, …&lt;br /&gt;Gülüş Tasarımı&lt;br /&gt;Gülüş Tasarımı Sanat ve hekimliğin birleştirilerek ortaya çıkardığı…&lt;br /&gt;Ayhan Numanoğlu&lt;br /&gt;Prof Dr. AYHAN NUMANOĞLU İstanbul Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr….&lt;br /&gt;Ruslara Trabzon da Estetik Ameliyat&lt;br /&gt;Trabzon Numune Hastanesi’nde, Türk kadınlarının yanısıra, Rus, Ukrayna…&lt;br /&gt;Koltuk Altı Terleme Tedavisi&lt;br /&gt;Bu konumuzdada Koltuk altı terlemeleri ni özellikle yaz aylarında birç…&lt;br /&gt;Kendi Dokunuzla Doku Kokteyli&lt;br /&gt;AJDA Pekkan, Deniz Akkaya, Petek Dinçöz, Ebru Şallı ile birlikte binle…&lt;br /&gt;Burun Ameliyatlarında Bir Yeni Teknik Daha&lt;br /&gt;Yine ilginç bir estetik plastik cerrahi haberimizle karşınızdayız.. …&lt;br /&gt;Estetik Haber Etiketler: cinsel ilişki pozisyonları, cinsel ilişkiye  nasıl girilir, gerdek gecesi cinsel ilişki, gerdek gecesi korkusu &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img alt="Evlilik Ve Cinsel Estetik" height="1" src="http://www.7gunsaglik.com/3947232921751679386-7240368448201318307?l=estetiksaglik.blogspot.com" title="" width="1" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-3548470291354495253?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/3548470291354495253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/evlilik-ve-cinsel-estetik-cinsel-iliski.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3548470291354495253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3548470291354495253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/evlilik-ve-cinsel-estetik-cinsel-iliski.html' title='Evlilik Ve Cinsel Estetik cinsel ilişki pozisyonları'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8353408064823163676</id><published>2010-12-21T07:54:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T07:54:52.344-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek kadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gerdek Gecesi Resimli Anlatım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><title type='text'>Gerdek Gecesi Resimli Anlatım</title><content type='html'>&lt;div class="devami"&gt;                 &lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="Gerdek Gecesi Resimli Anlatım" border="0" height="132" src="http://1.bp.blogspot.com/_a1QZFChba60/S-kvSMqNLdI/AAAAAAAACPo/kwiUgfx1cyc/s200/gerdekgecesi-300x199.jpg" title="" width="200" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Gerdek gecesi resimli anlatım konumuzda evliliğin en büyük heyecanı  şüphesiz gerdek gecesidir. Çünkü nedense o geceyi hayal ederiz hepimiz.  Bunu hayal etmekte hepimizin hakkkı dimi arkadaşlar. Mutlu bir evliliğin  başlangıcı ve temelleri bu gecede atılır. Ancak bu özellikle genç  kızlar için büyük bir korku gecesi olur ve bir çok soru akıllarını  meşgul eder.&lt;br /&gt;Özellikle ilk gece ağrı olurmu, kan gelir mi, acaba nelere dikkat  etmeliyim ilk cinsel deneyimi için en uygun pozisyonlar hangileri gibi  bir çok soru kafa yormakta. Sizi bu dertten kurtaracak öneriler  aşağıdaki gibidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yan yana cinsel ilişki pozisyonu:&lt;/strong&gt; Erkeğin üste  olduğu pozisyonla çok benzer olup tek fark partnerler yan yanadır.  Buradaki tek zorluk yüz yüze durumunda partnerlerden bir tanesi bacağını  partnerin üstüne atması gerekiyor. Bu da zaman zaman krampla  sonuçlanabiliyor. Kadın erkeğe sırtını verdiği durumda yavaş ve  rahatlatıcı ilişki elde etmek mümkündür. Hatta bu pozisyonda uyumak bile  mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Arkadan cinsel ilişki pozisyonu:&lt;/strong&gt; Bu pozisyonda uygun  bir pozisyon olup kadın dizinin üstünde durup erkek arkadan penisiyle  vajinaya girer. Bazı insanlar bu pozisyondan nefret eder. Nedeni ise hem  duygusallıktan yoksun hemde erkek egemenliğini vurgulayan bir pozisyon  olması. Bazı erkeklerin bu pozisyondan hoşlanması ise özgürlüğün olması  ve gücün kullanabilinmesinden kaynaklanır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Oturur vaziyette pozisyon:&lt;/strong&gt; Yavaş bir seks için  uygulanmakla beraber özellikle ilk gece yani gerdek gecesi için  uygundur. Erkek ya iskemlede oturur veya yerde bağdaş kurarak. Kadın  erkeğin üstüne oturur. Yüz yüze veya sırt yüze bakarak da olabilir. Bu  pozisyon birbirinizi okşamak birbirinize sarılmak ve yakın ten teması  için idealdir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ayakta cinsel ilişki pozisyonu: &lt;/strong&gt;Bu pozisyon zor bir  pozisyon olmakla beraber başarılı olmakda her baba yiğidin harcı  değildir. Penisin vajinaya girebilmesi güç olabilir. Kadınlar genelde  erkeklerden daha kısa boylu oldukları için kadının ya merdiven  basamağında yada duvardan destek alması ile bu pozisyonda başarı elde  edilebilinir. Diğer bir yöntemde kadın yüzünü yada duvara veya  tutunabileceği herhangi bir şeye verir. Erkekde vajinaya arkadan girer.  Bu pozisyon yüz yüze olan pozisyondan çok daha kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kadının üstte olduğu pozisyon:&lt;/strong&gt; En çok tavsiye edilen  pozisyonlardan birdir ve uygulanması gereken en önemli pozisyondur.  Çünkü seksin hızı kadının kontrolü altındadır. Bu pozisyonda bir kaç  varyasyon vardır. Kadın her iki diziyle erkeğin kalçasını sarar. Penisi  içine aldıktan sonra ya dizlerinin üstünde sekse devam eder ya da  bacaklarını uzatarak. Ayrıca erkeğin üstünde dimdik oturarakda ilişkiye  devam edebilir. Bu pozisyon erkek için de oldukça uyarıcıdır ve kadının  göğüslerini okşama fırsatı verir. Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe  sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için  farklı duygular yaratsada yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada  da geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erkeğin üstte olduğu pozisyon: &lt;/strong&gt;En klasik pozisyon  budur ve bütün erkekler pozisyonda başlar. Erkek üstte, kadın altta, yüz  yüze. Günümüzde basında bu pozisyon olumsuz eleştirilere maruz  kalmaktadır. Belki eski moda olduğundan belki de ataerkil olduğundan  dolayı. Esasında bu pozisyon o kadar da kötü değildir. Kuvvet almak  sevgilinizle yakın temasta olmak ve hamile kalmak isteyenler için bu  pozisyon idealdir. Kadın iki bacağını yana doğru açabilir veya  bacaklarını göğsüne doğru çekebilir. Bu her iki pozisyonda erkek kadının  en hassas dış cinsel organına elle manipülasyon için erişemez ama ilk  pozisyonda göğüslerine erişebilir.&lt;br /&gt;Bir kaç varyasyon deneyin&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Birinci varyasyon:&lt;/strong&gt; Kadın iskemlede veya alçak bir  yatağın ucunda oturur, erkek dizlerinin üzerinde penisiyle vajinaya  girebilir. Seks terapistleri her ne kadar bu pozisyonun klasik  pozisyondan daha da zevk verici olduğunu iddia etseler de, çoğu insan bu  pozisyonun yakın temas konusunda eksik kaldığını düşünmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İkinci varyasyon:&lt;/strong&gt; Kadın karnının üstüne yatar ve  erkek arkadan vajinaya girer. Çoğu kadın için bu pozisyon G-noktasını  uyarır ama penisin rahim boynuna çarpması da acı verebilir. Yüz yüze  olamama dezavantajı olsa bile çoğu çiftin favori pozisyonu arasındadır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8353408064823163676?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8353408064823163676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/gerdek-gecesi-resimli-anlatm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8353408064823163676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8353408064823163676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/gerdek-gecesi-resimli-anlatm.html' title='Gerdek Gecesi Resimli Anlatım'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_a1QZFChba60/S-kvSMqNLdI/AAAAAAAACPo/kwiUgfx1cyc/s72-c/gerdekgecesi-300x199.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7034227642330833283</id><published>2010-12-14T05:26:00.001-08:00</published><updated>2010-12-14T05:26:00.998-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='modifikasyon biyoloji'/><title type='text'>modifikasyon biyoloji</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Terliksi hayvan örneğinde olduğu gibi, belirli bir vücut uzunluğu  kalıtlan-mayıp, sadece 136-200 mikrometrelik vücut uzunluğu ölçüm  aralığındaki bu varyasyon genişliği kalıtlamr. Burada “AKICI  MODİFİKASYON”dan söz edilir. Çin çulha çiçeği 30°C’nin altında kırmızı,  dahayüksek sıcaklıklarda ise beyaz çiçek açar. Bu GÖRÜNEN  MODİFİKASYON’luk için çok iyi bir örnektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7034227642330833283?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7034227642330833283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/modifikasyon-biyoloji.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7034227642330833283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7034227642330833283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/modifikasyon-biyoloji.html' title='modifikasyon biyoloji'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2402246801496691093</id><published>2010-12-14T05:22:00.001-08:00</published><updated>2010-12-14T05:22:28.648-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kabızlığa bitkilerle modern tedavi yöntemleri'/><title type='text'>kabızlığa bitkilerle modern tedavi yöntemleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sindirim artıklarının ( Dışkı) barsaklarda uzun süre kalması ve/veya  çok sert olması, miktarının az olması ve dışkılama zorluğu kabızlık  olarak tarif edilmektedir.&lt;br /&gt;Dışkılama sıklığı günde 3 defa ile, haftada 3 defa arasında normal  sayılmaktadır. 3 aydan uzun süre, dışkılama sıklığı haftada 2 defadan az  ise kronik kabızlık var denir.&lt;br /&gt;Kabızlık nedenleri arasında yeterli ve düzenli su içmemek, az posalı (  Lifli) yemek, potasyum eksikliği, şeker hastalığı, yaşlılık, ağrı  dindirici bazı ilaçlar ( Opium vb.) ve barsak yapısını değiştiren  hastalıklar (Tümör) sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;kabızlık tedavi&lt;/strong&gt; : Kabızlıkta barsakların normal  çalışma seyrine dönmesi 2-4 ay sürebilir. Uzun süreli olarak  kullanılabilecek kimyasal-sentetik ilaç bulunmamaktadır ve bu alanda tek  seçenek bitkisel ilaçlardır.&lt;br /&gt;Bitkisel ilaçlar kabızlıkta kimyasal ve fiziksel olarak etki ederler.  Kimyasal etki ilaçların bileşiminde bulunan anthranoid nedeniyle  meydana gelir, ishal yaparak barsakların boşaltılması sağlanır. Bu  ilaçlar uzun süreli olarak kullanılamazlar, özellikle potasyum kaybına  bağlı olarak önemli böbrek ve kalp hastalıklarına neden olabilirler.&lt;br /&gt;Kabızlıkta uzun süreli kullanıma elverişli olan bitkisel ilaçlar, su  ile şişerek barsaklardaki atıkların hacmini artırıp barsak hareketini  hızlandırarak etki eden siyah ve sarı karnıyarık tohumu, sarı karnıyarık  tohum kabuğu ve keten tohumudur.&lt;br /&gt;Tedavi amacına bağlı olarak farklı uygulamalar yapılabilir.  Barsakların boşaltılması ve kronik kabızlıkta ishal yapıcı barut ağacı  kabuğu, sinameki yaprağı ve meyvesi, sarısabır kullanılabilir. Daha  sonra uzun süreli olarak şişerek etki eden bitkisel ilaçlarla devam  edilir.&lt;br /&gt;Hamilelik, ameliyat sonrası, basur gibi yumuşak dışkılama ihtiyacı  duyulan hallerde keten tohumu, sarı ve siyah karnıyarık tohumu, sarı  karnıyarık tohum kabuğu uzun süreli kullanıma uygun olmaları nedeniyle  tercih edilir.&lt;br /&gt;İshal yaparak kabızlığı önleyen bitkisel ilaçların etki şiddeti şu  sırayla artar; Barut ağacı kabuğu, sinameki meyvesi, sinameki yaprağı,  akdiken meyvesi, sarısabır ekstraktı. Aynı sırayla tahammül  edilebilirlik derecesi azalır.&lt;br /&gt;Tedaviye destek ve barsaklardaki tabii dengenin kurulması amacıyla;  Yeterli miktarda ve düzenli olarak su içilmeli, meyve-sebze ağırlıklı  olarak beslenmeye özen gösterilmeli, günde 1-3 adet elma yenmeli,  şekerli ve hamur işi gıdalar sınırlanmalı, kepeği elenmemiş undan ekmek  ve ev tipi yoğurt yenmelidir. Yeterli vücut hareketi sağlanmalı, sabah  kahvaltısı ihmal edilmemeli, dışkılama ihtiyacı bastırılarak  geciktirilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Barut ağacı kabuğu&lt;/strong&gt; : İnce kıyılmış 1 çay kaşığı  kabuk fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, 10 dakika  demlenir, süzülür, gece yatmadan önce içilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Keten tohumu&lt;/strong&gt; : Günde 2-3 defa, 1-2 yemek kaşığı  keten tohumu bir bardak su ile içilir. Keten tohumu kullanımdan önce  hafifçe dövülebilir. Keten tohumu kullanılırken günde 2 litre su  içilmesi önemlidir. Uzun süreli kullanıma uygundur. Dövülmüş veya  öğütülmüş olarak hazır satılan keten tohumu kesinlikle  kullanılmamalıdır. Keten tohumu yağı kolaylıkla acıdığı ( Oksidasyon)  için kanser yapabilir. Bu nedenle kullanımdan hemen önce dövülebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kudret helvası&lt;/strong&gt; : Yetişkinler için günlük 20-30 gr,  çocuklar için 2-15 gr kudret helvası kullanılabilir (2-5 yaş arası 2-10  gr, 5-12 yaş arası 10-15 gr, 12 yaşından büyüklerde yetişkinler gibi).  Öğütülmüş kudret helvası su ile içilebilir, yoğurt veya çorbaya  katılarak yenebilir. Zor sindirilen şekeri su alarak şişer ve böylece  barsak hareketlerini artırarak etki eder. Kullanım süresince günde 2  litre su içilmelidir. Uzun süreli kullanıma uygundur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sarı karnıyarık tohumu, Sarı karnıyarık tohum kabuğu, Siyah karnıyarık tohumu&lt;/strong&gt;  : Günde 10-30 gr tohum veya 10-20 gr tohum kabuğu kullanılır.  Yemeklerden önce 1 yemek kaşığı tohum bir bardak su ile içilir, daha  sonra 2 bardak su içilir. Veya; 1-2 yemek kaşığı tohum kabuğu yoğurt  veya çorbayla karıştırılarak, günde 3 defa yenir&lt;br /&gt;Diş protezi olanlar kullanımdan sonra ağızlarını iyice yıkamalıdır,  şişerek baskı yapabilir. Hamilelik döneminde kullanılabilir. Şeker  hastası olanlar tohum kabuğunu tercih etmelidir. Uzun süreli kullanıma  uygundur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sinameki yaprağı ve meyvesi&lt;/strong&gt; : İnce kıyılmış 1-2 çay  kaşığı yaprak veya meyve 150 ml sıcak suda 10 dakika bekletilip süzülür.  İhtiyaca göre sabah ve akşam içilebilir. Uzun süreli kullanıma uygun  değildir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sinameki yaprağı, sarı karnıyarık tohum kabuğu&lt;/strong&gt; :  Sabah ve akşam 10’ar gr sarı karnıyarık tohum kabuğu yoğurt veya çorbaya  karıştırılarak yenir. İlave olarak ihtiyaca göre sabah ve akşam  sinameki yaprağı çayı içilir.&lt;br /&gt;Bu karışım; Kabızlık ve yumuşak dışkılama gerektiren hemoroit ( Basur),  ameliyat sonrası gibi durumlarda uygulanır. Hekim tavsiyesi olmadan 1-2  haftadan uzun süreli olarak kullanılmamalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2402246801496691093?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2402246801496691093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kab%C4%B1zl%C4%B1%C4%9Fa-bitkilerle-modern-tedavi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2402246801496691093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2402246801496691093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kab%C4%B1zl%C4%B1%C4%9Fa-bitkilerle-modern-tedavi.html' title='kabızlığa bitkilerle modern tedavi yöntemleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6047282220944403693</id><published>2010-12-13T16:07:00.001-08:00</published><updated>2010-12-13T16:07:32.725-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kas'/><title type='text'>kas</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: black; font-family: 'Verdana','sans-serif';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: 'Verdana','sans-serif';"&gt;Kas lifi hücrelerinden &lt;em&gt;(bak. &lt;/em&gt;kas  dokusu) ve kasılma  özelliği olan liflerden oluşan, aldığı sinir  uyarısı sonucu kasılarak üzerine  yapıştığı yapıları hareket ettiren  or­gan. Kaslar, yapılarındaki dokunun  özelliğine göre düz ve çizgili  kas olarak ayrılır. Bu yapı farklılığı,  beraberin­de işlev farklılığını  da getirir. Düz kaslar yaprak biçi­mindedir ve  iç organların yapısında  görülürken, çizgili kaslar istemli anatomik yapılarla  ilişkilidir.  Çizgili kas­lar çoğunlukla iskelet kemikleriyle bağlantılı olduğun­dan,   iskelet kasları olarak da anılır. Dil, yutak, gırtlak ve diyaframın  yapısında bulunan  kaslar, iskelet siste­miyle ilişkili olmayan az  sayıdaki çizgili kaslardır.  Deri­altı dokularının üst yüzünde yer alan  deri kaslarının en az bir başı deri  içinde yer alır. Her iskelet  kasında çizgili kas liflerinden oluşan bölümün  yanı sıra lifsi bağdoku  yapısında bir bölüm de bulunur. Lifsi bağdoku kasın,  kemiğe ya da başka  bir yapıya yapışan bölümünü oluş­turur. Lifsi bağdoku bir  şerit  biçimindeyse kiriş (ten-don), yassı bir yaprak biçimindeyse aponevroz   adını alır. Kaslar geniş bir biçimsel çeşitlilik gösterir. Uzun iğ  biçiminde,  ortadan geçen bir kirişle ikiye ayrılmış kas­lar (digastrik  kas); kemiğe bir,  iki ya da üç başla yapı­şan kaslar (iki başlı, üç  başlı, dört başlı kaslar);  vücudun dışa açılan deliklerini dairesel bir  biçimde çevreleyen kaslar (anüsün  büzgen kası) bilinmektedir. Kas  liflerini bağdoku yapısındaki ince bir zar  (endomiyoz) sarar. Bu lifler  daha sonra bir araya gelerek kas demetlerini  oluştururlar. Bu  demetleri çevreleyen bağdoku zarı pre-misyum, tüm kası  çevreleyen kılıf  ise epimisyum adını alır. Bu değişik bağdoku oluşumları kasın  ucuna  doğru yerini kiriş ve aponevrozu oluşturacak olan lifsi yapıla­ra   bırakır. Her kasm sinir ve damarları kası çevreleyen bu yapılar içinde  ilerler.  İskelet kasları, merkez sinir sis­teminin hareket sinirleri  tarafından  uyarılır. Kasa ula­şan bu sinirler, her sinir lifinde motor  plak ya da  sinir-kas bağlantısı adını alan özel yapılarda sonlanacak  bi-&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: 'Verdana','sans-serif';"&gt;çimde  birçok ince sinir liflerine ayrılır. Motor plak sinir lifi  ucuyla,  bunun kas lifi yüzeyine bağlandığı bir çukur­dan oluşur. Buraya ulaşan   sinir uyarısı asetilkolinin ser-bestlenmesine yol açar. Asetilkolin ise   uyarının sinir ucundan kas lifine geçmesini sağlar. Bu ileti,  asetilkoli­nin  lif zarında (sarkolemma) başlattığı karmaşık  biyo­kimyasal tepkimeler sonucunda  gerçekleşir. Her hare­ket siniri  hücresi ve bu hücrenin uyardığı kas lifi grubu  hareket birimini (motor  ünite) oluşturur. Hareket biri­mindeki kas lifi sayısı  oldukça  düşüktür. El ya da göz gi­bi çok ince hareketlerin yapıldığı organlarda   bu sayı 2-3 lifle sınırlı olabilir. Kas kasılması için gereken enerji   adenozintrifosfat(*) ve kretinfosfat gibi fosfatlı organik bileşiklerin   yıkılmasıyla elde edilir. Dinlenme anında bile her kasta belirli bir  gerginlik  bulunur. Bu durum kas tonüsü (gerginliği) terimiyle  tanımlanır. Sinir-kas  iğcikleri ve kas-kiriş cisimcikleri kasın  yapısın­da yer alan başka  oluşumlardır. Bu oluşumlar kasın ger­ginlik  derecesine ilişkin bilgileri merkez  sinir sistemine iletir. Sinir-kas  iğcikleri bir bağdoku kapsülüyle sarılmış  ince kas lifleridir. Bu  iğcikler hareket siniri liflerinin ya­nı sıra duyu  siniri uçlarıyla da  ilişki halindedir. Kas-kiriş cisimcikleri ise kas  liflerinin kirişle  birleştiği noktada yerleşmiş olan sinir sonlanmalarıdır. Bu  cisimcikler  de duyu sinirleriyle ilişki halindedir. Sinir-kas iğcikleri ve   kas-kiriş cisimcikleri, vücudun boşlukta aldığı konumu merkez sinir  sistemine  bildiren önemli alıcıları oluştu­rur. Bu yapıların beyne  gönderdiği uyanlar kas  tonusun düzenlenmesini sağlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: 'Verdana','sans-serif';"&gt;İskelet  kaslarının işlevleri arasında bükülme, düzeltme,  uzaklaştırma,  yakınlaştırma, döndürme, kendi ekseni çevresinde dönme gibi  hareketler  sayılabilir. Bu hare­ketleri yaptıran kaslar hareketin adıyla  anılır.  Birbirinin tersi hareketleri yaptıran kaslara karşıt (anta-gonist) kas   adı verilir. İskelet kasları, üzerine yapıştıkla­rı kemikleri genellikle   kaldıraç ilkesiyle hareket ettirir. Her kas yalnızca tek boyutlu  hareket  (kasılma) yetene­ğine sahip olduğundan, karmaşık hareketlerin  gerçek­leştirilmesinde  kas gruplarının etkinliğine gereksinim duyulur.  Bu karmaşık hareketlerin  eşgüdümlülüğü baş-&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: 'Verdana','sans-serif';"&gt;Doğumsal  oluşum bozuklukları, iltihaplar, tümörler, beslenme  bozuklukları ve  bunun sonucunda miyopati (*) olarak tanımlanan genel kas  hastalıkları  kaslarda görülebilen patolojik süreçlerdir. &lt;em&gt;Bak. &lt;/em&gt;kas  dokusu; kas sistemi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6047282220944403693?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6047282220944403693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6047282220944403693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6047282220944403693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/kas.html' title='kas'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-9179569134072375509</id><published>2010-12-13T16:06:00.001-08:00</published><updated>2010-12-13T16:06:54.082-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cildiniz bu bakım maddelerine ihtiyaç duyuyor'/><title type='text'>Cildiniz bu bakım maddelerine ihtiyaç duyuyor</title><content type='html'>Cildiniz oldukça kuru mu yada yağlı mı? Peki sizin cildinizin neye ihtiyacı var? Hep beraber bir kontrol edelim.&lt;br /&gt;Sevgili İdealdiyet’in nadide çiçekleri, cildinizin ihtiyacı olan tüm  bakımlar hakkında sizlere faydalı vede etkili önerileri paylaşacağız.&lt;br /&gt;Cilt kremlendikten yarım saat sonra geriliyorsa, uzun vadede cildin  nem depolarını dolduracak zengin içerikli ürünler gerekiyor demektir.  Cildin hafif bir kremden yeterli nemi alıp almadığını öğrenmenin yolu  ise oldukça basittir:&lt;br /&gt;Cilt temizliğinin ardından krem sürmeyin, bir saat bekledikten sonra  bir kurutma kağıdı yardımıyla burun kanatları, alın, çene ve yanaklara  bastırın. Test ettiğiniz kağıtta yağ izleri varsa, o zaman cildinizin  fazla yağ ürettiğini söyleyebiliriz. Karma bir ciltte T bölgesi olarak  adlandırılan alın, burun ve çene bölgesi yağlıdır. Matlaştıran bir bakım  ürünü, nem depolanmasına ve parlamanın azalmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;Krem ve sıvı formdaki ürünler arasında ne fark var?&lt;br /&gt;Kremlerde, sıvı formlu ürünlerden daha fazla lipid (yağ) vardır.  Losyonlar ise tahmin edeceğiniz gibi nemlendirici içerikleriyle öne  çıkarlar. Oysa tüm ürünler farklı yağlar ve sudan oluşan bir karışımdan  oluşan emülsiyonlardır.&lt;br /&gt;Günümüz bakım ürünlerinde her cilt tipine uygun şekilde  derecelendirilmiş, rafine emülsiyonlar vardır. Hindistan cevizi, pirinç  ve palmiye sütü gibi etkin güzellik kokteylleri, aslında etki olarak  birbirlerinin aynısıdır. Ancak her mevsim (yazdan kışa ya da kıştan  yaza) taze, hafif varyasyonlar, zengin içerikli ürünlerin yerini alır.&lt;br /&gt;Peeling her cilt tipine yapılabilir mi?&lt;br /&gt;Eğer söz konusu yumuşak etkili bir peeling ise evet… Çünkü bu sırada  cilt yüzeysel olarak yumuşak bir şekilde temizlenir. Kuru, kepekli  ciltlerde, peeling ürünlerindeki minik granüller bakım yapar, yağ  olumuşunu da önler. Normal ciltler ise ölü deri hücrelerini arındıran  ananas ve papaya gibi meyve enzimleri içeren peeling ürünlerini tercih  etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;span id="more-29361"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Parmaklarınızla peeling ürününü yüzünüze sürün. Alın, burun, yanak ve  çene bölgesine, dairesel hareketlerle (göz çevresine gelmeyecek  şekilde) uygulayın.&lt;br /&gt;Dudak kremlerini dudak bakım ürünlerinden ayıran nedir?&lt;br /&gt;Özel dudak kremleri, mimik ve azalan kolajen üretimi nedeniyle zaman  içinde ortaya çıkan ince kırışıklıkları önler. Aynı zamanda rujun  dudaklarda kalıcılığını artırır ve dağılmasını engeller. Bu tür kremler,  dudak kontürünün etrafına sürülür. Ardında da transparan ve hafif  parlak bir bakım filmi bırakır.&lt;br /&gt;İşte bu film tabakası dudakları olumsuz dış etkenlerden korurken aynı  zamanda bakımını da yapar ve kurumuş dudak cildini yeniler.  İçeriğindeki doğal balmumu ve yağlar, dudakları bir filtreyle zararlı UV  ışınlarına karşı korur.&lt;br /&gt;Serumlar hangi sorunlarda kullanılmalı?&lt;br /&gt;Özellikle ten yorgun ve gergin bir hal almışsa, bir serumdan  faydalanmanın zamanı gelmiş demektir. Normal cilt bakımına oranla onları  birkaç haftalık ekspres bakım kürleri olarak algılamak da mümkündür.&lt;br /&gt;Serumlar cilt temizlendikten sonra gece bakımı olarak ya da gündüz  kreminin altına kullanılabilir. Yağ ya da jel tekstürleri, ampul  formunda kullanıma hazırdır. Yüksek etkili dozlarıyla ciltlere fayda  sağlarlar. Örneğin, A vitamini bakımından zengin serumlar hücre  bölünmesini harekete geçirir ve cilde daha fazla tazelik sağlar.&lt;br /&gt;Maske ne sıklıkla kullanılmalı?&lt;br /&gt;Aslında bu tamamen kullanılan maskeye bağlı… Temizleme maskeleri sık  kullanımlarda yoğun bir şekilde kuruyabilir ve cildin hassaslaşmasına  neden olabilir. Bu yüzden problemli ve yağlı ciltlere haftada üç kez  maske uygulamak gerekir. Yumuşak krem maskelere ise her gün düzenli  olarak esir olabilirsiniz!&lt;br /&gt;Özellikle stresli dönemlerde cilt gerginllik ya da kaşıntıyla  reaksiyon verdiğinde bu maskeler kusursuz birer yatıştırıcı görevi  görür.&lt;br /&gt;Göz kremleri cilt tipine göre mi seçilmeli?&lt;br /&gt;Göz çevresindeki cilt diğer bölgelere göre çok daha “hassas”tır. Çünkü  bu bölgede çok az yağ bezi bulunur. Dolayısıyla normal yüz cildinden  üç-dört kat daha incedir.&lt;br /&gt;Mükemmel bir göz bakımında en önemli nokta, ürünü sadece göz  çevresinde kullanmak ve kremin gözün içine kaçmasına engel olmaktır.  Aksi halde konjonktif tabakaya zarar vermek olasılık dahilindedir. Eğer  tazelik etkisinden hoşlanıyorsanız, o zaman size tavsiyemiz göz jeli  kullanmanızdır. Bakım ve nemlendirme içinse krem-jel ürünler idealdir.&lt;br /&gt;Temizleme sonrası cildim kuruyor, neyi yanlış yapıyorum?&lt;br /&gt;Muhtemelen ya fazla sıcak su ya da yanlış temizleme ürünü kullanıyorsunuzdur!&lt;br /&gt;Taze ve temiz bir his bıraktıkları için yıkama jelleri kadınlar  tarafından daha çok tercih edilir. Normalden yağlıya yakın ciltler,  gerçekten de bu ürünlerle kendini iyi hisseder. Ancak kuru ve gergin  ciltlere jel değil, yağlanmayı önleyici cilt temizleme köpükleri tavsiye  edilir.&lt;br /&gt;Yoğun makyaj renklerini temizlemenin en kolay yolu ise klasik  temizleme sütlerinden geçer. Yağ, su ve emülgatör karışımları, her  türden yağ, kir ve pigmentleri çözer. Yeni cins polimer ve yüksek yağ  konsantrasyonu ise makyaj kalıntıları geride yapışkan bir his  bırakmayacak şekilde etkili bir temizlik sağlar. Hassas ciltler bile  böylelikle sorunsuz bir şekilde temizlenir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-9179569134072375509?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/9179569134072375509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/cildiniz-bu-bakm-maddelerine-ihtiyac.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/9179569134072375509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/9179569134072375509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/cildiniz-bu-bakm-maddelerine-ihtiyac.html' title='Cildiniz bu bakım maddelerine ihtiyaç duyuyor'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1182392916662355025</id><published>2010-12-12T16:12:00.002-08:00</published><updated>2010-12-12T16:12:52.652-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük için şifalı bitkiler ahmet maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağrılar için'/><title type='text'>öksürük için şifalı bitkiler ahmet maranki</title><content type='html'>Uzun süren öksürükler bir hastalık olmayıp,çeşitli hastalıkların  belirtisidir. Herhangi bir tıbbi hastalığa bağlı olmayan uzun süreli  öksürüklerde bazı bitkisel tedaviler uygulanabilir.&lt;br /&gt;Okaliptüs,nane, ıhlamur, zencefil, meyankökü hapları ve şurupları. c  vitamini, ıhlamur, zencefil, şahtere, hibiskus, meyankökü öksürük için  faydalıdır.&lt;br /&gt;Ihlamur, zencefil, meyankökü birlikte kaynatılırsa etkisi büyük  olur.Yulaf samanı çayı ile üzerlik tohumu da kronik bronşite ve öksürüğe  iyi gelir.&lt;br /&gt;Öksürük için pratik bitkisel formüller:&lt;br /&gt;* Malzemeler:&lt;br /&gt;2-3 parça parmak ucu kadar zencefil,&lt;br /&gt;iri bir tutam ıhlamur,&lt;br /&gt;1 çay kaşığı hibiskus,&lt;br /&gt;1 çay kaşığı şahtere otu&lt;br /&gt;Uygulanışı: Malzemeler 1 su bardağı kadar suda 3-4 dakika kaynatılır.2-3 dakika demlendirildikten sonra içilir.&lt;br /&gt;Şekeri fazla kullanmak doğru değildir. Çaya nöbetşekeri konulursa öksürüğü azaltır.&lt;br /&gt;* Günde 2-3 kere meyankökü çiğnemek de yararlıdır.&lt;br /&gt;* Zencefil, kekik ve alerjik kökenli olmayan öksürükte karabiber faydalıdır.&lt;br /&gt;* Kronik öksürük için 2 adet karaturp,kabak oyacağı ile 5-6 yerinden  oyulur.oyukların içine bal doldurulur ve sadece oyukların üstü turp  parçaları ile kapatılarak 24 saat bekletilir.Sonra içindeki sıvı şişeye  doldurulur ve günde 3 çorba kaşığı içilir. &lt;br /&gt;* Kuşburnu, ısırgan, zencefil, şahtere ve hibiskus çaylarını içmek de yararlıdır.&lt;br /&gt;* Ebegümeci kaynatılır,zeytinyağı ve limon katılarak bol bol yenirse göğsü yumuşatır.Öksürüğü hafifletir ve balgam söker.&lt;br /&gt;*Toz zencefil ile bal karıştırılarak yenilirse öksürüğe iyi gelir.&lt;br /&gt;Prof. Dr. Ahmet Maranki&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1182392916662355025?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1182392916662355025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/oksuruk-icin-sifal-bitkiler-ahmet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1182392916662355025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1182392916662355025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/oksuruk-icin-sifal-bitkiler-ahmet.html' title='öksürük için şifalı bitkiler ahmet maranki'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2638381241905564184</id><published>2010-12-12T16:12:00.000-08:00</published><updated>2010-12-12T16:12:09.030-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ender Saraç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zayıflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vucut yaglarını eriten zayıflama çayı'/><title type='text'>vucut yaglarını eriten zayıflama çayı</title><content type='html'>Sabah akşam için yağlardan kurtulun&lt;br /&gt;2 avokado yaprağı,&lt;br /&gt;bir tutam mısır püskülü,&lt;br /&gt;kiraz sapı,&lt;br /&gt;yarım tatlı kaşığı rezene tohumu,&lt;br /&gt;2-3 yaprak sinameki,&lt;br /&gt;4-5 adet saplarıyla birlikte maydanoz&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı&lt;/strong&gt; : Malzemeler bir bardak suya konularak  2-3 dakika kaynatılır. Çay demlendikten sonra süzülerek içine ince bir  dilim limon konur.&lt;br /&gt;Şekersiz olarak sabah ve akşam günde iki kez uygulanır. Ancak bitkisel çay ne çok aç, ne de çok tok içilmelidir.&lt;br /&gt;Dr.Ender SARAÇ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2638381241905564184?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2638381241905564184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/vucut-yaglarn-eriten-zayflama-cay.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2638381241905564184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2638381241905564184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/vucut-yaglarn-eriten-zayflama-cay.html' title='vucut yaglarını eriten zayıflama çayı'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5793038076485010884</id><published>2010-12-12T16:10:00.001-08:00</published><updated>2010-12-12T16:10:48.625-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sertleşme ereksiyon sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><title type='text'>Sertleşme ereksiyon sorunu</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Sertleşme ereksiyon sorunu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sertleşme(ereksiyon) sorunu basit olarak doktorların cinsel  performans için yeterli olan sertleşme seviyesini sağlayamama ve/veya bu  sertliği koruyamama durumu için kullandıkları klinik bir terimdir. Üç  ayı aşkın bir süre bir insanın cinsellikle ilgili arzu duyup ilişkiye  girmek için yeterince sertleşme elde edememesi durumuna sertleşme sorunu  adı verilir. Yani hayatının belirli bir döneminde tek bir kez başarısız  olan insanın hemen doktora koşması gerekmemektedir. Ancak bu durum altı  ay devam ederse doktora başvurmalıdır.&lt;br /&gt;Bazı erkekler sertleşme fonksiyonunun yaşlandıkça doğal olarak  azaldığına inanmaktadırlar. Ancak yaş kendi başına sertleşme sorunlarına  neden olmaz. Neden yaşın yanısıra diğer sağlık koşulları, ilaçlar ve  yaşam biçimi gibi normal kan akışını değiştiren konulardır. Bu sağlık  durumlarından bazıları erkekler yaşlandıkça daha sık olarak ortaya  çıkmaya başlar&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aşağıdaki durumları yaşayan her erkek sertleşme fonksiyonunda bir değişim meydana geldiğini anlayabilir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Cinsel birleşme için gerekli şekilde sertleşme sağlayamama&lt;br /&gt;- Sertlik halinin devam ettirilmesinde zorluk&lt;br /&gt;- Cinsel birleşme için yeterli olan ancak eskiye göre daha zayıf olan sertleşme&lt;br /&gt;- Sertleşebileceğinize ve sertliğinizi koruyabileceğinize olan güveninizin azalması&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sertleşme Sorunları Düşündüğünüzden Daha Yaygındır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dünya genelinde 152 milyon erkek tekrarlayan sertleşme sorunları  yaşamaktadır ve bu rakamın 2025 yılında 222 milyonu bulması  beklenmektedir. Sebep olarak da beslenme ve yaşam tarzındaki  değişikliklerden strese kadar birçok faktörün etkili olduğu  düşünülmektedir.&lt;br /&gt;40 yaşın üzerindeki erkeklerin yarısından fazlasında bu sorunun  olduğu tahmin edilmektedir. Ne yazık ki, bu hastaların sadece %2?lik  kısmında sorunlar doğru teşhis edilerek tedavi doğru yapılmaktadır.  %98?inde ise maalesef ya doğru teşhis ya da doğru tedavi eksikliği  doğmaktadır.&lt;br /&gt;Türkiyedeki çalışmalarımızda tespit ettiğimize göre 40 yaş üzerindeki  erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu oranı yüzde 70e kadar  çıkmaktadır, hafif, orta, ağır olarak&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hangi tıbbi koşullar Sertleşme Sorununa zemin hazırlar?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sertleşme Sorunu olan vakaların çoğunluğunun (%75) psikolojik değil  fiziksel kökenli olduğu artık bilinmektedir. Psikolojik kaynaklı  ereksiyon bozukluğu, başarı kaygısı ve iç çatışmaların olumsuz  görünümlerine bağlı iken fiziksel nedenler arasında anatomik, sinirsel  kaynaklı, endokrinolojik, ilaç bağlantılı ve damar sistemi kaynaklı  komplikasyonlar yer almaktadır. Damar sorunları, ereksiyon bozukluğunun  en sık rastlanan nedenidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sertleşme Sorunu&lt;/strong&gt;, yaşın ilerlemesinin yanı sıra  koroner arter hastalığı, yüksek kolesterol düzeyi, yüksek tansiyon ve  şeker hastalığı gibi bir dizi hastalığa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.  Şeker hastalığı durumunda, arterlerde ve penise kan taşıyan daha küçük  kan damarlarında meydana gelen değişmeler ve ereksiyon işlevinde yer  alan sinirlerin hasar görmesi erkeklerin %50 ila 70′ini ereksiyon  bozukluğuna yatkın hale getirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şeker Hastalığı&lt;/strong&gt; : Diyabet sertleşme sorunu için  yaygın bir risk faktörü olarak değerlendirilir ve diyabet hastası olan  bir çok erkekte sertleşme bozukluğu görülmektedir. Diyabetli erkeklerde  sertleşme sorunu normal erkeklere göre daha erken dönemlerde ortaya  çıkmaktadır. Ek olarak, diyabetli erkeklerde sertleşme sorunu görülme  olasılığı normal erkeklere göre üç kat daha fazladır. Diyabetli  hastalara tanı konulmasından 10 yıl sonrasında yarısında sertleşme  sorunu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yüksek Kan Basıncı&lt;/strong&gt; : Yüksek kan basıncı kan  damarlarınızın sertleşmesine ve daralmasına neden olabilir. Bu da kanın  penise akışını kısıtlar ve sertleşme sorununa neden olur. Ek olarak,  yüksek kan basıncını tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçlar sertleşme  sorununa neden olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kalp Hastalığı ve Yüksek Kolesterol&lt;/strong&gt; : Yüksek kan  basıncı gibi, kalp hastalığı ve yüksek kolesterol de kanın penisinize  akışını etkileyerek sertleşme sorununa neden olabilir. Sertleşme sorunu  bulunan erkeklerde eşlik eden hastalık bulunma prevalansı daha  yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Depresyon&lt;/strong&gt; : Stres, endişe ve başarısızlık korkusunun  yanında depresyon sertleşme sorununa neden olabilir. Fiziksel bir  nedenden dolayı sertleşme sorunu yaşayan erkekler kendilerini aynı  zamanda depresyonda, stresli ve endişeli hissedebilirler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Prostat Ameliyatı&lt;/strong&gt; : Prostat ameliyatı özellikle  prostat kanseri ameliyatı prostatın yanında bulunan sinirlere ve  damarlara zarar vererek, sertleşme sorununa neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Diğer Sağlık Durumları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sertleşme sorununa neden olabilecek diğer sağlık durumları şunlardır&lt;br /&gt;Böbrek hastalığı&lt;br /&gt;Kronik alkolizm&lt;br /&gt;Multipl skleroz &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlaçlar&lt;/strong&gt; : Diğer sağlık sorunlarınız için aldığınız  bazı ilaçlar yan etki olarak sertleşme sorununa neden olabilir. Bunlar  yüksek kan basıncı, kalp hastalığı, alerjiler, depresyon, endişe ve  ülser gibi hastalıkları tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçları  içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Alışkanlıklar ve Yaşam Biçimi&lt;/strong&gt; : Sertleşme  fonksiyonunun azalmasına neden olabilecek ya da sertleşme sorununa  katkıda bulunabilecek çok sayıda alışkanlık bulunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bunlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sigara İçme&lt;/strong&gt; : Sigara içmek damarlara zarar verir.  Sigara içmeniz halinde, bu sertleşmenizi ve sertliğinizi korumanızı  zorlaştıracak kan akışı sorunlarına neden olabilir. Sigara içiminin  sertleşme sorunu riskini yaklaşık iki kat artırdığı düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aşırı Alkol Alımı&lt;/strong&gt; : Aşırı derecede alkol almak sertleşme sorununa neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uyuşturucu ya da Doping İlaçları Kullanımı&lt;/strong&gt; : Esrar  ya da kokain gibi uyuşturucuların sertleşme fonksiyonu üzerinde olumsuz  etkileri bulunmaktadır. Bu durum anabolik steroidler için de geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beslenme Alışkanlıkları ve Kolesterol&lt;/strong&gt; : Yüksek  derecede yağlı gıdalar içeren bir beslenme, damarların tıkanmasına ve  sertleşme sorunlarının en temel nedenlerinden biri olan kan akımı  azalmasına neden olur. Yüksek kolesterol seviyeleri de sertleşme  fonksiyonunda azalma olması riskini arttırmaktadır.&lt;br /&gt;Ancak, tüm kolesterol tipleri kötü değildir. İyi kolesterolü  yükselterek (yüksek yoğunlukta lipo-protein yada HDL) ve kötü  kolesterolü azaltarak (düşük yoğunluklu lipo- protein, yada LDL)  sertleşme fonksiyonunuzda bir azalma meydana gelmesi riskini  düşürebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HDL’yi yükseltmek ve LDL’yi azaltmak için bazı püf noktaları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Yüksek lif içeren gıdalar tüketiniz.&lt;br /&gt;- Eğer yemeklerinizi yağda pişiriyor iseniz, zeytinyağı gibi doymamış  yağ oranı yüksek sıvı bitkisel yağlar kullanmayı tercih ediniz.&lt;br /&gt;- Düzenli olarak egzersiz yapınız.&lt;br /&gt;- İçiyorsanız, sigarayı bırakınız.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doktorunuz Yardım Edebilir&lt;/strong&gt; : Eğer sertleşmede sorun  yaşadığınızı düşünüyorsanız, bir doktora danışmanızı öneririz. Cinsel  sağlığınızı iyileştirmek ve sertleşme sorununuzu tedavi etmek kendinize  olan güveninizi yeniden kazanmanızı sağlar. Böylece pek çok erkek,  eşiyle özel yaşamını tekrar kurabilir ve cinsel duygularını yeniden  yaşayabilir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ancak unutulmaması gereken birkaç nokta var&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tedaviler doğrudan cinsel isteği artırmaz. Siz ve doktorunuzun tedavi  seçimi hemen ve her zaman sonuç vermeyebilir. Eğer beklediğiniz  sonuçları alamazsanız doktorunuzu arayınız. Onunla birlikte sizin için  en uygun tedaviyi ve dozunu belirleyebilirsiniz. Tedavi, ilişkinizin  temelinde yatan diğer sorunları çözmez. Eşiniz ve doktorunuzla iletişim  yollarını açık tutmanız, tedavinin etkisinin kalıcı olmasına yardımcı  olur.&lt;br /&gt;Unutmayın, sertleşme sorununuz olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuzla  konuşmak bu sorunun tedavisinde atacağınız en temel adımdır.&lt;br /&gt;Yeni Sertleşme Sorunu İlaçları Hakkında Bilgilenin Ağızdan ilaç  tedavisi sertleşme sağlayabilmeniz için, ağız yoluyla ilaç (haplar)  alınmasıdır. İlaç alımı güvenilir ve kolay bir tedavi yöntemidir. Ağız  yoluyla ilaç alımı, kanın penise akmasını kolaylaştırmak suretiyle etki  eder. İlacın etki edebilmesi için erkeğin cinsel olarak uyarılmış olması  gerekmektedir. Ağız yoluyla tedavinin bildirilen en yaygın yan etkileri  baş ağrısı, yüzde kızarıklık, hazımsızlık ve burun tıkanıklığıdır.&lt;br /&gt;İlaç tedavisi herkes için uygun değildir, bu yüzden bu seçeneğin  sizin için uygun olup olmadığı konusunda doktorunuza danışınız. Ağız  yoluyla alınan ilaçları kullanıp kullanamayacağınızı tıbbi geçmişiniz  hakkında bilgi sahibi olan doktorunuzla konuşun. Nitrat içeren ilaç  (göğüs ağrıları için nitrogliserin gibi) kullanıyor iseniz, oldukça  seyrek aralıklarla da alsanız sertleşme sorununa karşı herhangi bir ilaç  kullanmayınız. Başka herhangi bir ilaç almanın güvenliği konusunda  mutlaka doktorunuza danışınız.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Üretral Tabletler&lt;/strong&gt; : Üretral tabletler sertleşme sağlamanıza yardımcı olabilmek için penisinizin içine yerleştirilir.&lt;br /&gt;Üretral tabletler, penise kan akışına izin verilmesi ve birkaç dakika  içerisinde sertleşme sağlanması şeklinde çalışır. Birçok erkek için bu  tedavi güvenli ve etkin olarak değerlendirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Enjeksiyon Tedavisi&lt;/strong&gt; : Enjeksiyon tedavisinde,  sertleşme sağlamanıza yardımcı olacak ilaç ile dolu olan iğneler  kullanılır. Bu ilaç kanın penise akmasına yardımcı olarak kasları  gevşetir ve yaklaşık olarak 5 ile 10 dakika içerisinde sertleşme sağlar.&lt;br /&gt;Enjeksiyon tedavisi 30- 60 dakika arası süren sertleşme sağlayarak oldukça etkili olabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cihazlar&lt;/strong&gt; : Vakum cihazları penisinizin üzerine  geçirdiğiniz bir tüp (vakum etkisi yaparak sertleşmeye yardımcı olmak  için) ve penisinizin gövdesine taktığınız bir halkadan (sertleşmeyi  koruyabilmek için) oluşur. Vakumlama kanı penise çeker ve halka da kanı  “hapsederek” sertleşme sağlar.&lt;br /&gt;Vakum cihazları genellikle güvenli ve etkili cihazlardır, ancak tek  bir seferde 30 dakikadan daha uzun kullanılmaları tavsiye edilmez. Halka  çıkarıldığı zaman sertleşme gider.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cerrahi Yöntemler&lt;/strong&gt; : Bu tedavi, peniste sertleşmeyi  sağlayan dokuların yerine bir protez yerleştirilmesinden oluşur.  İmplantların başlıca iki tipi vardır: Bir, iki veya üç bileşenli  şişirilebilir (hidrolik) aygıtlar ve orta sertlikte yumuşak protezler.  Bu iki tip aletin uygulanması da, geri dönüşsüz bir ameliyat  gerektirdiğinden genellikle yalnızca diğer tedavi seçeneklerinin  başarısız olduğu hastalarda düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Psikoterapi&lt;/strong&gt; : Bir psikiyatrist, psikolog ya da  cinsel terapist ile sertleşme sağlayabilme ve sertliği koruyabilme  becerisini etkileyen cinsel ya da diğer sorunlarınızı konuşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bitkisel Tedavi&lt;/strong&gt; : Cinsel istek, cinsel zevk ve  performansı artırabileceği iddia edilen çok sayıda bitkisel ürün  üretilmiştir. Ancak bu ürünlerin güvenirliliği ya da etkinliği hakkında  genel kabul görmüş bir bilimsel kanıt bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hormon Yerine Koyma Tedavisi&lt;/strong&gt; : Azalan sertleşme  kalitesi, çok düşük olan testosteron seviyelerinden kaynaklanabilir (kan  testi ile testosteron seviyeniz ölçülebilir). Hormon tedavisi  testosteron seviyenizi yükseltebilir. Tedavi cilt üzerinden, düzenli  enjeksiyon ya da ağız yoluyla uygulanabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5793038076485010884?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5793038076485010884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sertlesme-ereksiyon-sorunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5793038076485010884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5793038076485010884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sertlesme-ereksiyon-sorunu.html' title='Sertleşme ereksiyon sorunu'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6699505465641472417</id><published>2010-12-12T16:07:00.001-08:00</published><updated>2010-12-12T16:07:02.023-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kürler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='havuç kürü faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='havuç kürü yapılışı'/><title type='text'>havuç kürü yapılışı faydaları</title><content type='html'>&lt;b&gt;Unutkanlığınız mı başladı &lt;/b&gt;? Onun taze sıkılmış havuç  suyunu kür olarak uyguladığınızda, unutkanlığınızın ortadan kalktığını  aynı zamanda algılama gücünüzdeki artışı gözlemleyebilirsiniz. Tüm  bunların yanında havuç kürü,&lt;br /&gt;-Cinsel gücü artırıcı&lt;br /&gt;-Erken bunama (demans)&lt;br /&gt;-Alzheimer&lt;br /&gt;-Kalp krizi&lt;br /&gt;-Deri ve akciğer kanseri&lt;br /&gt;-Kronik baş ağrısına karşı da önleyicidir.&lt;br /&gt;Unutmayınız ki, sonradan kazanılmış hiçbir hastalık çaresiz değildir.  Sonradan kazanılmış olan hastalıkların hemen hemen tamamı önlenebilir.  Önlemek ve korunmak insanın kendi elindedir.&lt;br /&gt;Tavşanlar çok hızlı çoğalan hayvanlardır. Bu hayvanların çok hızlı  çoğalmalarının arkasındaki etken kendisiyle özdeşleşen bitkidir ve bu da  havuçtur. Havuç seks hormonlarını aktive eden bir sebzedir. Tavşanın  havucu severek tükettiğini hemen herkes bilir. Ancak, havucun cinsel  arzuyu tetikleyen özelliğinin olabileceğini düşünmek kimsenin aklına  gelmezdi.&lt;br /&gt;Son birkaç yıldan bu yana yapılan araştırmalar havucun hem düşünme  gücünü artırdığını hem de iktidarsızlığa karşı  önleyici güç olduğunu  ortaya koymaya başlamıştır. Havuç, cinsel dürtüyü de artırma özelliğine  sahiptir. &lt;br /&gt;Havuç kürünü aşağıda önerdiğim şekilde uygularsanız, cinsel  gücünüzdeki artışı kısa zamanda fark edersiniz.  Aynı zamanda  unutkanlığa karşı muhteşem bir silah oluşturmaktadır. Unutkanlık  şikâyetiniz var ise, taze sıkılmış havuç suyu kürü bu anlamda çok iyi  bir yardımcıdır.&lt;br /&gt;Havucun içerdiği falcarinol etkin maddesinin iki önemli etkisi  vardır. Tıp dili ile söylemek gerekirse, falcarinol maddesi  anti-neoplastik özelliği olan etkin bir maddedir. Bu bakımdan havuç  kansere karşı önleyicidir. İkincisi ise bu etkin maddenin antitümör etki  göstermesidir. &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Havuç Kürünü uygulamak gerekir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;havucun bu özelliğinden istifade edebilmeniz için havuç kürünü yapmak  gerekir. Yemeklerinizde veya salatanızda tercihli olarak kullanacağınız  havuç bir beslenme şeklidir. Eğer onun tedavi veya önleyici gücünden  faydalanmak istiyorsanız, mutlaka kürünü uygulamanız gerekir. Havuç,  özellikle deri ve akciğer kanserine karşı mükemmel bir önleyicidir.  Prostat, pankreas veya meme kanserine karşı bu önleyici gücü yok denecek  azdır. Bir bitkinin kansere karşı önleyici gücünden bahsediliyor ise,  mutlaka hangi kanser türüne karşı etkili olduğu sorulmalı ve  öğrenilmelidir.  &lt;br /&gt;Havucun  en çok neye yaradığını kime sorarsanız sorun, hemen gözlere  iyi geldiği cevabını alırsınız. Havuç bol miktarda A vitamini  içerdiğinden dolayı gözler için faydalıdır. Ancak burada bilmemiz  gereken nokta A vitamininin yağda çözünen bir vitamin olmasıdır. Havuç  suyunu doğrudan içtiğimiz taktirde içerdiği A vitamininden tam anlamıyla  istifade edemeyiz.&lt;br /&gt;İçerdiği A vitaminini büyük bir oranda vücudumuza kazandırmak  istiyorsak, bu taktirde bir bardak havuç suyunun içerisine iki-üç damla  sıvı yağ damlatmamız gerekir. Damlatılan bu sıvı yağ havucun içerdiği A  vitamininin çok daha büyük oranda vücudumuz tarafından emilmesini  sağlayacaktır. Avrupa’nın bazı şehirlerinde  taze meyve suyu satan  dükkânlarda havuç suyu sipariş ettiğiniz zaman, “birkaç damla sıvı yağ  damlatalım mı?” diye sorarlar.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;havuç suyu Taze olarak tüketilmeli&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Üç ay boyunca her gün, akşam yemeğinden iki saat sonra taze sıkılmış  bir bardak havuç suyu içilir. Üç ay tamamlandıktan sonra haftada en  fazla 2-3 defa yine akşam yemeklerinden iki saat sonra bir bardak havuç  suyu içmeyi alışkanlık haline getirmek gerekir. Havuç suyunu içtikten  sonra üzerine başka bir şey tüketmemeye özen gösterilmelidir. Her gün  akşam taze olarak hazırlanması ve fazla bekletilmeden tüketilmesi  gerekir.&lt;br /&gt;Bu uygulama aynı zamanda akciğer, deri kanserine ve de kalp krizine  karşı da bir önleyicidir. Günün kürü ile havucun  bütün özelliklerinden  istifade ediyorsunuz demektir. Piyasada satılan hazır havuç suları bu  amaç için kullanıldığı taktirde başarı oranı yüzde 70 oranında  azalabilmektedir. Bu nedenle havuç suyunu kendiniz mutfağınızda taze  olarak hazırlarsanız çok daha başarılı sonuç alırsınız. &lt;br /&gt;&lt;b&gt;BİLİYOR MUYDUNUZ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Havuç kürü, insan vücudunda bulunan OGG1 (8-OxoGuanine DNA  Glycosylase) enzimini aktive etme özelliğine sahiptir. OGG1 enziminin  aktivitesinin düşüklüğü, akciğer kanserinin oluşumunda oldukça  etkilidir. Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1 enziminin  aktivitesinin düşük olduğu gözlenmiştir. Yapılan klinik deneyler OGG1  enziminin aktivitesinin düşük olması durumunda, akciğer kanserine  yakalanma riskinin on misli artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Taze  sıkılmış havuç suyu kürü, OGG1 enziminin aktivitesini yükselterek, bu  kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik göstermektedir. Bu  özellik aynı zamanda keçiboynuzu (harnup) küründe de bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Mide yanmasına karşı etkili&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Havuçta bulunan alpha-phellandrene, cinnamic acid maddeleri güçlü bir  laxative özelliğe sahip olduğundan, bağırsak sisteminin sağlıklı  çalışmasında oldukça etkilidir. Taze sıkılmış havuç suyu bununla da  kalmayıp, bağırsaklarda oluşan ve bağırsak kanserine yol açabilen  nitrozamini, nötralize edebilen zararsız hale dönüştüren  (antinitrosaminic) etkin maddelere sahiptir. Havuç suyunun önemli bir  özelliği yemek borusu ve mide yanmasına karşı olan gücüdür.  Eğer  mevsiminden dolayı veya herhangi bir nedenle havuç bulunamıyorsa, sadece  ve sadece iki yudum olarak içilecek olan soğuk sütün, yemek borusu ve  mide yanmasına karşı nasıl etkili olduğunu içtikten 3-4 dakika sonra  hissedeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Not&lt;/b&gt; : Şeker hastalarının havuç kürüne karşı dikkatli olmaları gerekir. Hekimlerine danışmadan kullanmamalıdırlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6699505465641472417?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6699505465641472417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/havuc-kuru-yapls-faydalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6699505465641472417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6699505465641472417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/havuc-kuru-yapls-faydalar.html' title='havuç kürü yapılışı faydaları'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-756273826758314503</id><published>2010-12-11T08:47:00.001-08:00</published><updated>2010-12-11T08:47:59.610-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='migren baş agrısından kurtulmak için Ne yapılmalı'/><title type='text'>migren baş agrısından kurtulmak için Ne yapılmalı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;İBRAHİM SARAÇOĞLU&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Baş ağrısı ve migren sıkıntısı çekenler için , Dr İbrahim Saraçoğlunun Önerileri ;&lt;br /&gt;* Akşamları geç saatte yenilen tatlı sabah baş ağrısı yapacağından erken saatte yenilemelidir.&lt;br /&gt;* Adet dönemlerinde baş ağrısı çeken kadınlar için bol tarçınlı tatlı yenilmesi uygundur.&lt;br /&gt;Elektrikli sinek kovucular da baş ağrısı için serbep teşkil eder.&lt;br /&gt;1/2 su bardağı suyun içine 1 adet limonun suyunun sıkılıp içilmesi baş ağrısını keser.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;MİGREN AĞRILARI &lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;* Düz yapraklı arslanpençesi migren ağrısı için çok iyidir. Arslan pençesi 12 dak kaynatılarak içilir.&lt;br /&gt;* Günde 3 defa iilecek biberiye çayı migrene iyi gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-756273826758314503?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/756273826758314503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/migren-bas-agrsndan-kurtulmak-icin-ne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/756273826758314503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/756273826758314503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/migren-bas-agrsndan-kurtulmak-icin-ne.html' title='migren baş agrısından kurtulmak için Ne yapılmalı'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1010515901425586477</id><published>2010-12-11T08:46:00.003-08:00</published><updated>2010-12-11T08:46:57.039-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Astım Belirtileri Nelerdir'/><title type='text'>Astım Belirtileri Nelerdir</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Astım Belirtileri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;nefes darlığı, hava açlığı, öksürük, balgam çıkarma, göğüste tıkanma  hissi gibi belirtilerle seyreden astım, bahar aylarında polenlerin  yayılmasıyla tetiklenebiliyor. Polen alerjisi olan astım hastalarının  şikayetleri, alerjik oldukları polenlerin yayıldığı haftalar ve aylar  boyunca artabiliyor. Alerjik astımın temel özelliği, hastanın duyarlı  olduğu bir ya da daha fazla alerjinin (ev akarları, evcil hayvanlar,  polenler, küfler gibi) olması. Bu duyarlılık, alerjik deri testleri ya  da kanda IgE ölçümü ile gösterilebiliyor. Alerjik astım, genellikle, ilk  belirtilerini çocukluk döneminde veriyor. Hastada veya ailesinde;  alerjik nezle, egzama, ilaç alerjisi, besin alerjisi ve diğer alerjik  hastalıklara çok sık rastlanıyor. Alerjik astım, ilaç ve aşı tedavisine  çok iyi cevap veriyor. Bu hastaların tedavilerinde kullanılan ilaçların,  bahar aylarında yeniden düzenlenmesi gerekebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1010515901425586477?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1010515901425586477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/astm-belirtileri-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1010515901425586477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1010515901425586477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/astm-belirtileri-nelerdir.html' title='Astım Belirtileri Nelerdir'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-4491412566525586930</id><published>2010-12-11T08:46:00.001-08:00</published><updated>2010-12-11T08:46:34.240-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Astım Nedir?'/><title type='text'>Astım Nedir?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Astım Nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Astım, akciğerlerimizin içindeki hava yollarının, yani  bronşlarımızın, çeşitli uyaranların etkisiyle yaygın olarak daralmasıyla  ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Astımın ortaya çıkmasında hem  kalıtsal hem de çevresel faktörlerin rolü vardır. Astımın pek çok türü  var; ancak temel olarak iki önemli çeşidi biliniyor; alerjik astım ve  alerjik olmayan astım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-4491412566525586930?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/4491412566525586930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/astm-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4491412566525586930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4491412566525586930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/astm-nedir.html' title='Astım Nedir?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8227784302844760005</id><published>2010-12-09T17:54:00.001-08:00</published><updated>2010-12-09T17:54:25.787-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağrı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağrılara'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağrıları kesme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağrılar için'/><title type='text'>ağrı, ağrıları kesme, ağrılar için, ağrılara</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ağrı, ağrıları kesme, ağrılar için, ağrılara tedavi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vücudun her dokusunda bulunan sinir uçları, çeşitli uyaranların  etkisiyle harekete geçer ve uyarılar merkezi sinir sistemine iletilir.  Böylece organizmanın koruyucu mekanizması çalışmaya başlar. Hasta olan  bölümünün merkezi sinir sistemine gönderdiği sinyaller ile sinir  sistemini harekete geçirmesi çeşitli ağrılara neden olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Belirtisi&lt;/strong&gt; : Ağrılar bir çok hastalığın habercisidir.  Vücutta, batıcı, fiziksel zorlanma, hareket zorlukları, sıkıştırıcı,  delici, bastırıcı biçimde belirirler. Gece gündüz, mevsimlik, zamanlı  zamansız ortaya çıkan bu ağrılar vücudun her tarafında oluşabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavisi&lt;/strong&gt; : Hastalığın gerçek sebebini öğrenmek ve  tedavi için sağlık kuruluşlarına ve doktorlara gidilmelidir.  Herhangi  bir sebep yoksa ve şikayetler devam ediyorsa, destek ve alternatif  oalrak aşağıdaki bitkisel tariflerden biri veya birkaçı kullanılabilir.&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;Papatya, yaban mersini, söğüt yaprağı, huş ağacı, çınar yaprağı, lavanta  çiçeği, kekik, mürver, biberiye, haşhaş, kenevir, ebegümeci, adamotu,  civanperçemi, mentollü nane, karabaş otu. Otlar ayrı ayrı yada tamamı  kaynatılarak ıhlamur gibi taze olarak içilir.&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;100 gr çörekotu&lt;br /&gt;100 gr zencefil&lt;br /&gt;50 gr kebabiye&lt;br /&gt;50 gr karanfil&lt;br /&gt;2 kg bala karıştırılıp 3 öğün aç karnına 1′er yemek kaşığı sade veya süte, meyve suyuna karıştırılıp içilir.&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;25 gr kına kına&lt;br /&gt;25 gr karanfil&lt;br /&gt;50 gr kavrularak dövülmüş keten tohumu&lt;br /&gt;50 gr çam fıstığı&lt;br /&gt;1 kg bala karıştırıldıktan sonra yenir.&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;50 gr mürsavi&lt;br /&gt;50 gr hatmi çiçeği&lt;br /&gt;50 gr papatya&lt;br /&gt;50 gr söğüt kabuğu veya yaprağı&lt;br /&gt;50 gr kekik&lt;br /&gt;5 lt suya koyulup iyice kaynatılır. Ilık olarak ağrıyan kısıma havlu ile  pansuman yapılır. Ağrıyan kısım sıcak havlu ile sarılır.&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;200 gr kuyruk yağı&lt;br /&gt;100 gr hardal tohumu&lt;br /&gt;100 gr sarımsak&lt;br /&gt;100 gr acı kavun suyu&lt;br /&gt;100 gr karabiber yağı&lt;br /&gt;100 gr çörek otu yağı&lt;br /&gt;50 gr kafuru&lt;br /&gt;tamamı karıştırılıp melhem yapılır. 2 adet havlu kaynar suya batırılıp  yakmayacak sıcaklıkta ağrıyan kısıma 10 dakika kompres yapılır.  Kurulandıktan sonra, ağrıyan kısma sürülür.&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;Altın ot&lt;br /&gt;Sinirli yaprak&lt;br /&gt;Kırk kilit otu&lt;br /&gt;Aynı miktarda kaynatılıp lapa haline getirilir. Şiş olan, apseli ağrıyan kısma sarılır.&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;Adamotu&lt;br /&gt;Adasoğanı&lt;br /&gt;Dul avrat otu&lt;br /&gt;eşit miktarlarda ezilip lapası yapılır. Ağrıyan yerlere sürülür&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8227784302844760005?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8227784302844760005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/agr-agrlar-kesme-agrlar-icin-agrlara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8227784302844760005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8227784302844760005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/agr-agrlar-kesme-agrlar-icin-agrlara.html' title='ağrı, ağrıları kesme, ağrılar için, ağrılara'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7670039840554681141</id><published>2010-12-07T17:56:00.003-08:00</published><updated>2010-12-07T17:56:46.552-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet maranki selülit'/><title type='text'>ahmet maranki selülit</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Prof. Dr. Ahmet Maranki Selülit giderici masaj yağı önerdi&lt;/strong&gt;. &lt;br /&gt;Ahmet Maranki bu yağ karışımı ile selülitli bölgeler 7 gün masaj yapıldığında selülitleri giderdiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Selülit için masaj yağı&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;• Biberiye yağı&lt;br /&gt;• Kekik yağı&lt;br /&gt;• badem yağı&lt;br /&gt;• buğday yağı&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uygulama&lt;/strong&gt;: Eşit miktarda Biberiye ve kekik yağını ve  bu yağların yakıcı etkisini hafifletmek için az miktarda buğday ve badem  yağını karıştırdıktan sonra Akşam yatmadan önce selülitli bölgelere  aşağıdan yukarı doğru masaj yapın ve streç filmle sarın. Sabah  kalktığınızda açın.&lt;br /&gt;Bu uygulamayı en az 7 gün yapın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7670039840554681141?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7670039840554681141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-maranki-selulit.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7670039840554681141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7670039840554681141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ahmet-maranki-selulit.html' title='ahmet maranki selülit'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7349154235114959425</id><published>2010-12-07T17:56:00.001-08:00</published><updated>2010-12-07T17:56:24.385-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mafsal eklem ağrıları için bitkisel çözüm'/><title type='text'>mafsal eklem ağrıları için bitkisel çözüm</title><content type='html'>&lt;strong&gt;mafsal eklem ağrıları için bitkisel çözüm&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Maranki Boyun, eklem yerleri ve beli ağrıyanlar için şifalı yağlardan oluşan karışımı önermektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Boyun ağrıları, bel ağrıları, eklem ağrıları için önerdiği yağlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;-Hardal yağı&lt;br /&gt;-Biberiye yağı&lt;br /&gt;-Kekik yağı&lt;br /&gt;-Zeytin yağı&lt;br /&gt;-Badem yağı&lt;br /&gt;-&lt;strong&gt;Ceviz yağı Hazırlanışı ve uygulanışı&lt;/strong&gt;; Eşit miktarlarda  bir kapta karıştırarak ağrıyan yerlerinize sürün. Streç filmle sarın.  ve sabaha kadar sarılı durmasını sağlayın yada sabah sarın akşama kadar  bekletinki iyice yumuşasın, ve ağrılarınız azalsın. Ağrılar geçene kadar  bu işlemi devam edin.&lt;br /&gt;Uyarı: Hardal, biberiye ve kekik yağları yakıcı yağlardır.  zeytinyağı, badem ve ceviz yağı gibi yumuşatıcı yağlar ile  karıştırılmadan sürüldüğünde cildinizi yakar, zarar verir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7349154235114959425?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7349154235114959425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/mafsal-eklem-agrlar-icin-bitkisel-cozum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7349154235114959425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7349154235114959425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/mafsal-eklem-agrlar-icin-bitkisel-cozum.html' title='mafsal eklem ağrıları için bitkisel çözüm'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5840981291634127850</id><published>2010-12-07T09:17:00.001-08:00</published><updated>2010-12-07T09:17:01.957-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çakşır otunun faydaları'/><title type='text'>çakşır otunun faydaları</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Doğu, Orta, Güney, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz’de yoğun olarak  yetişir.Cinsel gücü ve isteği arttırıcı, etkili bir afrodizyaktır. Aynı  zamanda sperm sayısını ve hareketliliğini de arttırıcı etkilere  sahiptir. Kasları kuvvetlendirir ve kas ağrılarını gidermeye yardımcı  olur. Sinirleri rahatlatır. Astım ve bronşitte faydalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5840981291634127850?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5840981291634127850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/caksr-otunun-faydalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5840981291634127850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5840981291634127850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/caksr-otunun-faydalar.html' title='çakşır otunun faydaları'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8955742918594845739</id><published>2010-12-07T09:16:00.000-08:00</published><updated>2010-12-07T09:16:04.582-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elma sirkesi zayıflama'/><title type='text'>elma sirkesi zayıflama</title><content type='html'>elma sirkesi zayıflatır mı, elma sirkesinin faydaları, elma sirkesi  nedir, elma sirkesinin zayıflamaya etkileri nelerdir, diyet yaparken  elma sirkesi, diyet ve elma sirkesi, elma sirkesi nasıl zayıflatır, elma  sirkesinin faydaları, elma ve sirkesi&lt;br /&gt;elma sirkesi aç karnına, elma sirkesi bal karışımı, elma sirkesi  diyeti, elma sirkesi güzellik, elma sirkesi ılık su, elma sirkesi ve  limon suyu, ayda kaç kilo verdirir, elma sirkesi ile kilo verme, elma  sirkesi ile cilt bakımı, elma sirkesi ile zayıflamak, elma sirkesi ile  zayıflama, elma sirkesiyle zayıflama, ibrahim saraçoğlu zayıflama &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;elma sirkesi zayıflama formülü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elma sirkesi&lt;/strong&gt;, zayıflamayı hızlandırırken birçok  hastalığa da çare oluyor. Cilt lekelerinin ve kolesterolün azalması için  elma sirkesi birebir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En sağlıklısı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Elma, meyveler arasında en sağlıklı olanlarından biridir. Hatta  atalarımızın söylediği gibi; Günde bir elma, doktoru evden uzak tutar!  İçerdiği vitaminler ve potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi mineraller  sayesinde, hastalıklara karşı daha dirençli olmamızı sağlar. Elmanın bu  özelliklerini bütünüyle içeren ‘elma sirkesi’ ise güçlü bir detokstur,  ayrıca hastalıkları iyileştirmeye de yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kemiklere destek&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesi; besinlerin verimli kullanılmasına, metabolizmanın sağlıklı  işlemesine ve vücudun asit alkali dengesinin korunmasına yardımcı olur.  Ayrıca kalsiyumun vücutta daha verimli kullanılmasını sağlar. Yani, bir  yandan kemiklerin yeniden gerekli kalsiyumu almasını desteklerken,  diğer yandan da eklemlerdeki kalsiyum birikimini elemine eder.&lt;br /&gt;Elma sirkesini uzun süre kullandığınızda, kemik ve eklemlerinizdeki  sertlik ve sıkıntılar kısa sürede biter. Yapılan son araştırmalara göre  elma sirkesi; sodyumun vücudunuz üzerindeki etkisini azaltıp, yüksek  tansiyonun oluşmasına da engel oluyor. Neredeyse ülkemizde her iki  kişiden birinin sorunu olan kolesterol ise yine bu sirke sayesinde  sağlıklı bir şekilde düşürülebiliyor. Zira söz konusu sıvının içerdiği  doğal asitler ve enzimler kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kilo verdiriyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlayarak besinler içerisindeki  kalorileri kısa sürede yakmanızı sağlayan elma sirkesi, kilo vermeye de  yardımcı oluyor. Bu durumu fark eden ilaç firmaları ise elma sirkesi  içeren zayıflama haplarını piyasaya sürdü. Ülkemizde de satılan bu  haplar sabahları aç karnına tüketildiğinde vücut metabolizmanızın daha  düzenli bir şekilde çalışmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;Sağlığımız üzerinde birçok olumlu etkiye sahip olan elma sirkesinin  yumuşak ve lekesiz bir cilde, ince bir vücuda ya da parlak saçlara sahip  olmamızda da önemli katkıları var.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;elma sirkesinin özellikleri ve insan vucudundaki yararları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elma sirkesinin&lt;/strong&gt; vücut sağlığına sayısız faydası  bulunmaktadır. Elma sirkesi, migren, yorgunluk, el ayak şişmesi gibi  rahatsızlıklara çare olurken zayıflamaya da yardımcı oluyor. İşte  mucizevi elma sirkesinin faydaları.Yıllardır yararları pek çok kişi  tarafından bilenen Elma Sirkesi’nin son mucizesi ise zayıflatma  özelliğinin bulunması. Elma Sirkesi düzenli kullanıldığında sindirime  yardımcı olarak, kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Sabahları kahvaltıda,  içine 1-2 kaşık elma sirkesi ve 1 kaşık bal karıştırılmış bir bardak su,  uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında düzenli kilo kaybetmenizi  sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Antiseptik&lt;/strong&gt; : Meyve ve sebzelerin elma sirkesi  katılmış su ile yıkanması onların mikroplardan arınmasını sağlar. Ayrıca  Bakteri ve mikropların barınmaması için mutfak ve banyolarınızda elma  sirkeli su kullanmanız önerilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Boğaz ağrısı&lt;/strong&gt; : Anjin ve streptokok dahil olmak üzere  tüm boğaz ağrılarında, 1 bardak suya katılan 1 kahve kaşığı elma  sirkesi ile her saat başı yapılacak gargara rahatlatıcı bir çözüm  olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Migren&lt;/strong&gt; : Bir tasın içerisine eşit miktarda su ve  elma sirkesi koyup kaynatın. Daha sonra altını kısarak yüzünüzü buhara  tuttun. Bu şekilde 3 dakika kadar soluk almanız migren ağrılarının yok  olmasını sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ayaklar&lt;/strong&gt; : Ayaklarınız için bir leğene ayak  bileklerinize kadar ılık su doldurun ve içine yarım şişe elma sirkesi  ilave edin. Sabah ve akşam, en az 5 dakika, ayaklarınızı bu su içinde  dinlendirin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yorgunluk ve uykusuzluk&lt;/strong&gt; : 1 litre suya 3 yemek  kaşığı elma sirkesi ve bir fincan bal ilave edin. Her gece yatmadan önce  2 yemek kaşığı içeceğiniz bu karışımla uykusuzluğunuzun ve  yorgunluğunuzun kaybolduğunu göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kaşıntılar&lt;/strong&gt; : Böcek ısırmalarına ve kurdeşene bağlı  kaşıntılarda, arı sokmalarında ve cilt çatlaklarında sürülecek elma  sirkesi rahatsızlığı ve acıyı giderecektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mide bulantısı&lt;/strong&gt; : Mide bulantısının ve kusmanın önüne  geçmenin yolu; ılık elma sirkesine bir bezi batırıp sonra sıkmak ve bu  bezi midemizin üstüne yerleştirmektir. Bez soğudukça ılık bir bez ile  işlem yeniden yapılmalı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sivilceler&lt;/strong&gt; : Sağlıklı bir cilt için banyo suyunuza  biraz elma sirkesi ilave edin. Cildinizin yumuşadığını ve parladığını  fark edeceksiniz. Sivilceler için, su ile seyreltilmiş elma sirkesiyle  yüzünüzü silin ve durulayın. Elma sirkesi akneye neden olan mikropları  öldürür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Varisler&lt;/strong&gt; : Varislerin yol açtığı ağrıdan  şikayetçiyseniz, sirkeli bir bezi, bacaklarınıza sarın ve 30 dakika  bekletin. Otuz dakikalık süreyi bacaklarınızı yukarı kaldırarak geçirin.  Bu işlemi sabah ve akşam tekrarlayın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nasırlar&lt;/strong&gt; : En bilinen yollardan biri bayat ekmeği  elma sirkesine batırıp nasırlı bölgenin üzerine koymak ve gece boyunca  orada muhafaza etmektir. Sabah kalktığınızda nasırın veya sertliğin  kaybolmuş olduğunu göreceksiniz. Bir başka yol ise ılık suyun içine  yarım bardak sirke koyup, yarım saat süre ile nasırlı bölgeyi bu suda  bekletmek ve daha sonra bir havlu ile kurulayıp ponza taşı ile bölgeyi  ovuşturmaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8955742918594845739?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8955742918594845739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/elma-sirkesi-zayflama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8955742918594845739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8955742918594845739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/elma-sirkesi-zayflama.html' title='elma sirkesi zayıflama'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-3885242342482873471</id><published>2010-12-07T09:15:00.001-08:00</published><updated>2010-12-07T09:15:27.240-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağrılı cinsel ilişkinin sebepleri'/><title type='text'>ağrılı cinsel ilişkinin sebepleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ağrılı cinsel ilişkinin sebepleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Disparoni cinsel ilişki sırasında kadının rahatsız edici tarzda  vagina girişinde veya derin ilişkide ağrı hissetmesi durumudur. Cinsel  ilşkide ağrı yakınması bir çok kadında bulunmaktadır ve bu durum önemli  bir gerilime ve eşiyle ilişkisinde güçlüklere yol açar. Ağrı genellikle  vajina ya da kasık bölgesinde gelişmektedir.&lt;br /&gt;Disparoniden yakınan kadınlar, acının verdiği korkuyla cinsel ilişkiye girmekten kaçınmaktadırlar.&lt;br /&gt;Hatta ağrının çok şiddetli olması, vajinal kasların, ilişkiye  girilmesine engel olacak kadar sıkı kasılmasına bile yol açabilmektedir.&lt;br /&gt;İlk ilişkiden itibaren bu yakınması olanların yanı sıra yıllar sonra cinsel ilişkisi ağrılı olmaya başlayan kadınlar da vardır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ağrılı cinsel ilişki ne şekilde görülmektedir&lt;/strong&gt;?&lt;br /&gt;Cinsel ilişki sırasında ağrının oluştuğu yer önemlidir. “Ağrı penisin  vajinaya girişi sırasında vajina girişinde mi oluyor?. Yada vajinaya  tam olarak girdikten sonra alt kasık bölgesi veya karında mı oluyor ?”  Eğer ağrı girişte oluyor ise yüzeyel disparoni , daha sonra kasıkta  oluyor ise derin disparoni olarak adlandırılmaktadır.Bu iki ağrı  çeşidinin ayrılması tanı ve tedavide yardımcıdır. Yüzeyel disparoniye  (yüzeyel ilişkide ağrı) vajina veya vulvanın enfeksiyonları, vajina  girişinin darlığı,yırtılmamış kızlık zarı (hymen), vajinanın  kayganlığını sağlayan vajina sekresyonunun az olması gibi durumlar neden  olurken; derin disparoniye (derin ilişkide ağrı) genellikle rahim,  yumurtalık, tüpler veya alt karın bölgesi ile ilişkili hastalıklar ve  enfeksiyonlar neden olabilmektedir ve bu durumda ileri bir pelvik  patoloji veya prolabe over sendromu düşünülmektedir.&lt;br /&gt;Cinsel ilişkide ağrı eğer 2 haftadan daha uzun süre devam etmişse,  çoğunlukla kısır döngü halini almıştır. Ağrının gerçek nedeni hala devam  ediyor veya ortadan kalkmış olabilir. Ancak kadının vajinası ağrı  korkusu nedeniyle kuru ve dardır. Bu tip vakalar bazen vajinismusta  görülebilir ve vaginismus ile karışabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cinsel ilişkide ağrı olmasının sebepleri nelerdir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Aksi kanıtlanıncaya kadar ağrılı cinsel ilişki fíziksel bir sorun  olarak ele alınmalıdır, psikolojik olarak değerlendirilmemelidir. Çoğu  kez fiziksel bir sorun vardır veya disparoni fiziksel bir sorunla  birlikte başlamıştır. Normal cinsel ilişkide, cinsel uyarım vajina  genişlemesine ve ıslanmasına, bu da daha fazla heyecan ve zevk  duyulmasına yol açar. Her hangi bir nedenle ağrı ortaya çıkarsa, kadının  coşkusu ve zevk alması önlenir, vajinal genişleme olmaz ve sonuç olarak  vajinal kuruluk ortaya çıkar Bu durumda penis hareketleri daha da  ağrılı olur. Cinsel ilişki, zevk verecek yerde ağrı uyandıran bir kısır  döngüye dönüşür.Disparoninin sıklıkla saptanan &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;sebepleri&lt;/strong&gt;;&lt;br /&gt;Vajinal bölgede ya da rahimde gelişen enfeksiyonlar ,genital siğiller &lt;br /&gt;Vajinada, rahimde veya yumurtalıkta gelişen kitle ve tümörler &lt;br /&gt;Vajinada yabancı cisimlere karşı oluşan alerjiler&lt;br /&gt;Rahim ağzı enfeksiyonları ,servisitler &lt;br /&gt;Endometriyozis ve buna bağlı batın içindeki organlardaki yapışıklıklar ,çikolata kistleri &lt;br /&gt;Yeterince hazır olunmadan ilişkiye girme ve buna bağlı vajinada oluşan tahriş &lt;br /&gt;Menopoz döneminde vajinada oluşan kuruluk ,östrojen eksikliği&lt;br /&gt;Mesane ve rahimde sarkma ,bağlarda gevşeme &lt;br /&gt;Kızlık zarıyla ilgili sorunlar,kızlık zarının kalın olması yada tam yırtılmaması,hazne girişinde darlık ,haznede darlık &lt;br /&gt;Ender olarak görülse de doğumsal vajina kusurları &lt;br /&gt;Genital organlara daha önce yapılmış ameliyatlar&lt;br /&gt;Kanser ameliyatları ,kanser tedavisi görmüş hastalar&lt;br /&gt;Psikolojik sorunlar ,vaginizmus&lt;br /&gt;Çocukluk veya genç yaşta yaşanmış olumsuz cinsel olaylardır. (cinsel taciz, tecavüz ,enses)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Disparoni (ağrılı cinsel ilişki) şikayeti olan hastalar ne yapmalıdır&lt;/strong&gt;?&lt;br /&gt;İlk yapılması gereken bir jinekoloğa başvurup detaylı bir muayene  olmaktır.Vagina girişinde darlık (haznede darlık – dar hazne) ,kızlık  zarının kalın olup olmadığı veya başka bir anomali varlığı  incelenmelidir. Çünkü ağrılı cinsel ilişkinin çoğunlukla sebebi kadın  genital organlarında olan fiziksel bozukluklar ,hastalıklardır. Muayene  ve anamnezin detaylı yapılması çok önemlidir, çünkü nadiren sorun başka  bir yerde ve hatta üreme organları dışındaki diğer bölgelerde de  olabilmektedir. Disparoni, kronik pelvik ağrının özel bir şekli olduğu  için hastalar kronik pelvik ağrı açısından değerlendirilmelidirler.  Kadın hastalıkları dışında kronik pelvik ağrı sebepleri arasında  sindirim sistemi hastalıkları,böbrek ve idrar yolları hastalıkları,kas-  iskelet sistemi hastalıkları, ruhsal hastalıklar sayılabilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ağrılı cinsel ilişkinin tedavisi nasıl yapılmaktadır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Cinsel ilşkide ağrı ve buna bağlı ilşkiye girememe şikayeti  tedavisinin ana prensibi,ağrının sebebini bulmak ve onu tedavi  etmektir.Örneğin hasta menopozda ise menopoz döneminde vagen epitelinin  sağlamlığını ve kayganlığını sağlayan östrojen hormonu eksikliği nedeni  ile disparoni olabildiğinden ,bu durumun tedavisi için o bölgeye lokal  östrojen tedavisi veya hafif ağızdan alınan östrojen ilaçları  önerilebilmektedir.&lt;br /&gt;Disparoni enfeksiyondan kaynaklanıyorsa antibiyotik tedavisi yeterli  olabilmektedir. Eğer cinsel ilişkide oluşan ağrının nedeni yumurtalık  kistleri, tümörleri, endometriozis veya miyom olarak düşünülüyorsa  bunlara yönelik tedavi ve gerekirse laparoskopik cerrahi ile tedavi  gerekebilmektedir. Kızlık zarı cinsel ilişki sırasında yırtılmayacak  kadar kalınsa, basit bir cerrahi yöntemle hemen kesilerek sorun ortadan  kaldırılmaktadır.Bu işleme “Hymenotomi”(Himenotomi) denmektedir. Kızlık  zari dikimi ‘nin tersi bir tıbbi tabir yani “Hymenoplasti” (Hineoplasti)  .&lt;br /&gt;Nadiren de olsa altta yatan sebep psikolojik ise ve verilen tıbbi  tedavilerden fayda görmüyor ise psikolojik danışmanlık ve destek tavsiye  edilmektedir .&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavilere rağmen rahatlama olmuyorsa ne yapılmalıdır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nadiren de olsa disparoninin sebebi tam açıklanamaz veya uygulanan  tüm tedavi veya cerrahi tedaviler fayda sağlayamaz . Fakat kadını  rahatlatmak için yapılması gereken bazı öneriler vardır.&lt;br /&gt;Cinsel ilişki sırasında bol miktarda lubrikan (kayganlaştırıcı)  kullanılması tavsiye edilir. Vazelin ve prezervatifli cinsel ilişki  tavsiye edilmez,ağrıyı ve tahrişi daha fazla arttırabilmektedir. Özel  yapılmış kayganlaştırıcılar tavsiye edilmektedir. Cinsel birleşme  sırasında kadının, penisin vajinaya girişini kontrol etmesi  önerilmektedir.&lt;br /&gt;Vagina girişinin en çok açıldığı cinsel pozisyonlar ile ilişki  tavsiye edilir.Penis girişi en fazla, kadının sırtüstü yatarken  bacaklarını eşinin omzuna dayadığı pozisyonda gerçekleşir. Kadının  bacakları göğsünden uzaklaştığı ölçüde penis girişi azalır. En az giriş,  kadının sırtüstü yatar durumda bacaklarını düz olarak uzattığında  mümkün olur. Bu pozisyonda, penis girişi az olmakla birlikte kadın  bacakları ile labiumları sıkıştırarak vulvar teması artırabilir ve ağrı  da tabii ki artmaktadır.&lt;br /&gt;Çiftlere, her zamanki ilişkilerine bazı hoş ve cinsel yönden uyarıcı  deneyimler ve fanteziler katmaları önerilebilir. (Bu gibi uygulamalar  vajinal genişlemeyi artırıp kuruluğu önleyerek sürtünme ve ağrıyı  azaltır)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-3885242342482873471?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/3885242342482873471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/agrl-cinsel-iliskinin-sebepleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3885242342482873471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3885242342482873471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/agrl-cinsel-iliskinin-sebepleri.html' title='ağrılı cinsel ilişkinin sebepleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-4521610737170244614</id><published>2010-12-06T10:40:00.003-08:00</published><updated>2010-12-06T10:40:51.079-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soğan kürü kıl dönmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kürler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İbrahim Saraçoğlu'/><title type='text'>Soğan kürü kıl dönmesi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Soğan kürü kıl dönmesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel tedavi uzmanı Ahmet Maranki kıl dönmesi sorunu yaşayanlar için soğan kürünü tavsiye etti.&lt;br /&gt;Kıl dönmesi sorunları için 1 adet orta boy soğanı fırında veya tavada  ısıtın. Vücudunuzun dayanabileceği sıcaklığa gelene kadar ısıtın.  Soğanı kıl dönmesi olan bölgenize koyarak 20-25 dakika bekletin.&lt;br /&gt;Bu uygulamayı 3-4 defa tekrar edin. Soğan kürünün ardından kıl dönmesi olan bölgeyi gülsuyu ile silerek temizleyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-4521610737170244614?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/4521610737170244614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sogan-kuru-kl-donmesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4521610737170244614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4521610737170244614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sogan-kuru-kl-donmesi.html' title='Soğan kürü kıl dönmesi'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-7808279723810809049</id><published>2010-12-06T10:40:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:40:27.114-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kürler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vajinal akıntıyı gidermek için soğan suyu kürü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İbrahim Saraçoğlu'/><title type='text'>Vajinal akıntıyı gidermek için soğan suyu kürü</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Vajinal akıntıyı gidermek için soğan suyu kürü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1 orta boy beyaz soğanı ( kırmızı ve mor soğan olmaz ) dörde bölün,  önceden kaynatılmış 2 su bardağı klorsuz suya koyarak 5 dakika  kaynattıktan sonra içine başka bir şey katmadan öğle ve akşam  yemeklerinden önce 1 er bardak suyunu için. Kürü 15 gün uygulayıp  sonlandırın.&lt;br /&gt;Soğan kürünü adet döneminde uygulamanın bir sakıncası yoktur. Ancak,  etki bakımından en uygun zaman adet bitiminden en erken 7 gün sonra  başlamaktır.&lt;br /&gt;Kür uygulandıktan sonra 2. adetinizi görmeden 10 gün önce tekrar 5 gün veya 7 gün bu soğan suyu kürünü uygulamalısınız.&lt;br /&gt;Hamile kalmak için bu soğan suyu kürünü uyguladıktan sonra kuru incir  kürünü uygulamalısınız.(her iki kürü aynı anda uygulamayınız)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uyarı&lt;/strong&gt; : Bu soğan suyu kürünü 15 günden fazla uygulamayın.&lt;br /&gt;Bu kürü uygulamaya başladığınızda 2. – 3. günden itibaren  akıntılarınızın çözüldüğünü ve ne kadar fazlalaştığını hayretle  göreceksiniz.&lt;br /&gt;Bu kür erken menopoz , çikolata kisti, 3 cm. den küçük miyomlar, adet  düzensizliği ve polikistik over şikayeti olan olan bayanlar için de  mükemmel bir çözümdür.Yumurtalıklardaki kisti tamamen ortadan  kaldırmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-7808279723810809049?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/7808279723810809049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/vajinal-aknty-gidermek-icin-sogan-suyu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7808279723810809049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/7808279723810809049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/vajinal-aknty-gidermek-icin-sogan-suyu.html' title='Vajinal akıntıyı gidermek için soğan suyu kürü'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-3000255181286530823</id><published>2010-12-06T10:39:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:39:44.527-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kürler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='soğan kürü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İbrahim Saraçoğlu'/><title type='text'>soğan kürü</title><content type='html'>soğan suyu kürü, soğan suyu kürü nasıl yapılır, soğan suyu kürü nasıl  uygulanır, soğan kürünün faydaları, soğan kürünün yapılışı, soğan  kürünün yararları, soğan kürünün hazırlanışı, soğan kürünün kullanımı&lt;br /&gt;Vajinal akıntı için soğan suyu kürü aynı zamanda erken menopoz,  çikolata kisti, 3 cm. den küçük miyomlar, adet düzensizliği ve  polikistik over şikayeti olan olan bayanlar için de mükemmel bir  çözümdür. Yumurtalıklardaki kisti tamamen ortadan kaldırmaktadır&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;soğan Kürünün uygulanışı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu kadınlardaki vaginal akıntıya karşı uygulanacak soğan suyu kürünü anlattı&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vajinal akıntıyı gidermek için soğan suyu kürü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1 orta boy beyaz soğanı ( kırmızı ve mor soğan olmaz ) dörde bölün,  önceden kaynatılmış 2 su bardağı klorsuz suya koyarak 5 dakika  kaynattıktan sonra içine başka bir şey katmadan öğle ve akşam  yemeklerinden önce 1 er bardak suyunu için. Kürü 15 gün uygulayıp  sonlandırın.&lt;br /&gt;Soğan kürünü adet döneminde uygulamanın bir sakıncası yoktur. Ancak,  etki bakımından en uygun zaman adet bitiminden en erken 7 gün sonra  başlamaktır.&lt;br /&gt;Kür uygulandıktan sonra 2. adetinizi görmeden 10 gün önce tekrar 5 gün veya 7 gün bu soğan suyu kürünü uygulamalısınız.&lt;br /&gt;Hamile kalmak için bu soğan suyu kürünü uyguladıktan sonra kuru incir  kürünü uygulamalısınız.(her iki kürü aynı anda uygulamayınız)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uyarı&lt;/strong&gt; : Bu soğan suyu kürünü 15 günden fazla uygulamayın.&lt;br /&gt;Bu kürü uygulamaya başladığınızda 2. – 3. günden itibaren  akıntılarınızın çözüldüğünü ve ne kadar fazlalaştığını hayretle  göreceksiniz.&lt;br /&gt;Bu kür erken menopoz , çikolata kisti, 3 cm. den küçük miyomlar, adet  düzensizliği ve polikistik over şikayeti olan olan bayanlar için de  mükemmel bir çözümdür.Yumurtalıklardaki kisti tamamen ortadan  kaldırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Soğan kürü kıl dönmesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel tedavi uzmanı Ahmet Maranki kıl dönmesi sorunu yaşayanlar için soğan kürünü tavsiye etti.&lt;br /&gt;Kıl dönmesi sorunları için 1 adet orta boy soğanı fırında veya tavada  ısıtın. Vücudunuzun dayanabileceği sıcaklığa gelene kadar ısıtın.  Soğanı kıl dönmesi olan bölgenize koyarak 20-25 dakika bekletin.&lt;br /&gt;Bu uygulamayı 3-4 defa tekrar edin. Soğan kürünün ardından kıl dönmesi olan bölgeyi gülsuyu ile silerek temizleyin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;soğan suyu diyeti zayıflama&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;unutmayalım ki her diyet doktor kontrolü altında yapılmalıdır.  Soğan  diyeti şu şekilde yapılıyor. Soğanın özünü çıkarmak için öncelikle  soğanı 4 eşit parçaya bölüp tencereye kaynatmak için koyuyoruz. Üzerine  su ilave edeceğiz fakat bu eklediğim su ne az ne çok olacak. Yaklaşık 10  dk süren kaynama işlemi bittiğinde bir bardak kalacak şekilde  ayarlanmalıdır. Su boz renkte olacaktır. Kaynatıldıktan sonra üzerine  limon sıkıp için. Soğuk olarak içmeyin. Normal bir çayı içiyormuş gibi  için. Bu her gün taze olarak uygulanmalı hergün tekrar etmeli. Büyük  oranda iştahı azaltıyor ve kilo vermenizi sağlıyor. Aç karnına içmeyide  unutmayın tabi. Biraz kokuyor ama kilo vermenizi sağlıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-3000255181286530823?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/3000255181286530823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sogan-kuru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3000255181286530823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3000255181286530823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sogan-kuru.html' title='soğan kürü'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6133611911046633642</id><published>2010-12-06T10:36:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T10:37:12.592-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erken boşalmaya bitkisel çözüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet maranki erken boşalmaya tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet marankı sertlesme ve erken bosalmaya bıtkısel cozum'/><title type='text'>erken boşalmaya bitkisel çözüm</title><content type='html'>&lt;b&gt;Erken Boşalma Bitkisel Tedavisi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Alternatif tıp, modern tıbbın paralelinde insanların sağ­lığa  kavuşması için uygulanan bir çok tedavi türünün adı­dır. Aynı zamanda  buna tamamlayıcı sağlık da denir. Mo­dern tıbbın, teknolojinin de  devreye girmesiyle geldiği nok­tayı hepimiz biliyoruz. Hastalıkların  teşhisinde ve tedavi­sinde modern tıbbın ne kadar başarılı olduğu bir  gerçektir. Modern tıbbın bu kadar hızlı gelişmesine ve eriştiği nokta­ya  rağmen bazı hastalıklara çare bulamaması bilinen bir gerçektir.&lt;br /&gt;Hastalıklarına çare arayan bir çok insan alternatif teda­vi  yöntemlerine başvurmaktadır. Bu seçim insanların en doğal hakkıdır.  Alternatif tıbbın bir çok hastalığı tedavi ettiği, birçok sorunu ortadan  kaldırdığı bir gerçektir. Alter­natif tıbbın Türkiye’deki uygulamaları  genellikle şifalı bitki­ler kullanılarak yapılmaktadır. Dünyanın her  yerinde uygu­lanan akupunktur, bir alternatif tıp yöntemidir.&lt;br /&gt;Erken boşalmayla baş etmede alternatif tıptan da yarar­lanabiliriz.  Aşağıda açıklayacağımız yöntemler tıbbi bir çalışmanın sonucu olarak  hazırlanmamıştır. Laboratuar ortamında yapılmamış ve insanlar üzerinde  denenmemiş­tir. Bu yöntemleri, bu düşünceyle ele alıp uygulamamız  gerekir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Alternatif Tıp Çözümleri ve Erken Boşalmayı Önleyen Bitkiler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Bal ile mentol karıştırılır, cinsel ilişkiden 3-5 dakika önce  penise sürülür. Bu, erkeğin kolay sertleşmesini ve geç boşalmasını  sağlar. Mentolde bulunan ferahlatıcı serinlik ise partnerinizin  ilişkiden daha fazla zevk almasını sağla­yacaktır.&lt;br /&gt;2- 200 gr. Bal, 100 gr. dövülmüş turp tohumu ile karıştı­rılır sabah  ve akşam birer kahve kaşığı yenilir. Bu karışım boşalmayı  geciktirecektir.&lt;br /&gt;3- Yaban sümbülü yapraklarından 5-6 tanesini bir bar­dak suda 1-2  dakika kaynatın, biraz soğuduktan sonra için. Bu sizin sinirlerinizi  gevşetecek ve rahatlamanızı sağlaya­rak erken boşalmanızı  geciktirecektir.&lt;br /&gt;4- Melisa, Sarı kantoron gibi doğal rahatlatıcı bitki çay­larını  içerseniz, sinir sisteminiz rahatlar ve daha başarılı bir cinsel temas  sağlarsınız.&lt;br /&gt;Bunlar gibi birçok şifalı bitki formülleri vardır. Kişilere ve kullanım sıklıklarına göre değişik sonuçlar verebilir.&lt;br /&gt;Bazı besinlerin karın doyurmanın yanında afrodizyak etkiside  bulunuyor. Bazı sebze, meyve ve bitkiler yenildiğinde ruhu ve cinsel  isteği besliyor. Bu tür yiyecekler, cinsel isteksizlik­ten ve bazı  psikolojik durumlardan kaynaklanan erken boşalma­nın tedavisi için  faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;erken boşalan erkekler bitkisel tedavi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bilinen En Etkili Afrodizyak Yiyecekler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Muz-bal-ceviz&lt;/b&gt; : Muz, magnezyum açısından zengindir.  Aynı zamanda mutluluk hormonu endorfin açısından da zengin olması,  afrodizyak etki yaratır. Ancak afrodizyak etkiyi maksimuma çıkarmak  isteyenler, muzu bal ve ceviz eşliğinde yiyebilirler. Tabii kilo  problemleri yoksa…&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Çilek&lt;/b&gt; : Afrodizyak yiyecekler denildiğinde ilk akla  gelen çilektir içeriğindeki vitaminler, cinsel organlara giden kan  dolaşımını hızlandırdığından cinsel istek artar. Aynı zamanda endorfin  ve serotonin salgılanmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Badem-fındık-ceviz&lt;/b&gt; : İçeriğindeki doymamış yağ  asitlerinin cinsel isteği arttırıcı etkisi nedeniyle en önemli  afrodizyaklardandır. Ancak kalori bakımından günde 8 adetten fazla  yenilmemesi öneriliyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Çikolata&lt;/b&gt; : Bilimsel açıklamalar, çikolatanın  içeriğindeki ‘Phenylethylamine’ adlı kimyasal maddenin insana mutlu luk  hissi verdiğini, cinsel heyecanı arttırdığını ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İstiridye-havyar&lt;/b&gt; : Erkekler üzerinde etkilidir.  Prostat. bezlerine doğrudan etki eden çinko bakımından zengindir Çinko,  erkeklik hormonlarının yapımının artmasına neden olur. Cinsel isteği  arttırır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hindi&lt;/b&gt; : Çinko bakımından istiridyeden daha zengindir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tarçın-vanilya&lt;/b&gt; : Kokusuyla insanı büyüleyen bu baharatlar, merkezi sinir sistemine etki ederek cinsel isteği arttırır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Meyve suları&lt;/b&gt; : Sağlıklı ve dengeli beslenmede önemli  bir yer tutan meyve suları, vücudun cinsel aktivite potansi. yelinin  artması için de gereklidir. Daha etkili bir seks hayatı için özellikle  bol A vitamini ile magnezyum içeren kayısını düzenli olarak tüketilmesi  öneriliyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ginseng&lt;/b&gt; : Geleneksel Çin ve Güney Amerika tıbbında  cinsel gücü artırmak üzere kullanılan bir köktür. Bir araştırma,  ginsengin cinsel isteği ve birleşme kapasitesini artırdığını ortaya  koymuştur. Ginseng etkisini sinir sistemi ve yumurtalıklar üzerinden  gösterirken, penis bölgesine gelen kan damarlarını da etkileyerek  erkeklerdeki ereksiyon kali­tesini de artırabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Stres Düşmanı Yiyecekler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Stres, erken boşalmada en çok rastladığımız nedenlerin başında gelir.  Stresin azaltılması otomatik olarak boşalmayı geciktirecektir.  Beyindeki serotinin miktarının artması in­sanın neşelenmesine ve  rahatlamasına sebep olur. Sinir sistemimizi olumlu etkileyen,  rahatlamamızı sağlayan yiye­cekler vardır. &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Stresimizi azaltabilecek bazı yiyecekler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Muz, avokado, incir&lt;/b&gt; : Tıpkı çikolata yendiğinde olduğu gibi, beyindeki mutluluk hormonu serotoninin seviyesini yükseltiyor. Neşelendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Havuç&lt;/b&gt; : İçerdiği şeker kana çabuk karıştığı için enerji depolanmasını sağlıyor. Bir-iki tane tüketildiğinde yorgun­luğu söküp atıyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Balık&lt;/b&gt; : Her derde deva Omega-3 yağ asidi içeriyor. Haf­tada en az 2 gün tüketildiğinde stresi yatıştırıyor ve mutlu­luk veriyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Makarna, pirinç, patates&lt;/b&gt; : Sinirleri yatıştırmanın  sırrı karbonhidrat açısından zengin yiyeceklerde Günde bir­kaç öğün  makarna, pirinç veya patates yemek sinirlere iyi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kırmızı et&lt;/b&gt; : Yorgunlukla mücadele için bol protein al­mak gerekiyor. Haftada 2 kez tüketilince enerji veriyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Baklagiller, kuruyemiş&lt;/b&gt;: Vücut, güçlü sinir sistemi için magnezyuma ihtiyaç duyuyor. Baklagiller ve fındık, fıstık magnezyum açısından zengin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6133611911046633642?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6133611911046633642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/erken-bosalmaya-bitkisel-cozum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6133611911046633642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6133611911046633642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/erken-bosalmaya-bitkisel-cozum.html' title='erken boşalmaya bitkisel çözüm'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5296900143835827551</id><published>2010-12-06T10:33:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:33:55.198-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hemofili hastalığı nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ömer çoşkun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hemofili hastalığı şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doç dr ömer çoşkun'/><title type='text'>hemofili hastalığı nedir</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ömer coşkun, hemofili olarak adlandırılan hastalık için, çok yararlı  olan doğal formüller önerdi. bu formüle geçmeden önce, sizlere kısaca,  hemofili hastalığından bahsetmek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;hemofili hastalığı nedir &lt;/b&gt;?&lt;br /&gt;Hemofili hastalığı, kuşaktan kuşağa, genetik yol ile geçen, kanın  pıhtılaşmasının az olması anlamına gelir. Doğumsal ve kalıtımsal bir  hastalıktır. Herhangi bir kanser türü ile bağlantısı bulunmayan hemofili  hastalığı, bulaşıcı değildir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ömer coşkun hemofili hastalığı için incir kürü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;- Zeytin yağında beklemiş incir akşamda bir bardak zeytin yağının  içerine 4 parçaya bölünmüş inciri koyup sabah yedirebilirsiniz bu tedavi  sürecine 4 ay boyunca devam edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ömer coşkun ısırgan tohumu kürü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;- ısırgan tohumudur, ısırgan tohumu bir çay kaşığı kadar havanda  döverek verebilirsiniz ısırgan tohumunu hakiki balla veya pekmezle  karıştırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ömer coşkun kapari kürü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;- Kapariyi hergün günde 3 veya 4 adet yedirebilirsiniz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5296900143835827551?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5296900143835827551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/hemofili-hastalg-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5296900143835827551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5296900143835827551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/hemofili-hastalg-nedir.html' title='hemofili hastalığı nedir'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8374111950878500403</id><published>2010-12-06T10:32:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T10:32:19.937-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamile kalma yöntemleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Maranki'/><title type='text'>Hamile kalma yöntemleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Profesör Doktor Ahmet maranki hamile kalma yöntemleri için bitkisel  formüller ve çözümler üretebileceğinizi söyledi. Hamile kalamayan anne  adayları için oldukça kolay ve yararlı olan “kuru incir kürü” ile hamile  kalabilirsiniz. Bu kürün tedavisine tam olarak 21 gün devam etmeniz  öneriliyor. Geçen 21 günlük sürenin ardından 7 gün ara vererek küre  tekrar devam edebilirsiniz. Hamile kalmak için, bir çok nedeni göz  önünde bulundurmalısınız. Doğru zamanı bulmalı hissetmelisiniz. Profesör  Doktor Ahmet Maranki ve Profesör Doktor İbrahim Saraçoğlu kuru incir  kürü ile gebe kalabileceğinizi söyledi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hamile kalmak için kür tarifi ve yapılışı&lt;/strong&gt; ; Yaklaşık  olarak yarım litre ( 500 ml ) suyu kaynatın, klorsuz su olmasına dikkat  ediniz. Bu işlemden sonra 18 adet kuru incir ilave ederek kaynatılan  suyun üzerini kapatınız. Kapağı kapalı olan incir kürümüz yaklaşık  olarak 15-16 dakika kapalı bir şekilde kaynamalıdır. Bu işlemden sonra  kürümüzün ılımasını bekleyin ve temiz bir tülbent ile süzerek başka bir  kaba aktarınız. Bu kürden her gün 3 bardak yemeklerden önce içmelisiniz.  Kuru incirleri suya atarken, ortasından bıçakla bölerek tersine çevirin  yarısını, yarısını ise düz çevirerek atınız. Böylelikle tam bir  senkronize sağlamış olacaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8374111950878500403?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8374111950878500403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/hamile-kalma-yontemleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8374111950878500403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8374111950878500403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/hamile-kalma-yontemleri.html' title='Hamile kalma yöntemleri'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-6663096396629060667</id><published>2010-12-06T10:30:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:30:35.972-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt kırışıklıgı ve sarkmasına çözüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><title type='text'>cilt kırışıklıgı ve sarkmasına çözüm</title><content type='html'>Cilt bakiminin püf noktalarini uyguladiktan sonra cildin olabildigince genç kalabilmesi için bu altin kurallara uymalisiniz. &lt;br /&gt;Güneslenmeyin, özelikle yüz, boyun ve elleriniz ömür boyu günese  maruz kalir. Günes cildi yaslandirir. Tercih sizin. Yillar çabuk geçer.  Lekeler, kirisikliklar, sarkmalar çogu günesin eseri. Bir de sigara  içiyorsaniz hücre zarari dorukta.&lt;br /&gt;Göz çevrenizi korumak için mutlaka göz çevresi kremi kullanin. Sokaga  çikarken ultraviyole isinlarini geçirmeyen günes gözlügü kullanin.  Özellikle günesli havalarda göz kisma hareketi, göz çevresinde  çizgilerin yerlesmesine neden olur.&lt;br /&gt;Sigara içmeyin. Çok tiryaki iseniz, bari azaltin. Çok sigara içenler,  sizi sigara yüzü yani sari, kaba ve bol kirisikli bir cilt bekliyor.  Sigaranin cildin kollajen ve elastin liflere hasar verdigini kesin  olarak biliyoruz. Gençler sigaraya sakin baslamayin&lt;br /&gt;Bazi insanlarin yüzünde konusur ve gülerken mimik kaslari fazla çalisir.  Hatta 20′li yaslardan itibaren mimik kaslarinin fazla çalistigi  bölgelerde çizgiler olusmaya baslar.&lt;br /&gt;Aynaya bakin. &lt;br /&gt;Alniniz çok mu kirisik? &lt;br /&gt;Kas araniz da kas çatma çizgileri mi var? &lt;br /&gt;Aynada gülün, gülerken göz kenarinda kaz ayagi çizgileri mi oluyor? &lt;br /&gt;Konusurken üst dudaginizda çizgiler mi var. &lt;br /&gt;Öyleyse bu çizgiler derinlesmeden botox yaptirmalisiniz. Botox  kelimesinden bile ürkenler var. Sosyete sayfalarinda abartilmis yüz  operasyonlari sonucunda meydana gelen sonuçlara bakip korkmayin. Ehli  bir elde, uygun dozda yapilan botox harika sonuçlar verir ve son derece  dogal görünür. Mimik kirisikliklarinin en iyi ve etkili çözümü budur.  Botox rakibi kremlere gelince tabi ki bir miktar faydalari vardir. Ancak  hiçbir zaman botoks kadar etkili olamazlar. &lt;br /&gt;Boyun güzelligi ve yüzünüzün sarkmamasi için hafif alçak bir yastikta sirt üstü yatmalisiniz. &lt;br /&gt;Iyi beslenmelisiniz. Güzel bir cilt için saglikli beden sart. Dengeli  beslenmeli, sebze ve meyveleri sofranizdan eksik etmemelisiniz.  Toksinlerin kolayca atilmasi için bol su için.&lt;br /&gt;Solgun ve yorgun görünen genç bayanlar mulaka kan sayimi yaptirin.  Hanimlarda kansizlik çok yaygin. Ancak tedavisi çok kolay. Kan haplari  kilo aldirmaz . Ilaçlarinizi düzenli kullanin.&lt;br /&gt;Erken menapoza girdiyseniz mutlaka doktorunuzla görüsün. Hormon  takviyesi veya hormon etkisi yaratan bitkisel ilaçlar kullanmalisiniz.  Östrojen eksikligi cildin diger bir düsmani.&lt;br /&gt;Mutlaka cildi genç tutan ürünler yani anti-aging maddeler içeren kremler  kullanin. Bu konunun ayrintilari için cilt bakiminin püf noktalarina  bakabilirsiniz. &lt;br /&gt;35- 40 yas sonrasi deride kollajen ve elastin liflerde degisiklikler  baslar. Bu yüzden ciltte sarkma ve kirisikliklar belirmeye baslar.  Yukarda yazili olan önlemler cildinize çok faydali olacaktir. Ayrica  aylik cilt bakimi ve peelingler çok faydali olabilir. Cildiniz saglikli  ve canli gözükür.Ayrica mezolifting cildi yenilemede çok basarili. 40′li  yaslardan sonra cilt yenilemek ve toparlamak amaci ile mezolifting  yaptirabilirsiniz. Vitamin, antioksidan ve cilde faydali maddelerin  direk cilt içine verilmesi (mezolift) cidi genç tutmak için ideal bir  yöntem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-6663096396629060667?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/6663096396629060667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/cilt-krsklg-ve-sarkmasna-cozum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6663096396629060667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/6663096396629060667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/cilt-krsklg-ve-sarkmasna-cozum.html' title='cilt kırışıklıgı ve sarkmasına çözüm'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-8309286250039972595</id><published>2010-12-06T10:21:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:21:15.740-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkekleri neler tahrik eder?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><title type='text'>Erkekleri neler tahrik eder?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Erkekleri neler tahrik eder?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Arzulandığını hissettiren bakışlar…&lt;br /&gt;- Yumuşak ve ipeksi bir ten…&lt;br /&gt;- Kalın, dolgun ve hafif nemli dudaklar…&lt;br /&gt;- Dolgun göğüsler…&lt;br /&gt;- Saçını yukarıdan toplamış, güzel enseli kadınlar…&lt;br /&gt;- Ayak bileklerinin inceliği…&lt;br /&gt;- Bir kadının eğilip bükülürken, örneğin dans ederken yaptığı vücut çizgileri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-8309286250039972595?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/8309286250039972595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/erkekleri-neler-tahrik-eder.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8309286250039972595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/8309286250039972595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/erkekleri-neler-tahrik-eder.html' title='Erkekleri neler tahrik eder?'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1158412272835903019</id><published>2010-12-06T10:20:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:20:57.278-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevişmek nedir nasıl yapılır'/><title type='text'>sevişmek nedir nasıl yapılır</title><content type='html'>Seksi bilinçli yapmak, bir sanattır. İdeal sekste kadına da erkeğe de  eşit oranda sorumluluk düşer. Zevk alma ‘iyi seks’in son noktasıdır.  “Süper seks” diyebileceğimiz bu devrede zamansızlık duygusu yaşanır.  Saatler bir dakika gibi geçer ya da iki saniye sonsuzluğu ifade eder.  Süper seks deneyimleri olan kadınlar, seks sırasında kendilerine “İyi  görünüyor muyum?”, “Beni beğeniyor mu?” gibi bilinçsizce sorular  sormazlar. O anın tadını çıkarmaya ve beyinlerini başka şeylerle meşgul  etmeye bakarlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İşte Gerçekler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Boşlukta kaybolma duygusu&lt;/strong&gt; : İyi ve doyumsuz sekste  kadın, o derece zevk alır ki, çevresini, nerede olduğunu, hatta  neredeyse eşini bile unutur. İlginç olan, kendilerini kaybeden bu  kadınlar, tahminlerinden çok daha güçlü duygular yaşadıklarını itiraf  ederler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tek kişi olma duygusu&lt;/strong&gt; : Süper seks sırasında, hiç  değilse seksin bir bölümünde, kadın kendisiyle, dünyayla ve eşiyle  bütünleştiği duygusuna kapılır. Konsantrasyon güçlüğü çekmez. Beynini  rahat şekilde yaşadığı ana verebilir. Bu da vücudunun sekse tepki  vermesini kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mükemmellik duygusu&lt;/strong&gt; : Yatakta en iyi anları  sorulduğunda kadın, cevap vermekte zorlanır. Bu da seksüel anları ve  zevkleri birbirinden ayırmakta çektiği zorluktandır. Sevişmenin her  bölümü ve her sevişme özeldir. Çünkü her şey öylesine mükemmeldir ki…&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Güvenlik hissi &lt;/strong&gt;: Bir çok kadın, süper seksi barış ve  güven dolu anlar olarak niteler. Zaten bir kadın, sadece güvende  olduğunu hissettiğinde bu kadar rahat bir sevişme yaşayabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Belirginlik&lt;/strong&gt; : Süper seks sırasında karşınızdakine  açık olmamak imkansızdır. Bir çift, birbiriyle ne kadar çok duygularını  ve kişisel arzularını paylaşırsa, ilişki o kadar parlak ve doyurucu  olur.&lt;br /&gt;Erkeğe göre Süper Seks Bir erkek, cinsel ilişkiye girdiği kadının  kendisini önemsediğini ve arzuladığını hissettirmesini süper seks diye  tanımlıyor.&lt;br /&gt;Yine her türlü istek ve beklentilerini kadının da paylaşmasını süper sevişme olarak görüyor.&lt;br /&gt;- Ön sevişme sırasında birbirlerini karşılıklı uyarmayı bekliyor.&lt;br /&gt;Genelde erkekler, sevişmeden önce kadınların alkol almalarını ve sigara içmelerini istemiyorlar.&lt;br /&gt;İlişkinin bitiminde hemen sırtını dönüp uyumasını sevmiyor ve seksi  sadece cinsel birleşme olarak görmüyorlar. Ayrıca kadınların böyle  düşündüklerini iddia ediyorlar. &lt;br /&gt;Erkek, kendisinin kadına dokunup öptüğü gibi, kadının da aynı şekilde davranmasını istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erkekleri neler tahrik eder?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- Arzulandığını hissettiren bakışlar…&lt;br /&gt;- Yumuşak ve ipeksi bir ten…&lt;br /&gt;- Kalın, dolgun ve hafif nemli dudaklar…&lt;br /&gt;- Dolgun göğüsler…&lt;br /&gt;- Saçını yukarıdan toplamış, güzel enseli kadınlar…&lt;br /&gt;- Ayak bileklerinin inceliği…&lt;br /&gt;- Bir kadının eğilip bükülürken, örneğin dans ederken yaptığı vücut çizgileri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1158412272835903019?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1158412272835903019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sevismek-nedir-nasl-yaplr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1158412272835903019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1158412272835903019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/sevismek-nedir-nasl-yaplr.html' title='sevişmek nedir nasıl yapılır'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2968298537912979778</id><published>2010-12-06T10:19:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:19:31.636-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arı sokması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arı sokması arı sokmasına ne iyi gelir'/><title type='text'>Arı sokması arı sokmasına ne iyi gelir</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ARI SOKMASINDA İLKYARDIM&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Arı Sokmasında İlkardım&lt;/strong&gt; : Arı arka kısmındaki  iğnesini deriye batırarak sokar. O kısımda ağrı,birkaç dakika sonra  yanma, arkasından şişme ve deride kırmızı kabarcıklar olur. Çok duyarlı  kişilerde daha önemli durumlar ve hatta ölümde görülebilir.&lt;br /&gt;- Arı Sokmasında, Sokulan yer üzerine amonyak (bir kısım amonyak ve  dört kısım su karışımı)sürünüz. Kaşıntıyı azaltır. Elinizde kaşıntıyı,  yanmayı giderici ilaç varsa onu sürebilirsiniz.&lt;br /&gt;- Daha sonra yemek sodası (karbonat)eritilmiş su ile ısıtılmış bezi, sokulan yer üzerine koyunuz. &lt;br /&gt;- Eğer Arı Sokmasından sonra solunum zayıflaması ya da durması olursa ağızdan ağıza yapay solunum yapınız. &lt;br /&gt;- Arı Sokmasında sonra bu önlemlerle şikayetlerinizde azalma  olmuyorsa ve özellikle çok sayıda arı sokmalarında, bekletmeden ve  kesinlikle hastaneye gönderiniz. &lt;br /&gt;- Eğer astımınız varsa arı sokması ile astım şikayetlerinde artma olabilir. &lt;br /&gt;- Eğer ağzın içinde sokulmuşsa hemen bir buz parçası ağızda emilir.  Çok çabuk şişlik ve solunum yolunda tıkanma olacağından hastaneye gitmek  gerekir. &lt;br /&gt;- Arı Sokmasında sokulan yere çamur sürmeyiniz mikrop kapar iltihaplanabildiği gibi tetanozda olabilir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uyarı&lt;/strong&gt;: Yaz aylarında kola limonata vs. gibi şekerli  içeceklere mutlaka dikkat edilmeli şişeden veyaiçini görmeden kutudan  içerken içine düşmüş arı solunum youndan sokarak bu bölgede ödem  oluşturup solunum yetmezliğine sebep olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2968298537912979778?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2968298537912979778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ar-sokmas-ar-sokmasna-ne-iyi-gelir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2968298537912979778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2968298537912979778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ar-sokmas-ar-sokmasna-ne-iyi-gelir.html' title='Arı sokması arı sokmasına ne iyi gelir'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-4735968447916789103</id><published>2010-12-06T10:07:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T10:07:02.619-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hiv’e Karsi Dezenfeksiyon Yollari'/><title type='text'>Hiv’e Karsi Dezenfeksiyon Yollari</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;HIV'e Karşı Dezenfeksiyon Yolları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağın  bu en tehlikeli bulaşıcı etkeni aslında oldukça dayanıksız bir  virüstür. Enfekte vücut sıvılarından eşyayı temizlemek için yalnızca  yıkamak bile oldukça yeterli bir yol. Sabun da virüsün eşyaya  tutunmasını büyük ölçüde en­gelleyen bir madde Güvencede olmak,  sağ­lıklı kalabilmek için gereken temizlik kuralların­dan bu bölümde  sözedeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüsün vücut dışında bir laboratuar-da gün boyunca yaşatılabildiği doğru mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Paris Üniversitesi'ndeki Pasteur Labora­tuarında bilim adamları virüs  için ideal olan steril şartları deney tüpünde sağlayarak bunu  gerçekleştirmişlerdir. Bu deney günlük hayatta steril şartların var  olması sözkonusu olamaya­cağından geçerli kabul edilemez. AİDS'in  dün­yaya yayılışı ve bulaşma tehlikesi açısından bu deneyin açıklayıcı  bir özelliği yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS mikrobuna etkili dezenfeksiyon maddeleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temelde  klor ve alkol içeren bütün dezenfek­siyon maddeleri Özel olarak:  Hipoklorit çözeltileri: Çamaşır suları, klor içe­ren ev temizlik  maddeleri, formaldehit, propil-ve izopropil alkol, etilalkol AİDS  virüsüne karşı düşük konsantrasyonlarda bile etkilidir. Hidro­jen  peroksit ve lizol de aynı etkiye sahiptir. Eczanelerden bu maddeleri  kapsayan ürünle­rin adları öğrenilebilir. Diğer pek çok kimyasal  dezenfeksiyon maddelerinin de AİDS virüsüne karşı etkili olduğu  söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü hangi ısılarda zarar gör­meden yaşayabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek  çok kapsamlı araştırma AİDS virüsünün 56 derecenin üzerinde hemen  öldüğünü gös­termiştir. Hücreden zengin bir materyal değil­se iki dakika  içinde, hücreden zengin bir ma­teryal ise 10 ila 30 dakikalık süre  sonunda is­tenilen sonuca ulaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi dezenfeksiyon maddeleri etki­sizdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde kullanılan deyimiyle deterjanlar. Etki­siz olduğundan kuşku duyduğunuz dezenfek­tan maddeler için eczacınıza danışınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsleri UV (ultra viole) ışınla­ması ile öldürülebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan  bir araştırmada AİDS virüsünün öldürülebilmesi için kullanılması  gereken UV dozu­nun normal kullanımdaki dozdan çok daha fazla olması  gerektiğini göstermiştir. Araştır­malar sona erdirilmemiştir. Yine de  alışılmış dozda bir UV ışınlamasının araç ve gereçleri sterilize ve  dezenfekte etmeye yetmeyeceği düşünülmelidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-4735968447916789103?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/4735968447916789103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/hive-karsi-dezenfeksiyon-yollari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4735968447916789103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4735968447916789103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/hive-karsi-dezenfeksiyon-yollari.html' title='Hiv’e Karsi Dezenfeksiyon Yollari'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5882437892642605443</id><published>2010-12-06T10:06:00.003-08:00</published><updated>2010-12-06T10:06:42.696-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids’e Karsi Gereksiz Korkular'/><title type='text'>Aids’e Karsi Gereksiz Korkular</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;AİDS'e Karşı Duyulan Gereksiz Korkular&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS  danışma merkezleri bu kişileri iyi tanır. Yaptırdıkları on antikor  testi negatif sonuç ver­mesine karşın, hala enfeksiyon kaptıkları  kor­kusu içinde ve panik halindedirler. Riskli bir durum yaşamışlarsa,  veya kan nakli yaptırmışlarsa antikor oluşması uzun sürebileceğin­den  endişe içinde olmaları, test sonucunu tat­minkar bulmamaları doğaldır.  Test yaptırmaya kısa aralıklarla devam etme çözümsüzlüğü içi­ne  itilirler. AİDS'e yakalanma korkusunu içle­rinden söküp atmaları kolay  değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir süreden bu yana kilo kaybı ve îşyerimde  yorgunluktan şikayetçi­yim. Bunlar AİDS hastalığına yaka­lanmış  olduğumun işaretleri midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. AlDS'li olduğunuzun kesin  tanısı virü­sün kanınızda belirlenmesi iledir. AİDS virüsü­nü taşımanız  da AİDS hastalığına yakalana­cağınız anlamına gelmez. Bu tür  şikayetlerini­zin pek çok başka nedeni de olabilir. Ama bu nedenler  aydınlatılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enfeksiyon riski taşıyan bir durum yaşamadığım  halde AİDS virüsünü almış olabileceğim endişesinden kendimi  kurtaramıyorum. Ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sizin uzun süreden buyana  bilinçaltınızda yaşamınıza dair endişelerinizin, suçluluk  duy­gularınızın olduğunu gösterir. Bu suçluluk duyguları ve korkularınız  şimdi AİDS'le kendini ortaya koymaktadır. Tıbbi olarak da antikor  testiniz negatif sonuç verip enfekte olmadığı­nız belirlendiğinde  yatışıp, bir süre sonra kor­kularınız yeniden depreşiyorsa, köklerini  geç­miş yaşamınızdan alan bu durumunuzun psi­koterapi ile ele alınması  gerekir. Sizi bu korku­lu hale iten nedenin belirlenerek tedavisinin  yapılması Almanya'da sigorta şirketlerinin kar­şıladığı bir tedavi  biçimidir. Bu tür psikiyatrik tedavilerin yürütülebileceği merkezleri  aile doktorunuzdan, tabip odalarından, AIDS-yardım ve danışma  merkezlerinden öğrenebi­lirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-5882437892642605443?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/5882437892642605443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aidse-karsi-gereksiz-korkular.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5882437892642605443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/5882437892642605443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aidse-karsi-gereksiz-korkular.html' title='Aids’e Karsi Gereksiz Korkular'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-4507693007618291933</id><published>2010-12-06T10:06:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:06:21.443-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Tasiyicilari ve Aids Hastalari ile Yasam'/><title type='text'>Aids Tasiyicilari ve Aids Hastalari ile Yasam</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;AİDS Taşıyıcıları ve AİDS Hastaları ile Evde Yaşam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aids Korunma Yolları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antikor  testi pozitif çıktığında hastanın ailesi ve çevresinin duyduğu endişe,  tıpkı hastanın duyduğu endişe kadar büyüktür. Enfeksiyonu taşıyan  kişinin soyutlanmaması gerekmekte­dir. Korku ve endişelerine karşın  yakınları ve eşi onunla yaşamaya devam etmek durumun­dadır. Bu korku ve  endişelerinin temelinde mikrobun kendilerine bulaşması tehlikesi  var-dır. Çaresizliğin, ölümü düşünmenin yarattığı bu korkuyu tamamen  ortadan kaldırmak müm­kün değil. Bu bölümde AİDS taşıyıcısı veya  hastalarıyla birlikte yaşamanın tehlikeleri ne­lerdir, bu hastalığın  şanssızlığını hafifletmenin yolları nelerdir, bunlardan söz edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS tablosu bütün belirtileriyle or­taya çıkmış durumda. Yaşamak için ne kadar süre kalmış demektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalan  süreyi şu kadar ay veya şu kadar yıl şeklinde tanımlamak güçtür. Her  AİDS hastası kendine özgü bir süreç yaşayacaktır. Kişinin AİDS tablosu  içinde ne kadar süre yaşayaca­ğı, hangi hastalıkların baş göstereceğine,  dok­torların enfeksiyonlarla ne ölçüde baş edebileceklerine bağlıdır.  AİDS'le ilgilenen doktorlar hastaların kendilerine oldukça geç  başvur­duklarından, böylelikle enfeksiyonla mücade­lede şanslarını  oldukça azalttıklarından yakın­maktadırlar. Tıbbın bütün olanaklarının  sefer­ber edilmesine karşın pek çok hasta hastalı­ğın ortaya çıkışından  üç ila beş yıl sonra pek çok enfeksiyondan biri nedeniyle  kaybedil­mektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS taşıyıcısı veya hastası ile aynı evde yaşamak tehlikeli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Evdeki temaslar, örneğin ortak yemek takımı, banyo ve tuvalet kullanımı  bulaştırıcılık tehlikesi taşımaz. Bu bilimsel olarak da ABD'nde virüs  taşıyıcısı birer kişi bulunan 30 ailede uzun süren gözlemler sonucu  belirlen­miştir. Diş fırçası, traş takımı, manikür aletleri ortak  kullanılmamalıdır. Manikür aletleri gibi aletlerin ortak kullanımı  gerekiyorsa mikrop­suz hale getirilmeleri gerekir, ki bu da klor içeren  dezenfeksiyon maddeleri ya da alkol ile mümkün olabilir. (Eczacınıza  danışınız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendim için değil, ama çocuklarım için endişe duyuyorum. AİDS'ti kişi evimize&lt;br /&gt;ziyarete geliyorsa veya onunla aynı evde yaşıyorsak çocuk­larım tehlikede mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bulaşma yollarını göz önüne getiriniz. Sperm sıvısı veya kan, sizin  kanınıza bulaş­madıkça enfeksiyon tehlikesinden söz edile­mez. Gündelik  yaşamda çocuklar için bir tehli­ke söz konusu değildir. Onunla öpüşmek  veya bardağından su içmek tehlikeli kabul edilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS taşıyıcısı veya hastalarının ge­ce terlemelerinde bulaşma söz konusu olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Terde bugüne kadar AİDS virüsüne rastlanmamıştır. Dünyada bugüne kadar bu yolla bulaşma bildirilememiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS hastalarının idrar ve dışkıları dezenfekte edilmeli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bu vücut salgıları tehlikeli değildir. Bu salgıların dezenfekte  edilmeden tuvaletten ka­nalizasyona sevkedilmeleri uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökkuşağı renklerini taşıyan amble­min AİDS'le ilgisi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  renkleri taşıyan amblem AİDS'e yakalanan kişilerin arasındaki  dayanışmayı simgeler. El­bette kişinin bulaştırma riski taşıdığını da  sim­gelemektedir aynı zamanda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS taşıyıcısına ait çamaşırlar de­zenfekte edilmeli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS  virüsü 56 derecede ölmektedir. 95 dere­cede yıkanan çamaşırlar AİDS  virüsünden do­ğal olarak arınmaktadırlar. Bulaşmanın enfek­siyon  etkeninin doğrudan kana karışması ile mümkün olduğunu bilmekteyiz. Bu  nedenle AİDS taşıyıcısı ya da hastasına ait çamaşırla­rın ilk bakışta  bulaştırma riski taşıdığından söz edilemez. Yinede düşük derecede  yıkanacak çamaşırların akşamdan dezenfekte edici bir solüsyon ya da  çamaşır suyu içinde bekletil­meleri uygun olacaktır. Bu maddeler  eczane­lerden temin edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte yaşadığım AİDS hastasında deri tümörleri var. Mikrop bana bula­şır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Deri tümörü olmasına karşın dokunabi­lir, sarılabilir ve ona bakmaya  devam edebilir­siniz. Derideki kanserleşmiş mavi mor düğüm­cükler  bulaştırıcı değildir. Hasta kişinin kanı si­zin kanınıza karışmadıkça  onunla deri teması tehlikeli değildir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-4507693007618291933?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/4507693007618291933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aids-tasiyicilari-ve-aids-hastalari-ile.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4507693007618291933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/4507693007618291933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aids-tasiyicilari-ve-aids-hastalari-ile.html' title='Aids Tasiyicilari ve Aids Hastalari ile Yasam'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-382671402277067412</id><published>2010-12-06T10:05:00.005-08:00</published><updated>2010-12-06T10:05:59.025-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastasi Olanlarda Yapilacaklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><title type='text'>Aids Hastasi Olanlarda Yapilacaklar</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;AİDS Virüsü Bulaştığında Yapılacaklar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Aids Hastası Olanlarda Durum&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antikor  testi pozitif çıktığında iş işten geçmiş midir? Genellikle bu sonuçla  karşı karşıya ka­lan kişilerde vahşi bir yaşama açlığına dönü­şen panik  ve depresyon görülmektedir. Oysa hastalıktan uzak kalmak, yıllarca  normal sayı­labilecek bir yaşam sürebilmek olasılığı da vardır. Bu şans  rastlantısal değildir. Hastalığı sakin karşılamakla artar, paniğe  kapılmakla kaybedilebilir. Önemli olan test sonucunun şokunu atlattıktan  sonra yaşamınıza tekrar sahip çıkmanızdır. Arkadaşlarınız, belki de  eşiniz mümkün olduğunca kendisini bir kenara çeke­cek,  meslektaşlarınızın değişen davranışları ile karşılaşacaksınız, sosyal  çevrenizde deği­şiklikler başgösterecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümde  karşılaşacağınız zorluklar konu­sunda size yol gösterilecek, neler yapıp  neler yapmamamız konusunda fikir verilmeye çalışı­lacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi AİDS virüsünü almışsa sağlığını korumak için nasıl davranılmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savunma sistemini olabildiğince korumağa&lt;br /&gt;çalışmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterli  uyku, iyi beslenme, nikotin ve alkol benzeri zararlı alışkanlıklardan  uzak durmak gibi sağlıklı yaşam ilkelerine uyulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla güneşlenme ve solariumdan uzak du­rulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel  yolla bulaşan belsoğukluğu vb. hasta­lıklardan, seyahatlerde  bulaşabilecek sıtma, hijyen koşullarının yetersiz olduğu ülkelerde söz  konusu olan barsak enfeksiyonlarından, B-Hepatit gibi ağır enfeksiyon  hastalıklarından korunmak gerekir. Çünkü bunlar immün siste­me daha  fazla yük olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatif kullanarak yeniden AİDS etkeni HIV  almamaya da dikkat etmek gerekir. Yeni­den, daha çok sayıda virüs almak  hastalığın gidişini etkileyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhsal çöküntü ve panik  duygularına karşı psikoterapi yardımıyla yeniden denge kazan­maya  çalışmak gerekir. Çünkü ruhsal durum vücut savunma sistemini  etkilemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşli hastalıklar, gribal enfeksiyonlar gibi  hastalık hallerinde derhal doktorunuza başvur­malı, tedavi altına  girmelisiniz. Sağlığınızla ilgili bir şikayetiniz olduğunda bu­nun AİDS  hastalığının ilk belirtisi mi olduğu konusunda korku duymanız doğaldır.  Bu ne­denle derhal AİDS konusunda uzman bir doktora ya da kliniğe  başvurarak şikayetinizin ne­denini aydınlatmalısınız. Sözkonusu belirti  AİDS hastalığının bir belirtisi midir, yoksa baş­ka bir nedeni mi  vardır? Örneğin yorgunluk hissetmek genel bir dolaşım yetersizliği  nede­niyle de olabilir. Lenf düğümlerindeki büyüme­nin nedeni ilgili  bölgedeki bir iltihap olabilir. Başvuru adreslerini sağlık meslek  odalarından elde edebilirsiniz. Kitabın sonunda da bu ad­reslerde  sözedilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS taşıyıcısının virüsü başkalarına bulaştırmaması için nelere dikkat et­mesi gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel  olarak bu kişilerin kan, sperm, anne sü­tü, çok az bulaştırıcı özellik  taşısa da tükrük gibi vücut sıvılarının bulaştırıcılığından başka­larını  korumaları gerekir. Bunun için: Hiç bir koşulda kan ve sperm  vermemeleri, organ bağışlamalarının mümkün olmadığını bilmeleri gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel ilişkide güvenli seks kurallarına dikkat etmeleri gerekir.&lt;br /&gt;Bugüne  kadar ilişkide bulundukları kişileri du­rumlarından haberdar  etmelidirler. Bu kişilere açıklamada bulunmak sizin için güç olacaksa,  bunu başvurduğunuz merkezin halletmesi için bilgi veriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizle herhangi bir nedenle ilgilenecek her doktoru durumunuzdan haberdar ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsünü almış kişide gelişecek aşırı korku hali hastalığın başlama­sında etkili midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Korku ve vücut direnci arasında ilişki ol­duğu açıktır. Aşırı korku vücut savunma siste­minin gücünü azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antikor testimin pozitif sonuç verdi­ğini öğrenmiş bulunmaktayım. Şimdi ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Testten sonraki altı hafta içinde kesinlikle yap­mamanız gerekenler şöyle sıralanabilir:&lt;br /&gt;Virüsü  alan her kişinin hastalığa yakalanma­dığını düşünerek, yaşamınızın son  bulacağı gibi bir düşünceye kapılmamalısınız. Mikrop alındıktan sonra  hastalık tablosu ortaya çıka­na kadar çok uzun bir süre geçebilir. Bu  süre içinde yeni tedavi yöntemleri keşfedilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizinle  mikrobu bulaştırabileceğiniz yakınlık­ta bir ilişkisi olmamış, uzak  tanıdıklarınıza du­rumunuz hakkında bilgi vermeyiniz.&lt;br /&gt;İşvereninizi durumunuzdan haberdar etmeyi­niz.&lt;br /&gt;Mesleğinizle ilgili yeni kararlar vermeyiniz.&lt;br /&gt;Ekonomik durumunuzla ilgili yeni kararlar vermeyiniz.&lt;br /&gt;Geleceğinizle ilgili konularda kararlar almayı­nız.&lt;br /&gt;Test sonucunuzun pozitif olduğunu öğrendiği­nizde yapmanız gereken üç şey ise şunlardır:&lt;br /&gt;İlk  haftalarda sizi baskı altına alan, korkutan bu haberi AİDS  merkezlerindeki uzmanlarla göğüslemeye çalışınız. Bu uzmanlar  gözlem­lemişlerdir ki, genellikle kişilerde bu ilk zaman sonrasında yeni  yaşama durumuna uyum sağlayacak psikolojik güç gelişmektedir.&lt;br /&gt;İlk haftalarda korku, öfke, isyan duyguları ge­lişse de, anlamsız bir suçluluk duygusuna ka­pılmamalısınız.&lt;br /&gt;AlDS'liler dayanışma ve danışma merkezle­riyle ilişki kurmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antikor testim ve onay testim pozitif. Yani HIV taşıyıcısıyım. Psikolojik yardım alacağım yerler nereleridir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aranızda güven duygusunun geliştiği ev dok­torunuz ve bir psikoterapistin işbirliği ile,&lt;br /&gt;AlDS'liler dayanışma gruplarından birine ka­tılımla,&lt;br /&gt;AİDS danışma merkezlerinden birine müracatla,&lt;br /&gt;Uyuşturucu bağımlılarına hizmet veren mer­kezlerden de bu konuda yardım alınabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsünü alan kişide hastalığın başlamasını engelleyecek bir tedavi biçimi var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS'in gidişini frenleyecek terapi denemeleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü alan kişinin hastalığa ya­kalanma tehlikesi ne ölçüdedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim  adamları bu konuda kesin bir görüşe varmış değillerdir. Bugüne kadar  araştırmacı­ların geneli, riskin %40 ila %60 arasında oldu­ğunu  söylemektedir. Bu mikrobu alan her on kişiden dört ila altısının belki  de hastalığa ya­kalanmayacağı anlamına gelmektedir. Enfek­siyonun  hastalığa dönüşmesi için uzunca bir süre geçeceği bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde virüsü alan kişide AİDS hastalığı ne kadar sürede ortaya çı­kar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuluçka  devresi AlDS'de oldukça uzun sürebi­lir, sekiz, dokuz hatta onbeş yıl  gibi. Ama tablo altı ay gibi kısa süre sonra da ortaya çıkabilir.  Genelde pek çok kişi 5 veya 10 yıl sonra has­talık tablosu ile yüz yüze  gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü taşıyorum, ama hastalı­ğa ait belirtiler yok. İmmün sistemi­min zarar görüp görmediği belirlene­bilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  İmmün sistemin o anki durumunu belir­leyen laboratuar testleri vardır.  Bu testler al ve akyuvarların sayılarını belirleyen kan sayımı, vücut  savunma sistemine ait T-Yardımcı hücreleri ve onların karşı oyuncuları  olan T-baskılayıcı hücrelerinin karşılaştırılması, derinin ya­bancı  maddelere karşı savunma kapasitesini ortaya koyan deri testi (Merrieux  test) olarak sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu testler immün sistemin o anki  durumunu ifade eder ve olması gereken değerlerle karşı­laştırılarak  fikir edinilir. Yine de bu testler AİDS hastalığının ne zaman  başlayacağını kesin olarak belirlemeye olanak tanımaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü taşıyanlarda immün sis­temi harekete geçirici yollara baş­vurmak vücudun AİDS'le mücadele gücünü arttırır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  yola başvurmak keskin bir kılıçla oynama­ya benzeyecektir. İmmün  sistemi stimüle et­mek aksi sonuçlara. yol açabilir. Bu yolla sa­vunma  sistemi hücreleri çoğalmak üzere bölü­necektir. Bu durumda vücutta AİDS  etkeninin de çoğalma göstereceğini hesaba katmak ge­rekir. İlk bakışta  bile bu yolun bir çelişki oldu­ğu ortadadır. AİDS virüsleri vücutta  savunma hücrelerine musallat olurlar. Bu hücreler bölü­nerek  çoğaldıklarında virüsler de çoğalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS taşıyıcısı olduğu belirlenen kişi derhal işinden mi olacaktır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Hastalık belirtileri ortaya çıkıncaya ka­dar taşıyıcı kişi işinin  başında olabilecektir. Belirtisiz geçecek süre uzun yıllar sürebilir.  Hatta bu süre on beş yıla kadar uzayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV taşıyan bir  kişinin koleranın hala ratlandığı ülkelere yapacağı zorunlu yolculuk  nedeniyle kolera aşısı olma­sını önerir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolera aşısının  pek çok yan etkileri vardır. Böyle bir durumda aşının koruyuculuğu ile  yan etkileri kıyaslandığında uzak durulması görü­şündeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü taşımama karşın tetanoz aşısı olabilir miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Tetanoz aşısı tetanoz etkeninin değişti­rilmiş, güçsüzleştirilmiş  zehirinden elde edilen toxoid bir aşıdır. Vücut aşıya karşı antikor,  karşı zehir üreterek korunma sağlar. HIV en­feksiyonunda toxoid  aşılardan sakınmak ge­rekmez. Ama yine de durumunuzu bilen bir hekimle  görüşmek yararlı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV taşıyıcısının kendini ağır seyre­decek enfeksiyonlardan korumak amacıyla grip aşısı yaptırmasını öne­rir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV taşıyıcısının immün sisteminde değişiklik­ler baş göstermediği sürece grip aşısı yaptır­ması uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneydeki ülkelere yolculuk yapa­cak bir AİDS taşıyıcısının tifüse karşı aşılanması öneriliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmmün sistem işler halde, sağlam ise bu aşıyı yaptırmamak için bir neden yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü taşıyıcısıyım. Sıtma riski olan bir ülkeye zorunlu bir seyahat yapmak durumundayım. Korunmak için ne yapabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle  bir ülkeye gerçekten gitmek zorunda iseniz "Resochin" profilaksisine  gereksiniminiz var demektir. Ama bu ülkelerdeki sıtma etke­ninin  "Resochin"e kısmen direnç kazanıp ka­zanmadığının da bilinmesi gerekir.  Bu durum­larda "Fansidar" adlı ilaç da diğer ilaçla birlikte  kullanılmalıdır. Diğer tedbirler konusunda dok­torunuz ve sizle  ilgilenen sağlık kuruluşuyla konuşmanız gerekir. Her olasılığa karşı  sıtma etkeni ile ilgili ilaçları yanınızda bulundurmalı ve sinekler  tarafından ısırılmamaya dikkat et­melisiniz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-382671402277067412?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/382671402277067412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aids-hastasi-olanlarda-yapilacaklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/382671402277067412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/382671402277067412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/aids-hastasi-olanlarda-yapilacaklar.html' title='Aids Hastasi Olanlarda Yapilacaklar'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-141158863060879400</id><published>2010-12-06T10:05:00.003-08:00</published><updated>2010-12-06T10:05:34.688-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uyusturucu Bagimlilari ve Aids Virusu'/><title type='text'>Uyusturucu Bagimlilari ve Aids Virusu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Uyuşturucu Bağımlıları ve Aids Tehlikesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuşturucu  bağımlıları içinde özellikle tehlike­de olan grup uyuşturucu maddeyi  damar içine enjekte eden gruptur. Bu kişilerin çok daha fazla yardıma  gereksinimleri vardır. Bağımlı oldukları maddeyi çılgınca ararken  kendilerini koruyacak düşünce ve enerjileri olmaz. Bu ki­şilerden çoğu  uyuşturucu parasını yasadışı yolla yaptıkları fahişelikle elde  etmektedirler. Böylelikle sağlık kuruluşlarının denetiminin de dışında  kalırlar. Uyarı ve öğütler onları etkileyememektedir. Bu nedenle şimdiki  bölümde onların taşıdıkları özel tehlikelerden söz ede­ceğiz. Bu  kişiler için kitabın sonunda yer alan uyuşturucu bağımlıları için  kurulmuş danışma merkezlerinin adları ile kendi kendilerine yar­dım için  oluşturdukları grupları belirtir liste yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuşturucu kullanıyorum. Bağımlı ol­duğum maddeyi damarıma enjekte ediyorum. AİDS virüsünden kendimi nasıl koruyabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS  uyuşturucu kullananlar arasında büyük yayılma göstermektedir. Çünkü  kullanılan iğ­neler sterilize edilmeden elden ele dolaşmak­ta, ortak  kullanılmaktadır. Uyuşturucu bağımlı­sının kendini hastalığın  bulaşmasından koru­ması ancak erkek ya da kadın arkadaşına ke­sinlikle  kullandırmayacağı kendine ait özel iğ­nesini kullanmasıyla mümkün olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün uyuşturucu bağımlıları aynı öl­çüde tehlikede midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Tehlikede olanlar uyuşturucuyu damarı­na enjekte eden ve bu esnada ortak enjektör kullananlardır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-141158863060879400?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/141158863060879400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/uyusturucu-bagimlilari-ve-aids-virusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/141158863060879400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/141158863060879400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/uyusturucu-bagimlilari-ve-aids-virusu.html' title='Uyusturucu Bagimlilari ve Aids Virusu'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2746977071272702708</id><published>2010-12-06T10:05:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:05:14.075-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vucut Bakimi ve Kozmetik Aids Tehlikesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><title type='text'>Vucut Bakimi ve Kozmetik Aids Tehlikesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Vücut Bakımı ve Kozmetik Ürünleri Kullanımında Aids Tehlikesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız  doktorda değil manikür, pedikürde, epilasyonda, hatta kuaförde içinde  virüs bulunma olasılığı olan kanama meydana gelebiliyor. Bu gibi  işlemlerin uygulandığı güzellik salonları hakkındaki söylentiler  müşterileri rahatsız edecek boyutlara ulaşmış durumda. Keskin aletlerin  dezenfekte edilmeden üstüste kulla­nıldığı yerlerden kuşku duymak haksız  bir davranış değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslek odaları, diğer mesleki örgütlenmeler  üyelerini hijyen kurallarına sıkı sıkı uymaları konusunda uyarmaktalar.  Bunun ötesinde sağlık üst düzey yetkilileri güzellik salonları için on  yıl önce hazırlanmış hijyenle ilgili ka­nunları sıkı denetimlerle tam  uygulanır kılma arzusundalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homoseksüel bir berbere saç ve sa­kal traşı olmak tehlikeli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Birinci neden her homoseksüel olarak tanınan kişi seropozitif, yani  hastalık taşıyıcısı değildir. Berber taşıyıcı bile olsa bu müşterileri  için bir risk değildir. Cilt teması AİDS bulaştır­maz. Ancak taşıyıcı  berber kendini yaralar ve müşterisinde o anda bu kanın karışabileceği  bir açık yara varsa tehlike söz konusu olur. Bu da bir göktaşının  üzerine düşecek kişi olarak bizi bulması gibi bir olasılıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Traş aletleri ile AİDS etkeni HIV bu­laşır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulaşma  tehlikesi çok büyük değildir. Küçük bir olasılığı dahi ortadan  kaldırmak için traş ta­kımları ortak kullanılmamalıdır. Kesikler,  kabu­ğu kopan sivilceler virüsün vücut kan dolaşı­mına katılmaları için  uygun giriş kapılarıdır. Bu da bir önce traş olan virüs taşıyıcısının  kanı hala aletler üzerinde duruyorsa söz konusu­dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş fırçalarının ortak kullanımı tehli­keli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Taşıyıcı kişideki dişeti kanamaları hasta­lığa ait virüsü taşır. Bu  nedenle herkes kendi­ne ait diş fırçasını kullanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahne  sanatçısı, bir homoseksüel makyaj uzmanı tarafından sahneye  hazırlanıyorsa AİDS tehlikesinden uzak olduğu düşünülebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette.  Homoseksüel olan her erkek mutlaka AİDS virüsü taşıyıcısı değildir.  Makyöz virüs taşıyıcısı olsa bile makyaj esnasındaki cilt te­ması  bulaştırma olasılığı taşımaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzellik salonunda yapılan manikür ya da pedikür esnasında AİDS bulaş­ma riski var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her  kullanımdan sonra aletler dezenfekte ya da sterilize ediliyorsa hayır.  Alman eyaletleri­nin çoğunda manikür ve pedikür yoluyla sağlı­ğa zarar  verilmemesi için kanun çerçevesinde uygulanması zorunlu kılınmış hijyen  kuralları vardır. Bayern gibi eyaletlerde ise bu kanunlar oluşturulmak  üzeredir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epilasyon yaptırıyorum. Ama içimi bir korku kapladı. Kullanılan iğne AİDS taşıyor olabilir mi. Haklı mıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epilasyon  uygulayan kişi iğne ve diğer aletleri­ni her müşteriden sonra kurallara  uygun ola­rak sterilize ya da dezenfekte ediyorsa bu kor­ku yersizdir.  Bu konuda da Alman eyaletlerinin çoğunda uyulması zorunlu hijyen  kuralları vardır. Diğer eyaletlerde de konuyla ilgili çalışma­lar  sürdürülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masaj yağlarını ve kremlerini ortak kullanıyoruz. AİDS açısından davranı­şımız yanlış mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Bu maddeler cilt üzerinde uygulanmak­tadır. AİDS enfeksiyonuna yol açmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık sık masaj yaptırmak bulaşma tehlikesi taşır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Sağlam deri aracılığıyla AİDS etkeni vücuda giriş yapamaz. Aynı şekilde cilt de vi­rüs salgılayamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir  kulağa üç hatta beş küpe birden takmak moda, Pek çok genç kulakla­rını  kendileri deliyorlar. Hijyen kural­ları açısından nasıl davranmak uy­gun  olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulak deldirmek bazı toplumlar için geleneksel bir olay.  Burada önemli olan delme işlemini yapan iğnenin eczacının önerisi göz  önüne alınarak bir dezenfeksiyon maddesi ile ya da alevin mavi kısmından  aleti geçirerek yapıla­cak dezenfeksiyon işlemidir. Kulak doktorda  deldiriliyorsa sorun yoktur. Güzellik uzmanla­rında, süpermarketlerde,  ya da seyyar kişilere kulak deldirilecek ise tek kullanımlık iğne ucu  kullanıp kullanmadıkları sorulmalıdır. Böylelik­le risk ortadan  kaldırılmış olur.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2746977071272702708?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2746977071272702708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/vucut-bakimi-ve-kozmetik-aids-tehlikesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2746977071272702708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2746977071272702708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/vucut-bakimi-ve-kozmetik-aids-tehlikesi.html' title='Vucut Bakimi ve Kozmetik Aids Tehlikesi'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-1178832676106652940</id><published>2010-12-06T10:04:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:04:50.301-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saglik Kurumlarinda Aids Tehlikesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><title type='text'>Saglik Kurumlarinda Aids Tehlikesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Doktorda, Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Aids Tehlikesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS  taşıyıcılarının önemli bir kısmı virüsü hastanelerde almışlardır. Bu da  1983 ile 1985 yılları arasında kanların virüsü taşıyıp  taşıma­dıklarının test edilmediği dönemlerde kan na­killeri yoluyla  olmuştur. Olayın şoku hala in­sanları etkisi altında tutmaktadır. Doktor  mua­yenehanesinde veya hastanelerde hastalar daha temkinli davranmakta,  müdahaleler sor­gulanmakta, kanamalı işlemler hasta tarafın­dan  kuşkuyla karşılanmakta. Bu durum diş he­kimi muayenehaneleri için de  geçerli. Kullanı­lan aletlerden tedirginlik duyulmakta Hatta göz  doktorunda bile hastalar, gözyaşında vi­rüs bulunduğu duyulduktan sonra  rahat değil­ler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişle ilgili işlemlerde genellikle kan akıyor ve  tükrük sıçrıyor. Dişi oyan alet ya da kullanılan diğer aletlerden AİDS  bulaşabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Diş hekimleri hasta ağzında  kullana­cakları aletlerin tümünü sterilize etmek zorun­dadırlar. Aletler  dezenfekte edilip, daha sonra sıcak kuru hava ya da kaynatma yoluyla  steri­lize edilmektedir. Diş hekimleri bu titizliği yal­nızca AlDS'den  ötürü uygulamamaktadırlar. Bulaşıcı sarılık Hepatit B tıpkı AİDS gibi  bulaş­maktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz doktorunun göziçi basıncını ölçen aleti bulaştırıcı nitelikte midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Bu aletler diğer bulaşıcı hastalıkları ta­şıma olasılığına karşı dezenfekte ve sterilize edilmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi  operasyon geçirecek. Tarih be­lirlendi. Kan bankalarındaki kanlar test  edilmelerine karşın hasta yine de tedirgin. Kan yoluyla bulaşmanın kesin  olarak önüne geçilmesi için nasıl bir çözüm yolu düşünülebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirlenen  tarihten bir kaç hafta önce hastanın kendi kanının alınıp hastanenin  kan bankasın­da derin dondurucuda bekletilmesi önerilebile­cek bir  yoldur. Operasyon sırasında kan nakli gerekecek olursa hastanın kendine  ait kanı kullanmak mümkün olacaktır. Bunun için za­manında doktor ve kan  merkezi ile görüşmek gerekir. Yalnızca tarihi belirli operasyonlar için  söz konusu olabilecek bir yoldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan ürünlerinin test edilmediği za­manlarda AİDS'e yakalanma tehlike­si ne ölçüdeydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antikor  testi uygulanmaya başlandığından bu yana binlerce kan vericisinin kanı  kontrol edildi. Kontroller göstermiştir ki, çok az sayıda kan AİDS  virüsünü taşımaktadır. 1983 önce­sinde virüsün bulaşma riski daha azdır.  Çünkü o yıllarda Almanya'da AİDS taşıyıcıları yayıl­ma göstermemiştir.  Bulaşma tehlikesinin önlenmesinde antikor testi çok önemli bir rol  oy­namaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi uygulanmakta olan testler kan nakli yoluyla bulaşmaları yüzde yüz önleyebilecek güvenilirlikte midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Kan ürünleri olabildiğince güvenilir kı­lınmaya çalışılmaktadır. Kan  vericisindeki vi­rüs en erken dört ila altı hafta sonra testte  belirlenebileceğinden, küçük bir olasılıkla da olsa yanılgı yine de söz  konusudur. Örneğin AİDS virüsün taşıyıcısı kişi-virüsü aldıktan iki  hafta sonra kan veriyorsa, kanı kontrol testini aşa­cak, test doğruyu  yansıtmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gamaglobulin gibi immünglobulin preparatları insan kanından üretildik­lerine göre AİDS virüsü bulaştırabi­lirler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Üretilişlerinde etil alkolle işleme tabi tu­tulduklarından böyle bir  olasılık mümkün de­ğildir. Etil alkol virüsleri zarara uğratıcı bir  maddedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitle aşılamalarında kullanılan aşı tabancası bulaştırıcı rol oynar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşı  tabancalarıyla virüsün bulaşma olasılığı yoktur demek mümkün değil.  Yeni araştırma­lar bunu gösteriyor. Bu nedenle Alman Sağlık Bakanlığı  grup aşılamalarında tek kullanımlık enjektörlerin kullanımına izin  vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepatit-B aşısı bugüne kadar insan kanından üretilmekteydi. Bu aşının AİDS virüsü taşımadığından emin olunabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Kesinlikle emin olunabilir. Aşının üreti­minde kan serumu dezenfektan  bir madde olan formaldehitin de işleme katıldığı pek çok arıtma  aşamasından geçer. Bu arada gen tek­nolojisinin yardımıyla insan serumu  içermeyen aşılar elde edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akupunktur iğneleri steril midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer  akupunktur bir hekim tarafından yapılı­yorsa evet. İşlemi uygulayan  diğer sağlıkçıla­rın iğneleri mikroorganizmalardan arındıracak  dezenfeksiyon ve sterilizasyon yöntemlerine tam anlamıyla uyabilecekleri  düşünülemez. Akupunktur iğneleri genellikle kıymetli metal­dendir ve  tek kullanımlık olabilmeleri aşırı pa­halıya mal olacağından mümkün  olama­maktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp kateteri tehlikeli olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS açısından hayır. Kateter sterildir. Bu, da­mar açmada kullanılan balon yöntemi için de geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıbbi işlemlerden infüzyon ya da en­jeksiyon yoluyla bulaşma olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  İğneler ve infüzyon seti tek kullanımlı­dır. Bu kurala uzun zamandan bu  yana enfek­siyonlardan, özellikle Hepatit-B'den korunmak için  uyulmaktadır. Bu kurallara uymama dok­tor hatası ile eşdeğerdir. AİDS  tehlikesi açısın­dan hijyen kuralları hekimlere tekrar  hatırlatıl­mıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanede sterilize edilmemiş bir balon kateter aracılığıyla HIV alına­bilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Tıbbi nedenle vücuda girecek her türlü araç ve gereç dezenfeksiyon ve  sterilizasyona tabi tutulmak zorundadır. Bu nedenle tanı ve tedavi  esnasında kullanılan araç ve gereçler­de bulaştırıcılık tehlikesi  yoktur. Balon kateter ise tek kullanımlıktır, bir kez kullanıldıktan  sonra atılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endoskopide AİDS virüsünü almak tehlikesi var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bu işlemde kullanılan hortum steril ol­mak zorundadır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-1178832676106652940?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/1178832676106652940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/saglik-kurumlarinda-aids-tehlikesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1178832676106652940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/1178832676106652940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/saglik-kurumlarinda-aids-tehlikesi.html' title='Saglik Kurumlarinda Aids Tehlikesi'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-2579518344206563742</id><published>2010-12-06T10:03:00.003-08:00</published><updated>2010-12-06T10:03:42.613-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gebelik ve Çocuklukta Aids Virusu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><title type='text'>Gebelik ve Çocuklukta Aids Virusu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Gebelikten Okul Çağına Kadar AİDS Virüsü ve Çocuklar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsünü taşıyan annelerden doğan çocukların tümü enfekte mi­dir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Ortalama yüz bebekten kırkı enfekte ol­muş olarak dünyaya gelmektedir.  Bu da yeni doğan bebeklerin yüzde altmışının sağlıklı doğma şansı  varolduğu anlamını taşımakta­dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezeryanle doğum, taşıyıcı annenin sağlıklı, virüs bulaşmamış bir bebek&lt;br /&gt;dünyaya getirmesini sağlayabilir mî?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Normal yolla doğmuş bebeklerle, se­zaryen ile dünyaya gelmiş bebeklerin virüsü taşıma oranı aynıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü bulaşmış bebek hangi hastalık belirtilerini gösterir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS  hastalığının ilk belirtileri kesinlikle karak­teristik değildir. Bu  belirtilerin pek çok başka nedeni olabilir. Bebeğin gelişimi normal  değil­dir, baş gelişimi kuşku uyandırıcıdır. Sık sık açıklanamayan ateş  yükselmeleri, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, inatçı mantar  enfek­siyonları, durdurulamayan ishaller görülür. Bu­na lenf  düğümlerinde büyümeler, dalak ve ka­raciğer büyümesi eklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsünü almış bebekler ne ka­dar yaşarlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok  azı iki yıldan fazla yaşarlar. Buna karşın kuraldışı örnekler de  vardır: San Fracisco'lu çocuk doktoru Moses Grossmann 1987 Mart'ında  yedi yaşında kısa süre önce okula başlamış ve virüsü doğumda almış bir  çocuk olduğunu bildirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS hastalığı virüsü anneden almış bebeklerde büyüklere kıyasta farklı bir seyir mi izler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Büyüklerde rastlanan bir kanser türü olan Kaposi sarkomuna genelde  çocuklarda rastlanmaz. Çocuklarda AİDS beraberinde başka hastalıklar  getirerek kısa sürede ölümle sonuçlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğumu takiben yapılan antikor testi pozitif bebekler, daha sonra yapılan testde negatif çıkabilirler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Doğumdan sonra yaklaşık dokuz ay bo­yunca bebek anneden aldığı kendini  koruyucu nitelik taşıyan antikorları taşır. Bu nedenle test sonucu  pozitif bebekte antikorların bebeğin vücudu tarafından bizzat mı  yapıldığı, yoksa bunların anneden ödünç alınan antikorlar mı olduğu  kesin olarak bilinemez. Bunun için bir yaşına kadar testlere devam  edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek doğum esnasında AİDS virü­sünü almış olduğu halde vücudu anti­kor üretmemiş olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Bazen yeni doğanların immün sistemleri pek az olgunlaşmıştır. Bu  durumda bebek vi­rüsü taşıdığı halde ona karşı antikor ürete­mez. Bu  nedenle de kendisine uygulanan anti­kor testi negatif sonuç verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin gerçekten virüs taşıyıp taşı­madığı nereden anlaşılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  konuda kesin tanı zaman alır. Testten doğ­ru yanıt almak bir yılı  bulabilir. Enfeksiyonu belirlemek bir dizi işlemi gerektirir: Hastalığın  kişideki geçmişini bilmek, çok sayıda test uy­gulamak, kişinin klinik  seyrini izlemek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamileler mutlaka antikor testi yap­tırmalı mıdırlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Antikor testi bugün için hamilelere zo­runlu tutulmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS testi hamileler için önemli mi­dir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişlerinde  AİDS'in bulaşabileceği riskli bir ilişki yaşamışlarsa evet. Bazı kadın  doğum doktorları hastalarına bu testi önermektedirler. AİDS hastalığına  en çok rastlanan San Fran­cisco şehrinde doktorlar çocuk sahibi olmak  isteyen her çifte bu testi yaptırmanın vicdani bir görev olduğunu  hatırlatıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamileliğin üçüncü ayında yapılan antikor testinin sonucu negatif. Her şey yolunda denebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam  olarak değil. Hamilelik esnasında bulaşmaya neden olacak bir durum  yaşanmadığı halde enfeksiyonun dokuzuncu ayda belle­nebildiği durumlar  vardır. Çünkü hamilelik immün sisteme pratikte baskılayıcı bir etki  yap­maktadır. Bu nedenle anne hamileliğin başın­da virüsü almış olsa da  kanında antikor olduk­ça geç belirlenebilir. Bu nedenle San Francisco'da  doğum uzmanları hamile anneyi ilk üç ve son üç ayda teste tabi  tutarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü taşıyan anneler bebeği emzirebilirler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Anne sütünde virüs yüksek konsantras­yonda bulunmuştur. Emzirmeyle de virüs bu­laştırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüsü taşıyan kadına gebelik zarar verebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Kişi virüs taşıyıcısı ise hamilelik hastalık tablosunun oluşmasını  hızlandırır. Bu hızlan­manın şiddeti tam olarak belirlenememişse de  hamileliğin vücut savunma sistemini zayıflattı­ğını biliyoruz. Oluşmakta  olan canlıya vücu­dun yabancı cisim reaksiyonu göstermemesi için  vücudun kendini ayarladığı bir mekaniz­madır bu.&lt;br /&gt;AlDS'li hamilelerde her ek direnç düşürücü durum ölümle sonuçlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü taşıyıcısı olmak hamileli­ğin kürtajla sonuçlandırılması için yasal bir endikasyon mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  HIV enfeksiyonu şu açık nedenle kürtajı haklı kılar: Çocuk büyük zarar  görebilir. Yasa­lar 22. gebelik haftasına kadar kürtaja olanak  tanımaktadır. Annenin sağlığı ve yaşamını ciddi tehdit eden bir durum  söz konusu ise tıb­bi kararla bu limit sınırsız kabul edilir. Yani da­ha  ileri gebelik haftalarında da kürtaja baş vu­rulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü bulaşmış bebeğin sağlık durumunun daha uzun süre iyi kala­bilmesi için nelere başvurulmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  bebeklerin çok titiz bir bakıma gereksinim­leri vardır. Bebeğe bakan  kişi enfeksiyonların başlangıcını farkedebilecek ve onu uzman he­kime  derhal ulaştıracak nitelikte olmalıdır. Bu noktada zaman yitirilmemesi  çok önemlidir. Virüsü taşıyan bebekler çocuk hastalıklarına-karşı da  korunmalıdırlar. Çünkü bu onların za­yıflamış immün sistemlerini daha da  yorar. Kabakulak, kızamık, kızamıkçık, boğmaca ge­çiren çocuklar  hastalıkları tam olarak geçirme­den asla ziyaretçi olarak kabul  edilmemelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü taşıyan çocuk anaokulu­na gitmeli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu,  çocuğun ve diğer yuva çocuklarının tu­tumlarına özgü bir durumdur. Şu  gibi düşün­celer vardır: Yuva çağına tekabül eden üç ila beş yaşları  arasındaki çocuklardan hemofili olanlar enderdir, genelde doğumdan bu  yana virüsü taşımaktadırlar. Ve hastalığa yakalan­ma şansları başından  beri büyüktür. Diğer çocuklar için sıradan ve zararsız olan  enfeksi­yonlar, HIV taşıyıcısı çocuklar için son derece zararlı  olabilir. Bu nedenle pek çok doktor bu çocukların kalabalık  anaokullarına gitmelerine taraftar değildirler. Üç veya dört kişiden  olu­şan küçük oyun gruplarına katılmak bu çocuk­lar için daha uygun  olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşıyıcı çocuğun diğer sağlıklı ço­cuklarla oynaması uygun mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Bu onun psikolojik ve sosyal gelişimi açısından son derece önemlidir.  Yetişkin bir kişinin çocukları oyun esnasında izlemesi, bir­birlerini  ısırmalarına veya tırmalamalarına en­gel olması önemlidir. Taşıyıcı  çocuklarda yara meydana gelirse derhal sargılanarak oyun ar­kadaşlarına  bulaşması engellenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüs taşıyıcısı çocuğu çocukluk hastalıkları ve diğer enfeksiyonlardan korunmanın yolları nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun  çevresinde bulaşıcı bir hastalık gö­rüldüğünde derhal doktora haber  verilmelidir. Doktor immün sistemi güçlendirici gamaglobulin iğnesi  yapacaktır. Doktoru çocuğun virüs taşıyıcısı olduğu konusunda uyarmak  gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS virüsü taşıyıcısı çocuklar halka açık okullara gidebilirler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Okul çağına gelmiş virüs taşıyıcısı ço­cuk yaşıtlarına uygun davranış  içindeyse, oku­la gitmemesi için bir neden yoktur. AİDS okul  çocuklarının gündelik ilişkilerindeki temaslar­dan bulaşmaz. AİDS  taşıyıcısı çocukların virü­sü bulaştırma tehlikeleri kronik B-Hepatit  en­feksiyonuna sahip çocukların bulaştırma tehli­keleri ile aynıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüs taşıyıcısı çocuk yaralandığında ne yapmak gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derhal  yara bandı ya da sargı uygulamak ge­rekir. Eğer kan yaradan eşyalar  üzerine (oyuncak, ranza, jimnastik gereçleri v.b.) sıçramışsa, bu  eşyaların klor içeren dezenfektan­lar veya alkolle silinmeleri gerekir.  Eğer kana­ması çok değilse bu silme işlemini taşıyıcı çocuğun kendisinin  yapması daha uygun olur. Bir başka kişi sözkonusu temizliği yapacaksa  eldiven giymelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor esnasında sık sık yakın hatta bazen tam  vücut teması oluyor. Ör­neğin futbolda. Taşıyıcı çocuklar bu tip  sporlarda diğer çocuklar için teh­like oluştururlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Bu  çocuklar sporun her türünde yer ala­bilirler. Yakın vücut teması, ter,  yüzme havuzu veya spor sonrası birlikte duş AİDS virüsünü bulaştırmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuzu sınıf arkadaşının AİDS taşıyıcısı olduğu konusunda uyarma­nız gerekir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır,  bu gerekli değildir. Enfeksiyonu taşıyan çocuk yalnızlığa itilmiş olur.  Aksine enfeksiyo­nu taşıyan kişiyi fazla deşifre etmemek daha doğru bir  davranış olur. Çocuğun sağlık duru­mu hakkında oldukça az sayıda  kişinin bilgi sahibi olması uygun olacaktır. Ama sınıf öğretmeni, spor  öğretmeni ve müdür durumu bil­melidir. Örneğin kanamalı bir yara  oluşması durumunda bulaştırma tehlikesinin önüne ge­çebilmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS taşıyıcısı çocukları okuldan men etmek için geçerli nedenler ola­bilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşıyıcı  çocukta diğer çocuklara karşı yarala­ma, ısırma, tırmalama gibi  saldırgan nitelikli davranış bozukluklarına rastlanıyorsa psikiyat­rik  tedavi uygulanması gerekir. Taşıyıcı çocu­ğun okul arkadaşını enfekte  etmesi ancak ay­nı anda yaralanıp kanları arasında temas meydana gelmesi  ile mümkündür. Psikiyatrik tedavi ile çocuğun davranışları düzeliyorsa  okula dönmesinin sakıncası yoktur.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-2579518344206563742?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/2579518344206563742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/gebelik-ve-cocuklukta-aids-virusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2579518344206563742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/2579518344206563742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/gebelik-ve-cocuklukta-aids-virusu.html' title='Gebelik ve Çocuklukta Aids Virusu'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-3504922620830805912</id><published>2010-12-06T10:03:00.001-08:00</published><updated>2010-12-06T10:03:18.379-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ask ve Seks Hayatinda Aids'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><title type='text'>Ask ve Seks Hayatinda Aids</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Aşk ve Cinsel Hayatta Aids Tehlikesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1985'de  Spiegel dergisinde yayınlanan bir ya­zıda Robert Gallo "AİDS'in  kökeninde seks vardır" diyordu. 1987'de Stern dergisinin  ger­çekleştirdiği büyük bir anket AİDS'in geniş bir kesimin cinsel  alışkanlıklarını değiştirdiğini gösteriyordu. Genel eğilim seksten  vazgeçme şeklindeydi. Görüşmeler, bu hastalığın kişiler­de büyük bir  korku ve bilgi edinme isteği do­ğurduğunu ortaya koyuyordu. Ne  tehlikelidir? Nasıl korunulur? Pek çok insanın cinsel so­runlarını  danışabilecekleri biri yok. Evli kadın­lar eşlerinin başkalarıyla  ilişkisi olabileceğin­den ve bu yolla kendilerine bulaşma olacağın­dan  kuşku duyuyorlar. Alışılmamış ön seviş­me yöntemleri olanlar da önüne  geçilmez bir korku ve suçluluk duygusu içindeler. Kimseye söz  edemiyorlar, çünkü açıklamaları teşhir ol­malarına neden olacak. Gençler  kime güvene­bileceklerini bilmiyorlar. Ama hepsi korunmak için öğrenmek  zorundalar: En iyisi sadakatli bir aşk, ya da prezervatifle güvenli  seks. AİDS seks konusunda gizli kalmış, sözü pek edilmeyen kavramlar  hakkında da konuşmamızı ge­rektiriyor. Çünkü AİDS virüsü tabu tanımıyor.  Bu nedenle bu bölümde belki bu güne kadar duymadığınız kavramlarla  karşılaşacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Safer seks" ne demektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korunmalı seksin İngilizce tanımıdır. Alman­ya'da da İngilizce bu tanım günlük konuşmaya girmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Safer seks" ile "Safe seks" arasın­daki ayrım nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS  virüsü ile enfekte olma olasılığının çok düşük olduğu bütün cinsel  ilişki şekillerine "Safer seks" denilmekte. Bu konuda bir  dere­celendirmeye de gidilmiş. Hiç bulaşma tehlike­si olmayan cinsel  ilişki "Safe seks" olarak ta­nımlanıyor. Yani riskin az olduğu durumlar  "Safer seks", risksiz durumlar "safe seks" ola­rak adlandırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi cinsel ilişki yöntemleri "Safer seks" kapsamındadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Kişiye özel prezervatifle vajinal ya da anal cinsel ilişki. Vajinal  ilişkide sperm öldürücü kayganlaştırıcı kremden de önlem olarak  ya­rarlanmak.&lt;br /&gt;- Fransız usulü-prezervatifle oral cinsel ilişki&lt;br /&gt;- Vajinaya oral temas&lt;br /&gt;- Dil ile öpüşme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişinin "Safer seks" yöntemlerini be­nimsediğini, kendini AlDS'den bu yol­la korumak istediğini belirten bit sembol var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Küçük bir çengelli iğneyi gizli ya da açık taşımak kişinin "Safer  seks"e açık olduğunun uluslararası sembolüdür. ABD'de ayrıcı  homoseksüeller çek kartı for­munda sarı bir kart taşırlar. Üzerinde  "Safer seks" yöntemlerinin yazılı olduğu bu kartın amacı korunmanın  unutulmamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enfeksiyon tehlikesinden yüzde yüz uzak kalmak  istendiğinde hangi tür yakınlaşmalar mümkün? Yani "Safe seks"i hayata  geçirmek nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okşamak, sarılmak, yarasız cilt yüzeylerini  öpmek, öpüşmek, yarasız cilde sürtünmek, karşılıklı elle tatmin  (mastürbasyon), vibratör gibi seksüel yardımcıların kullanımı. Bu  gereç­ler kişiye özel olmalıdır. Dikkat edilecek temel kural enfeksiyonu  taşıyan sperm ya da kanın eşin vücuduna, dolaşım sistemine girişini  ön­lemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlızca tehlikeli grupta yer alan ki­şilerle  (homoseksüel ya da biseksüel erkekler, uyuşturucu bağımlıları, he­mofili  hastaları) cinsel ilişki mi tehli­kelidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Riskli  kişilerle cinsel ilişkide bulunmak­tan çok korunmasız davranmak  tehlikelidir. "Safer seks" yöntemleriyle korunulmadan, ya­bancı  kişilerle yaşanan cinsel ilişki tehlikelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşıyıcı kişinin spermi hastalığı bulaştırıcı mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Cinsel ilişki sırasında farkına varılama­yacak küçük yaralardan etkenin  kan dolaşımı­na karışması halinde enfeksiyonunun bulaş­ma tehlikesi  büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Petting tehlikeli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde hayır. Ama bu  esnada kişinin kanı ya da sperm sıvısı eşinin kanına karışıyorsa  teh­like vardır. Örneğin erkek vajina girişini sür­tünme esnasında  zedeliyor, daha sonra sperm sıvısı bu yerle temas ediyorsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendini tatmin (mastürbasyon) bulaşma tehlikesi taşır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Burada temas kişinin kendi vücut salgı­ları iledir. İnsanın kendi kendine bulaştırıcı ol­ması söz konusu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşıyıcı eşin vajinasını dille uyarmak bana mikrobu bulaştırır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  konuda kesin konuşmak güç. Vajina salgı­sı sperm sıvısına kıyasla daha  az bulaştırıcıdır. Ancak vajinada iltihap ya da adet kanama­sı söz  konusu ise enfeksiyonu bulaştırıcılık söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılıklı mastürbasyon zararlı mı­dır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temelde hayır. Ancak yaralı elle uygulanan masajda bu ele sperm sıvısının bulaşması ile enfeksiyon tehlikesi doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşıyıcı kız arkadaşımın vajinasına parmağımın girişi bana mikrobu bu­laştırır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak parmağınızda açık bir yara söz konusu ise.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinanın dille uyarıldığı durumlarda erkeğin kadına enfeksiyon taşıma olasılığı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükrükte  çok az mikrop bulunduğundan tehli­ke azdır. Virüslerin vajina mukozası  yarasız da olsa vücuda girebileceği hatırlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anal bölgenin dille uyarılmasında en­feksiyon tehlikesi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS  tehlikesi söz konusu değildir. Buna kar­şın dikkatli olunmalıdır.  Salmonella ishali gibi barsak enfeksiyon hastalığı kapmak çok ko­laydır.  Bu sevişme türünde barsak enfeksiyon­larında tipik bulaştırma yolu olan  dışkı-el-ağız yolu çok kısalmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık sık dille öpüşmenin tehlikesin­den söz ediliyor. Ne derecede tehli­kelidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tehlikenin  derecesini tam olarak saptamak mümkün değil. Tükrükte çok az sıklıkta  da ol­sa HIV virüsü bulunduğu belirlenmiştir. Ne ka­dar sert  davranışlardan kaçınılırsa da dil kü­çük bir yara alabilir ve bu çizik  yoluyla virüs kana karışabilir. Ağızdaki taze yaralar, diş etlerindeki  kanamaya eğilimli durumlarda da dikkate alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dille öpüşme yoluyla bulaşan bir AİDS vak'ası var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya üzerinde bugün bu yolla bulaştığı ola­sılığı üzerinde durulan tek bir vak'a vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükrüğün virüse zarar verdiği düşü­nülebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  ABD'de ki bilimsel bir araştırma bunu kanıtlamıştır. Deney tüpünde  yarım saatte tükrük içindeki AİDS virüsü ölmüştür. Bu tür labo­ratuar  deneyleri önemli dayanak noktalarıdır, ama sonuçları derhal canlı  organizmalara mal edilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocam mesleği gereği sık sık  yolcu­luk yapıyor. Benim dışımda başka ki­şilerle de birlikte olduğunu  zannedi­yorum. Bana mikrop bulaştırmasın­dan endişe etmekteyim. Ne  yapabili­rim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorununuzu eşinizle konuşunuz. Yine de  kuş­kularınızı gideremiyorsanız eşinizle korunmalı cinsel ilişki ancak  sizi bulaşmadan uzak tuta­caktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarım büyümekteler. Cinsel yönden aktif olabilecekleri yaşlara ulaştılar. AİDS'den nasıl korunmalı­lar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmek  en iyi korunmadır. Korku ve panik ya­ratmadan onlara AİDS hakkındaki  her şey an­latılmalıdır. Çocuklar AİDS'in başlıca iki yolla bulaştığını  bilmelidirler: Mikrobu taşıyan kanın ya da sperm sıvısının kan  dolaşımına karış­masıyla. Daha büyük olanlar bilmelidir ki, bu­gün artık  cinsellik tedbirsizce, düşünmeksizin denenemez. Bu çok tehlikeli bir  oyun olur. Eş­le AİDS'i, AİDS'e karşı korunmayı konuşacak ölçüde  karşılıklı güven yeniden önem kazan­mıştır. Her iki kişi de daha önceki  deneyimleri­ni açıklamalıdır. Kişiler birbirleri için ilklerse bir  bulaştırma tehlikesi sözkonusu değildir. (Kişi­lerden birine daha önce  kan nakli yapılmış ol­ması veya uyuşturucu bağımlısı olma özelliği kural  dışıdır).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte olmayı düşündüğünüz kişinin hastalığı  taşımadığı düşüncesindeyseniz, daha kesin sonuca götürecek bir yol  izlemelisiniz. Bu kişi sizle birlikte veya kendisi test yaptırmayı  ka­bulleniyor mu? Korunmada önemli bir unsur da kişide sorumluluk  duygusunun gelişmiş ol­masıdır. Bu aynı zamanda başkalarına karşı da  sorumlu davranmayı beraberinde getire­cektir. Ebeveynler gençler  arasındaki ilişkilerin cinsel boyutu olabileceği olasılığı üzerinde  du­rarak prezervatif ve kullanımı konusunda onları aydınlatmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar erkeklerle kıyaslandığında daha çok tehlikede midirler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Kadınlar için tehlike heteroseksüel er­keklere kıyasla daha yüksektir.  Çünkü enfek­siyonu taşıyan sperm aracılığıyla büyük mik­tarlarda virüs  vücuda alınmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüs kadınlara cinsel ilişki sırasında nasıl bulaşır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni  araştırmalar sağlıklı vajina mukozası yo­luyla da AİDS virüsünün  alınabileceğini gös­termiştir. Virüs bu hassas zarı geçerek kan  dolaşımına karışabilmektedir. Bugüne kadar yalnızca mukozadaki yaraların  bulaşmada tehlike yaratacağı düşünülüyordu. Kadınlar homoseksüel  erkeklerde olduğu gibi anal ilişki yoluyla (yunan usulü) veya virüsü  taşıyan bir erkeğe oral seks uygularken de (feliatio ya da fransız  usulü) mikrop kapabilir­ler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adet kanaması döneminde cinsel ilişki kadın için daha tehlikeli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Adet kanaması, tıpkı kanayan bir yara­nın büyük bulaşma tehlikesi  meydana getir­mesi gibi AİDS virüsü HIV için önemli bir giriş kapısıdır.  Bu nedenle kanamalı dönemde cinsel ilişkide bulunulacaksa ve eşin virüs  taşı­madığından emin değilseniz mutlaka prezer­vatif kullanmasını  sağlamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüs taşıyıcısı bir kadınla adet ka­naması olan dönemde cinsel ilişkide bulunmak erkek için de tehlikeli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Virüs normal vajina salgısına kıyasla ka­namalı dönemde çok daha yoğun  olarak bulu­nacağından risk artar. Adet döneminin bir kaç gün öncesinde  ve sonrasında da tehlike yük­sektir. Çünkü bu zaman zarfında da küçük  ka­namalı salgılar söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinada iltihabi bir durum  varsa er­keğin AİDS kapma tehlikesi artar mı? Vagina iltihabı ile AİDS  tehlikesi arasındaki ilişki nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinadaki bir iltihapta  akyuvarlar enfeksiyonla mücadele için iltihap odağında toplanmışlar­dır.  Vajinal iltihaba ait cerahat bu nedenle pek çok bulaştırıcı mikrop  taşır. Bu durumdaki ta­şıyıcı bir kadınla prezervatifsiz cinsel ilişki  er­kek için son derece tehlikelidir. Vajinadaki ilti­hap erkeğe de  bulaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel ilişki sonrası vajinanın yıkan­masının AİDS ile ilişkisi var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bu yıkama işlemine güvenilemez. Bu tür yıkamalarda kullanılmak üzere  hazırlanmış özel losyonların mukozaya zarar vererek bu­laşma tehlikesini  arttırdığı düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli çok sayıda homoseksüelin AİDS'e yakalandığından söz ediliyor. Homoseksüellik nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı cinsten kişiye cinsel anlamda ilgi duymak homoseksüelliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homoseksüellik ne ölçüde yaygın­dır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili araştırmalar yetişkin erkeklerin yüzde beş ila onunun homoseksüel olduklarını ortaya koymuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homoseksüellik nereden kaynaklan­maktadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı  erkeklerin neden yalnızca bir erkeğe, ba­zı kadınların neden yalnızca  bir kadına cinsel ilgi uydukları tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu  özelliğin kalıtsal olmadığı da bilinmektedir. Kökeninin çocuklukta  yaşanan olaylara dayandığı, gençlikte kişiyi homoseksüelliğe yö­nelttiği  teorisi de bir varsayımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homoseksüeller tehlike kaynağı mı­dırlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Homoseksüellik genelde bir ruhsal bo­zukluğu ifade etmez.  Homoseksüeller cinsellik dışındaki alanlarda diğer insanlar gibidirler.  Kendileri gibi düşünmeyenler için tehlike oluş­turmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Travestiler temelde homoseksüel mi­dir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Karşı cinse ait giysileri giymekten hoş­lanan kadın ya da erkeklere bu  ad verilir. Bu eğilim temelde homoseksüellikle bağlantılı de­ğildir.  Kadınların erkeksi pantalon ve ceket giymeleri sık rastlanılır bir durum  olduğundan tepkiyle karşılanmamakta, oysa kadın kılığındaki erkekler  derhal göze batmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biseksüel ne demektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biseksüeller hem erkek hem de kadınla cinsel ilişkiye girerler. Her iki cinse de ilgi duyarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlız erkekler mi biseksüeldir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, bu kavram kadınlar için de geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bugüne kadar biseksüel erkeklerin sayı­sının biseksüel kadınlardan çok olduğu belir­lenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lezbîyenlerin cinsel ilişkileri AİDS açısından daha mı güvenlidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Lezbiyen sevişme yöntemleri olan karşı­lıklı mastürbasyon ve  cunnilingus (yalama) yo­luyla bulaşma olmaz. Bir kaç Amerikalı  lezbi-yenin yapay döllenmede verilen spermlerle hastalığa yakalandıkları  belirlenmiştir. Sado-mazoşist petting yöntemi lezbiyenlerde de  ya­ralanmalara yol açarak, kanlarının birbirine karışmasına neden  olacağından risklidir. Böy­lelikle kişilerden biri hasta ise kanındaki  mikro­bu diğerine bulaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatif AİDS'e karşı koruma sağ­lar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok  büyük ölçüde. Prezervatif kaliteli ise ve doğru kullanılıyorsa AİDS'e  karşı büyük korun­ma sağlar. Daha güvenlikli olan yol prezerva­tifle  birlikte sperm öldürücü krem ya da "Nono-xinol 9" adlı maddeyi içeren  vajinal fitiller kul­lanılmasıdır. Örneğin "Delfen", ya da "Patentex".  Nonoxinol 9'un deney tipinde AİDS virü­sünü öldürdüğü belirlenmiştir.  Diğer etkili krem ya da fitilleri doktor ya da eczacınız önerebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaliteli prezervatiflerin özellikler ne­lerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatiflerde şu özellikler aranmalıdır: Ambalajlarında üretim veya son kullanım tarihi yer almalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatifler  en çok üç yıl içinde satılmak kaydıyla üretilirler. Bu süre aşılırsa  ince lastik bütünlüğünü kaybeder, bu da koruyuculuğun ortadan kalkması  anlamına gelir. Prezervatifler üretim sonrasında elektronik yolla  kontrol edilmiş olarak satışa sunulmalı­dırlar. Sağlam, güvenli  oluşlarından ancak böyle emin olunulabilir.&lt;br /&gt;Prezervatifler gün ışığından korunacak tarzda ambalajlanmış olmalıdırlar. Işık lastiğin yapısı­nı bozar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkıntılı,  pürüzlü yüzeye sahip prezervatif al­mayınız. Eşinizin vajinası tahriş  olabilir. Pre­zervatifi de dikkatsiz kullanıyor iseniz meyda­na gelecek  yara size mikrobu bulaştırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatiflerin teste tabi tutulmala­rı söz konusu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Ürün standartları kurumu "test" adlı der­gilerinin Ağustos 1983  sayısında böyle bir tes­ti açıkladı. Bu testte pek çok marka kaliteli  ola­rak değerlendirildi: Blausiegel ABC, Blausie-gel Hauchdünn, Fromms  Transparent, Lavetra Glyder, R "hauchfein" ve Secura Gold. Yakın bir  gelecekte prezervatifler üzerinde EG-DIN ibarelerinin kullanımı gündeme  gele­cek. Bu -DİN ibaresini taşıyacak prezervatifler en yüksek kaliteyi  ifade edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi kalitede prezervatifler nereden satın alınabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eczane,  parfümeri, süpermarket ile restoran ve umumi tuvaletlerde bulunan  prezervatif otomatlarından. Otomatlardaki prezervatifin iyi kalitede  olup olmadığına ve ambalajının zede­lenmiş olup olmadığına dikkat  edilmelidir. Oto­matlara şişlerle zarar veren, bu arada prezer­vatif  ambalajını da birlikte delen, bunu eğlen­ce kabul eden kimseler vardır.  Boş ambalaj ışığa tutulduğunda varsa bu küçük delikler farkedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anal ilişki için özel prezervatifler var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Homoseksüellerin anal ilişkide kullan­maları için oldukça dayanıklı  yapıda üretilmiş "Hot Rubbers" denen özel prezervatifler var­dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatif ne zaman kullanılmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhsal  nedenler gözönünde bulundurularak ön sevişme öncesinde prezervatif  yerinde bulunmalıdır. Sevişmeyi doruk noktasında kesin­tiye uğratmamak  için bu daha doğru bir yol­dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatif penis tam sertleşmiş hal­deyken mi uygulanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, daha önce Penis kuru olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatif yerleştirilirken nelere dikkat edilmelidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  çok ince maddeye tırnakların zarar verme­mesine dikkat edilmelidir.  Bazı prezervatifler uç kısımlarında bir rezervuara, depoya sahip­tirler.  Bu rezevuara sahip olmayan kondomlar penise yerleştirildiklerinde uç  kısmında bir miktar boşluk kalmasına dikkat edilmelidir. Sperm sıvısı  boşalma sırasında bu kısma do­lacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sperm sıvısı boşaldıktan sonra neye dikkat edilmelidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penis  geri çekilirken prezervatif tutulmalıdır. Aksi halde sperm sıvısı  prezervatiften dışarı taşacak, korunma gerçekleşmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kayganlaştırıcılar iyidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağ  içeren maddeler prezervatifle birlikte kul­lanılmamalıdır. Bunlar  prezervatifi mikroskopla görülebilecek küçük noktalar şeklinde eriterek  korunma görevini bozarlar. Kayganlaştırıcılar suda eriyen maddelerden  imal edilmiş olmalı­dır. "Lubricant", "KY", "Femilind" gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatif iki kez kullanılabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel ilişkide bulunduğum kişi pre­zervatif kullanıyor, aynı zamanda ge­belikten korunmuş sayılır mıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS'e  karşı korunma ile gebeliğe karşı ko­runma birbirinden farklıdır.  Prezervatif şimdilik sadık bir evlilik veya eş ilişkisi olmayan,  seks­ten de vazgeçmek istemeyen kişilerin AİDS'e karşı tek korunma  yoludur. İstenmeyen gebe­likleri önlemede prezervatifler örneğin doğum  kontrol haplarıyla kıyaslandıklarında güvenilir­likleri açısından ancak  üçüncü sırada yer ala­bilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatifle birlikte sperm öldürücü krem kullanmak gebelikten korun­mada etkili midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Bu çift yönlü korunma etkin bir yöntem­dir. Ama yine de doğum kontrol  haplarının ye­rini tutacak bir alternatif olduklar söylenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatif kullanmak istemiyorum. Kendimi korumak için daha başka bir yol yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Prezervatiften vazgeçecekseniz, AİDS mikrobu taşımadığından emin  olmadığınız ki­şilerle cinsel ilişkide bulunmaktan da vazgeç­melisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyaframlarda  kullanıldığı gibi sperm öldürücü fitillerle, gebeliği önleyici kremler  AİDS virüslerine karşı gü­venlik sağlarlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başına  kullanılmaları güvenlik sağlamaz. Sperm öldürücü madde "Nonoxinol 9"un  de­ney tüpünde AİDS virüsünü öldürdüğü belirlenmişse de buna tamamen  güvenilemez. Vi­rüsün bu madde içinde öleceği sürede vücutta çoktan kana  karışmış olabileceği olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır. Vajinadaki  küçük sıyrıklardan hatta sağlıklı vajina mukozasından, adet kanaması  sırasındaki cinsel ilişkide virüs vücuda girişi kolaylıkla  gerçekleştirebilir. Ayrıca virüs vajinada kan, sperm gibi vücut  sıvılarıyla çevrili olduğundan deney tüpüne kıyasla çok daha uzun süre  canlı kalabilir. Prezervatifle birlikte kullanıldı­ğında "Nonoxinol 9"  içeren vajinal fitil ve kremler iyi, emniyetli bir korunma yöntemidir.  Ayrıntılarıyla düşünüldüğünde güvenliksiz yanları da görülür. Bu  maddelerin "Nonoxinol 9" u yeterli konsantrasyonda içermeleri gere­kir.  "Patentex" fitil ve "Delfen" kremlerde oldu­ğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinal fitil ve kremlerde AİDS virü­sünü öldürücü başka maddeler var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Kayganlıştırıcı kremlerin bazılarında di­ğer bir etkili madde olan  benzalkonium klorit bulunur. Ama bu tür kremler Almanya'da  satıl­mamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı ülkelerde prezervatifle beraber  kul­lanmak üzere sperm öldürücü krem arayanlar "Nonoxinol 9"  bulamadıklarında, benzalkonium klorit içeren krem bulmaya  çalışmalıdırlar. Fransa, İskandinavya ülkeleri, Kanada ve ABD'de bu  kremlerden bulmak mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anal ilişkide AİDS virüsünün  öldürü­cü etkisinden yararlanmak için pre­zervatifin yanısıra spermisid  (sperm öldürücü) kremlerden yararlanılabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Virüs  öldürücü kabul edilen Nonoxinol 9 ve benzalkoniumklorid vajina için  önerilen maddelerdir. Bugüne kadar bu maddelerin barsak duvarını tahriş  edip etmedikleri, bu yol­la vücuda girerek zararlı etki yapıp  yapmadık­ları aydınlatılamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homoseksüellerin anal ilişkisinde her iki kişi için de tehlike aynı büyüklükte midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Pasif rolde olan kişi enfeksiyonu taşıya­bilecek sperm sıvısını vücuduna aldığından daha çok tehlikededir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısır bir erkek AİDS taşıyıcısı olabilirmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Vazektomi (kısırlaştırma operasyonu) geçirse bile vücudunda AİDS virüsü  bulunan kişi yine hastalığı bulaştırıcıdır. Çünkü virüs sadece spermin  kendisinde değil, boşalmayı sağlayan prostat salgısında da  bulunmaktadır. Kısırlaştırma işlemi ejakülasyonu gerçekleşti­ren bu  sıvıyı ortadan kaldırmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peep Show kabinlerinde yerler ge­nellikle sperm sıvısıyla kirletilmiş durumda. AİDS'le bir ilgisi var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Sperm sıvısı açık bir yarayla temas et­miyorsa bulaşma tehlikesi söz konusu ola­maz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok eşliliğin yaşandığı parti ve klüpler ne ölçüde tehlikelidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prezervatif  kullanılmadığı takdirde tehlike bü­yüktür. Bu tür yerlerde pek çok  fahişe ve ortak enjektör kullanımı ile hastalık etkenini almış  uyuşturucu bağımlısı ile karşılaşılır. Bu yerler aracılığıyla hastalık  risk gruplarından halkın diğer kesimlerine yayılma gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendim  böyle özel bir klüp kurmayı, buraya AİDS testi negatif olmayan kişileri  kabul etmemeyi düşünüyo­rum. Bu bir çözüm sayılabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bu görünümsel düzeyde kalmış bir ted­bir olur. Kapıda durup gelenlerin  test sonuçları tek tek kontrol edilse de sonuç alınmış olmaz. Çünkü  negatif test sonucu kişinin son dört ila altı hafta içinde enfeksiyonu  alıp almadığını göstermez. Virüs alındıktan ancak dört ila altı hafta  sonra kanda antikor oluşur, yani teste yanıt meydana gelir. Bu nedenle  kişiye dört ile altı hafta sonra tekrar test uygulamak ve ara­daki zaman  zarfında cinsel ilişkide bulunma­mış olmasını sağlamak gerekir ki, bu  kimse için mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerde pozitif test sonuçlu  kişi, pozitif test sonuçlu eş arıyor ilanları­na rastlıyorum. AİDS  taşıyıcısı iki ki­şi hastalık öncesinde olduğu gibi korunmasız cinsel  ilişkide bulunabilirler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. AİDS taşıyıcıları da  prezervatif kullan­malıdırlar. Tehlikeli seks sonucu yeni virüsler  vücuda girer. Vücuda giren virüs sayısındaki artış, taşıyıcı olan  kişinin hastalığa yakalanma şansını arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fahişeler resmi kontrole tabiler. Hastalığı bulaştırma tehlikeleri var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Sağlık Bakanlığının bu kişilere uyguladı­ğı antikor testi bulaşmayı  izleyerek en erken dört ila altı hafta sonra sonuç verir. Fahişelerle  prezervatifsiz cinsel ilişki rus ruletine benzer. Kadın daha önce  birlikte olduğu pek çok kişi­den AİDS virüsünü almış olabilir. Kişilerin  ko­runmasız böyle bir tehlikeyi nasıl göze alabil­dikleri,  güvenliklerinin olmadığı bir durum için nasıl bunca para  harcayabildikleri şaşırtıcıdır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı ancak kayıtlı  fahişeleri kontrol edebilmektedir. Uyuşturucu sağlamak için gizli  fahişelik yapanları kontrol edebilmek mümkün olmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fahişeler mutlaka prezervatif kullan­dırmalı mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle. Fahişeler çok sayıda yabancıyla ilişkide bulunduklarından tehlike büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadomazoşist sevişme alışkanlıkla­rım var. Birlikte olduğum kişinin idra­rınıın ağzıma püskürmesi tehlikeli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  yolla bulaşma tehlikesi az olsa bile, bunun enfeksiyon kaynağı  olabileceği eşle konuşul­malı, kuşkulu bir durum varsa bu teknik  terkedilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç çamaşırı fetişistiyim. Kullanılmış kadın çamaşırları bana hastalığı bu­laştırır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çamaşırlar kanlı değillerse ve açık yarayla kanlı çamaşırlar temas etmiyorlarsa hayır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7590242530787447532-3504922620830805912?l=saglikbilgilerim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/feeds/3504922620830805912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ask-ve-seks-hayatinda-aids.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3504922620830805912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7590242530787447532/posts/default/3504922620830805912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikbilgilerim.blogspot.com/2010/12/ask-ve-seks-hayatinda-aids.html' title='Ask ve Seks Hayatinda Aids'/><author><name>Yaşar Güner</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='30' src='http://1.bp.blogspot.com/_LW_RiQZEqQg/TQ_y1WXWUTI/AAAAAAAAAF8/KzL8Dmhqzj4/s1600-R/2vhuf5w.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7590242530787447532.post-5880112233714190194</id><published>2010-12-06T10:02:00.003-08:00</published><updated>2010-12-06T10:02:48.868-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sosyal Yasamda Aids Bulasmasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aids Hastalığı'/><title type='text'>Sosyal Yasamda Aids Bulasmasi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Sosyal Yaşamda Aids Tehlikesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş  zamanları değerlendirme, daha çok sağ­lıklı yaşam amacına yöneldi. Pek  çok kişi iş sonrası spor yapabilecekleri yerlere, squash merkezlerine,  tenis alanlarına, vücut geliştir­me salonlarına, sonrasında ise saunaya  gide­rek rahatlamayı yeğliyor. Buralardaki yakın vücut teması ise pek  çok spor meraklısının hevesine gölge düşürmekte. Bu yerler AİDS  etkeninin kolaylıkla bulaşabileceği yerler mi­dir? AlDS'li oranı yüksek  tatil ülkeleri, örneğin Kenya, rezervasyonların iptali ile karşı  karşı­yadır. Pek çok turist Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında  düzenlenen fotosafarilere artık imrenerek bakmıyor. Çünkü tehlikeli  maymun türü, ya da sivrisinekler aracılığıyla hastalık kapmaktan  korkuyorlar. Kimileri, özellikle ço­cuklu aileler evlerinde besledikleri  kedi ve kö­peklerin durumunu da kuşkuyla gözden geçirmekteler. Sık  gittikleri restoranın garson ve barmeninden de şüpheliler. Bir hristiyan  gele­neği olan "Abendmahl" de düşündürücü bulu­nuyor. Protestanlar bu  geleneğe özgü ortak kupadan içki içmek anlayışının devam edip et­memesi  gerektiğini soruyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşku içinde olanlar genellikle  kendilerini te­dirgin edenin ne olduğunu da tam olarak bilememekteler.  Boş zamanları değerlendirmede keyfimizi kaçıran, bizi kuşkuya iten  düşüncele­rin çoğu anlamsızdır. Çok az spor türünde tehlikeye neden  olacak kanayan yara meyda­na gelmektedir. Hangi spor türlerini  korkusuz­ca yapabileceğimiz, ne zaman tehlikede ola­cağımız konusunda bu  bölümde bilgi veril­mektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halka açık yüzme havuzundan AİDS bulaşabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Halka açık yüzme havuzları şüphe gö­türmez şekilde dezenfekte  edilmektedir. Bu dezenfeksiyon sadece AİDS değil, diğer pek çok daha  dirençli hastalık etkeni de gözönünde bulundurularak yapılmaktadır.  Kesin olarak emin olmak istiyorsanız havuz sorumlusundan bilgi alınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dezenfeksiyon işlemi denetlen­mekte midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.  Genellikle Sağlık Bakanlığı'na bağlı gö­revlilerce. Bu kişiler düzenli  olarak su örnekleri almakta ve gereken kontrolleri yapmaktadırlar.  Havuzun dezenfeksiyon işlemlerinin kaydedil­diği bir defterin tutulması  da zorunluluktur. Bu defterlerde düzensizlik dikkati çekerse yetkili­ler  sıkı denetim uygularlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün yüzme havuzları denetlenmek­te midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halka  açık, giriş için ücret talep edilen havuz­lar için bu sorunun yanıtı  evettir. Özel havuz­lar, örneğin klüplere ait olanlar kontrole tabi  değildirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halka açık termal havuzlardan (kap­lıcalardan) AİDS virüsü alınabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bu havuzların da diğer halka açık yüz­me havuzlarında olduğu gibi  dezenfekte edil­me zorunluluğu vardır. Şüpheleriniz varsa so­rumlu  kişiden bilgi alınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sauna ya da buhar banyolarında has­talığın bulaşma tehlikesi var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Sauna ya da buhar banyolarında ısı vi­rüsü öldürecek güçtedir. 56°C'nin üzerinde HIV (AİDS etkeni) ölür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halka açık plajlarda tehlike var mı­dır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Deniz gibi büyük bir su kütlesi olasılığı en aza indirger. Kişi açık  yara ile bile denize girse mikropla yarasının temasa gelmesi çok uç bir  olasılıktır. Bu nedenle bu durumda an­cak teorik bir tehlikeden söz  edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hristiyan geleneği "Abendmahl'de kullanılan çanak virüsü bulaştırıcı olabilirini?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bardak ve yemek takımlarının ortak kullanımından bugüne kadar bulaşma  meydana geldiği saptanamamıştır. Ağız yoluyla bula­şabilecek diğer  enfeksiyon hastalıklarını önle­mek için protestan kiliselerinde bardağı  çevi­rerek içmek ya da çalkalayıp içmek anlayışı gelişmiştir. AİDS  tehlikesinden söz edilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev hayvanları AİDS taşıyıcısı olabilir­ler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bugüne kadar kendiliğinden ya da de­neysel amaçla ev hayvanlarına insan  için son derece tehlikeli olan AİDS virüsünü bulaştır­mak mümkün  olmamıştır. Virüs, diğer canlılar­da değil, insan vücudunda  yaşayabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern hava taşımacılığı geliştikten sonra  hastalık etkenlerinin daha ça­buk yayılma gösterdiğinden söz edili­yor.  Jetlerde bulaşma kaynakları var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Özellikle tatil  amacıyla uçmak sosyal temas olanaklarını arttırıyor. İnsanlar  birbirle­riyle konuşuyorlar, el sıkışıyorlar, ya da birbiri­nin yanağına  öpücük konduruyorlar. Birlikte yemek yeniliyor, belki de aynı bardaktan  içili­yor, tuvalete gidiliyor, aynı kulaklık kullanılıyor. Bunları  hiçbirisi tehlikeli değil. Ama uçaktaki komşunuzla tatil yerine  ulaştığınızda korun­masız birlikte gecelemek elbette riskli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS etkeni bütün dünyaya yayılmış durumda mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal  seyahat trafiğiyle ulaşılabilen bütün ül­kelerde AİDS'e  rastlanmaktadır. Ama hastalık değişik yerlerde değişik sıklıkta  karşımıza çık­maktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi ülkelerde HIV adlı virüse daha sık rastlanmaktadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika  Birleşik Devletleri'nde, Karayibler ve Afrika'nın Kenya, Zaire ve  Uganda gibi ülkele­rinde pek çok insanın bu virüsü taşıdığı  bilin­mektedir. Bu nedenle merkezi Afrika'da olan bir AİDS kuşağından  sözedilmektedir. Avru­pa'da da adı ve cilt rengi dışında tanımadıkları  kişilerle cinsel ilişkide bulunanlar tehlikededir­ler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinde du­rum nasıldır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu  Avrupa ülkelerinden bugüne kadar çok ender enfeksiyon hastalıkları ve  diğer hasta­lıklar konusunda bildirimde bulunulmuştur. Mart 1987  ortalarına kadar Doğu Almanya'da HIV taşıyan 14 kişi bildirilmiştir.  Yakın ve uzak doğuda görülen belli ölçüdeki yayılmanın da­ha çok bu  ülkelere ulaşan ABD etiketli kan konserveleri yoluyla olduğu  düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kanlar ve ürünleri test yapılmayan döneme  aittir. Buna karşın İsrail, Mısır, Türkiye gibi yakın doğu ülkeleriyle,  Taylan, Seylan, Hindistan, Malezya gibi uzakdoğu ülkelerine yapılacak  tatillerde bu ülke insanlarıyla kurulacak yakın ilişkilere dikkat  edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS'e sık rastlanan ülkelerde iç ra­hatlığıyla tatil yapılabilir mi? Örneğin Kenya'da safari yapmak nasıl bir dü­şünce?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  ülkelerde tatil yapılabilir. Gidilen ülkelerde yeni tanışılan kişilerle  veya seyahat grubun­dan yeni tanıştığımız kişilerle korunmasız cin­sel  ilişkide bulunmanız tehlike getirir. Safari­den veya bir deniz kenarı  tatilinin vereceği ke­yiften AİDS korkusu nedeniyle fedakarlıkta  bu­lunmak gereksizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tropikal ülkelerde ya da Afrika'da bir tatil düşünülüyor. Sivrisinek ya da di­ğer sokan hayvanlar virüsü taşırlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bugüne kadar sivrisinek sokmasıyla AİDS'e yakalanan insana  rastlanmamıştır. Bu "sivrisinek teorisi"ne karşı tek kanıt değildir.  Amerika'da geniş bataklık alanları, dolayısıyla binlerce sivrisineğin  yaşadığı bölgeler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin Florida. Hastalık sivrisinekler  aracılı­ğıyla taşınıyor olsaydı, buralarda sivrisinekler tarafından en  çok ısırılanların, örneğin çocuk­ların hasta olmaları gerekirdi. Ama  durum böyle değil. ABD'nin diğer eyaletlerinde oldu­ğu gibi Florida'da  da sekiz yıldan bu yana özellikle homoseksüeller, ilaç bağımlıları ve  kan nakli yapılanlar bu hastalığa yakalanmak-talar. Nedeni ise bu  virüsün insan kan ve sperminde çoğalması, sivrisinek gibi daha ba­sit  canlı türlerinin kanlarında çoğalamaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil maymun tarafından ısırılmam tehlike doğurur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Bu maymun türünün virüsün insanlara bulaşmasına aracılık ettiği  başlangıçta sözü edilen bir şüpheydi. Kanıtlanmamıştır. AİDS etkeni HIV  yanlızca insan vücut sıvılarında ve­ya laboratuar koşullarında benzeri  bir ortam sağlandığında üremektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hobi olarak futbol  oynuyorum. Büyük turnuvalarda takımlar arasında for­ma değiştirmek bir  gelenek. Tedir­ginlik duymakta haklı mıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Sorun yaratacak bir durum yoktur. Ter yoluyla bulaşma olmaz. Forma değiştirme zevkinden kendinizi mahrum etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor sonrası ortak duş kullanmak, suların sıçraması bulaşma tehlikesi­ni beraberinde getirir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle  hayır. Duş temiz değilse ayak man­tarı kapabilirsiniz belki; ama AİDS  değil. Ter bulaştırıcı değildir, üstelik sağlıklı deri yoluyla virüs  vücuda giremez Biri ağzını suyla doldu­rup üzerinize püskürterek  şakalaşsa bile tedir­gin olmanız gerekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boks karşılaşmalarında önemli yara­lanmalar olabiliyor, genellikle rakibin teri yüzünüze sıçrayabiliyor. Tehlike­li midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tehlike  büyük olmamakla birlikte gözardı da edilmemelidir. Her iki boksörde  kanamalı yara meydana gelmiş ve yaraları birbirleriyle temas etmişse  enfeksiyon meydana gelmiş olabilir. Elbette söz konusu iki kişiden biri  AİDS virüsü taşıyorsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut geliştirme salonunda spor ya­pıyorum. Çalışırken ter adeta akıyor. Mikrop bulaşabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Ter enfeksiyon kaynağı değildir. Virüs yalnızca vücut sıvılarında  yaşayabildiğinden, sentetik deri kaplı bir oturma yeri veya aletin  sentetik deri kaplı kolu bulaştırıcı olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solariumda bulaşma olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır,  bir tehlike söz konusu değildir. İki yön­den aynı anda bronzlaştıran  sandviç solarium aletlerinde sizin için yeni yayılmış bir folyo üzerine  yatmaya dikkat edin. Böylelikle kendi­nizi diğer bulaşıcı hastalık  etkenlerinden, -Süpüratif bakterilerden korumuş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime plajda güneşlenmek için hasır kiralıyorum. Tehlikeli mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİDS açısından tehlikeli değil. Yine de hijyenik nedenlerle tedbir olarak kendi havlunuzu hası­rın üstüne seriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıplaklar kampı üyelerinin özel bir önlem almaları gerekir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıplaklığı  yeğleyen kişilerin özel bir tedirginlik duymalarına gerek yoktur.  Diğerleriyle birlikte plajda diledikleri biçimde bulunmalarına engel bir  durum sözkonusu değildir. Mayolu yüzücü­ler için geçerli olan kurallar  geçerlidir onlar için de: Yanlızca cinsel ilişki, uyuşturucu  bağımlı­larının mikroplu enjektörlerini ortak kullanım hastalık  tehlikesi taşır. Çıplak denize girmeyi yeğlemenin AİDS'le ilişkisi  yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüsü taşıyan kişiye ait havluyu kullanmak bulaştırıcı mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  AİDS virüsleri vücut dışı ortamda çabu­cak ölürler. Canlı virüslerin  sağlam deriye te­masları da bulaşma meydana getirmez. Yara­sız, sağlıklı  cilt virüsler için prezervatiften de daha az geçirgendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Restoranda homoseksüel bir aşçı ça­lışıyor. Bulaştırıcı olacağından kork-mam doğru mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.  Homoseksüel olan her kişi AİDS hasta­sı demek değildir. Homo ya da  heteroseksüel AİDS taşıyıcısı bir aşçının bulaştırıcı kabul edilip  edilmeyeceği uzmanlar tarafından tartı­şılmaktadır. Alman Bulaşıcı  Hastalıklar Kanunu'nda bir aşçının hangi sağlık nedenleri ile  çalışmasının yasaklanacağı belirtilmiştir. HIV enfeksiyonu bugüne kadar  çalışma izninin ip­taline neden olmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grubumuzda aynı  kadehten içki içme alışkanlığı var. Kadeh elden ele dola­şıyor ve herkes  birbiri ardına aynı ka­dehten 'içki içiyor. Bu alışkanlık AİDS'e karşın  sürdürülebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. AİDS bu alışkanlığı terketmek için bir neden değil. Aynı bardağı kullanmak bulaştırı­cı değildir.&lt;br /&gt;
